Susurluk olayı Ana Sayfa | Susurluk Raporu (Kutlu Savaş) | Susurluk Raporu (TBMM)
| Susurluk Raporu (Sönmez
Köksal)
SUSURLUK RAPORU - SÖNMEZ KÖKSAL
Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde hazırlanan Susurluk Raporu'nun medyaya
bildirilmiş şeklidir
1. Sayın Başbakanımızın, devlet içinde yasadışı özel örgütlenmeye gidilmesi ve
bunlar aracılığı ile yasadışı eylemler yaptırılması konusundaki ilgi (a)
emirlerinin alınmasını müteakip gerekli araştırmalara başlanılmıştır.
2. Takdir buyurulacağı gibi MİT Müsteşarlığı'nın, vuku bulmuş, kamuoyuna mal
olmuş ve yargı organlarına intikal etmiş olay ve iddiaları, diğer yetkili,
görevli ve sorumlu kuruluşları bir kenara iterek araştırma ve soruşturma yetkisi
bulunmamaktadır. Esasen açığa çıkmış bu tür olay ve iddiaların kovuşturulması,
güvenlik kuvvetlerimizin (emniyet ve jandarma) ve ilgili yargı organının görev
alanında bulunmaktadır. Doğal olarak araştırmaya müstenit bilgi, belge ve
ipuçlarının da anılan kuruluşlarda bulunması esasen yasal bir zorunluluktur.
3. Bu itibarla olay, olaya bağlı olarak ortaya atılan iddialar ve bunlara adları
karışanların durumları; ilgi emir ekinde intikal ettirilen dosya münderecatı ile
kayıtlarımızda yer alan bilgiler çerçevesinde incelenmiştir. İddialara konu olan
şahıslar hakkında önceden kayıtlarımıza intikal etmiş bilgiler ise
müsteşarlığımız görev alanına giren çalışmalar sırasında, bu çalışmalarımızla
ilgili faaliyetler ölçüsündeki hususları kapsamaktadır.
Yukarıda arzedilen esaslar çerçevesinde yapılan inceleme sonuçları bir dosya
halinde ekte sunulmuştur. Arzederim.
Sönmez Köksal
Müsteşar
Ekler:
Ek 1: Dosya (1 adet)
Konu başlıkları
1 GİRİŞ
2 Olayın Cereyanı
2.1 Kaza sonrası Bucak'a ait otoda bulunan silah ve dokümanlar.
2.1.1 Çatlı'nın üzerinde bulunanlar:
2.1.2 06 AC 600 plakalı otoda bulunanlar:
3 OLAYA ADI KARIŞANLAR
3.1 Kazada yer alanlar:
3.2 Tartışmalarla Gündeme Gelen Şahıslar
4 ŞAHISLAR ARASI İLİŞKİLER
5 İDDİALAR
5.1 Çiller Örgütü iddiaları
5.1.1 Örgütün Yapısı ve Kadrolarına İlişkin İddialar:
5.1.2 Örgütün mafya ile bağlantısına ve tetikçi kadrolarına ilişkin iddialar:
5.2 Diğer iddialar
5.3 İddialardan doğrulananlar:
5.3.1 Çatlı'nın sahte kimlik kullandığı iddiası:
5.3.2 Çatlı'nın eroin kaçakçılığı yaptığı iddiası:
5.3.3 Çatlı'nın emniyet mensupları ile ilişkisi olduğu iddiası:
5.3.4 Mehmet Ağar'ın Haluk Kırcı ile iltisakının bulunduğu iddiası:
5.3.5 Çatlı'nın 12 Eylül 1980 öncesi Ağca ile ilişkisi olduğu iddiası:
5.4 Araştırılmasında fayda görülenler:
5.5 Üzerinde Durmaya Gerek Olmayan İddialar:
6 SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
6.1 Tolga Şakir Atik:
6.2 Ömer Lütfü Topal:
6.3 Sedat Demir:
6.4 Nurullah Tevfik Ağansoy:
6.5 Medet Serhat:
6.6 Adnan Yıldırım:
6.7 Hacı Karay:
6.8 Savaş Buldan:
6.9 Yusuf Ekinci:
6.10 Behçet Cantürk:
6.11 Sedat Edip Bucak:
6.12 Mehmet Ağar:
6.13 Abdurrahman Buğday:
6.14 Haluk Kırcı:
6.15 Ayvaz Gökdemir:
6.16 Ali Yasak (Drej Ali):
6.17 Hüseyin Duman:
6.18 Mustafa Deniz:
6.19 Neval Boz:
6.20 Askar (Asko) Simitko:
6.21 Lazem (Lazım) Esmaeili:
6.22 Fethullah Gülen:
GİRİŞ
03 Kasım 1996 günü saat 19.25 sularında Balıkesir Bursa karayolu
Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazası Türkiye
genelinde büyük bir tartışma ortamı yaratmıştır. Kaza sırasında otomobilde
bulunanların kimlikleri, meslekleri ve konumları, medyanın konuyu sahiplenmesi,
tartışmaları giderek tırmandırmış, basının isimlendirmesiyle tartışmalar
``devlet mafya siyaset üçgeni etrafında yoğunlaşmıştır.
Tepki ve tartışmalar, siyasi zeminde de etkili bir şekilde işlenmiş, devletin
var olduğu öne sürülen bazı tasarruflarından hareketle devlet ve devletin bazı
kurumlarını irdeleyen nitelik kazanmıştır. Olay giderek kendi boyutlarını aşmış,
siyasi, sosyal güvenlik ve psikolojik açıdan Türkiye gündemindeki en ağırlıklı
konu haline gelmiştir.
Olayın Cereyanı
DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak, İstanbul Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli
Abdullah Çatlı ile 1970 doğumlu Gonca Us 01 Kasım 1996 günü akşam saatlerinde
Kuşadası Onura Otel'e gelmişlerdir. Bucak'a ait 06 AC 600 plakalı Mercedes marka
otomobille Hüseyin Kocadağ yönetiminde İstanbul'a gitmek üzere yola çıkan grup,
3 Kasım 1996 günü saat 19.25 sularında Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde
benzin istasyonundan yola çıkan Hasan Gökçe yönetimindeki 20 RC 721 plakalı
kamyona çarparak trafik kazası yapmıştır.
Kaza sonucu 06 AC 600 plakalı otoyu kullanan Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte
kimlikli Abdullah Çatlı ile Gonca Us hayatını kaybetmişler, milletvekili Sedat
Bucak ise yaralı olarak kurtulmuştur. Kazada kamyon şoförü Hasan Gökçe asli
kusurlu görülmüş ve sorgusunu takiben 04.11.1996 günü tutuklanmıştır.
Kaza sonrası Bucak'a ait otoda bulunan silah ve dokümanlar
Çatlı'nın
üzerinde bulunanlar:
Yapı Kredi Bankası kartı
Yapı Kredi Bankası Visa kartı
Fatura bilgi kardı
Barclays Visa kartı
İstanbul Ticaret Odası Üye Kimlik Kartı
44.500.000 TL., 29 adet 100 ABD Doları, 305 DM.
Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sürücü belgesi.
Mehmet Özbay adına, Emniyet Genel Müdürlüğü'nce düzenlenmiş Mehmet Ağar imzalı
Emniyet Genel Müdürlüğü uzmanı belgesi.
06 AC 600 plakalı otoda bulunanlar:
930647 seri nolu 9 mm. çapında
Saddam marka tabanca ile bu tabancaya ait şarjör, 9 adet mermi.
U544265 seri nolu 9 mm. çapında Baretta marka tabanca ve bu tabancaya ait 2 adet
şarjör ile 10 adet mermi.
L534618 seri nolu 9 mm. çapında Baretta marka ve bu tabancaya ait bir adet
şarjör ile 45 adet mermi.
B178902 seri nolu 9 mm. çapında Baretta marka ve bu tabancaya ait bir adet
şarjör ile 10 adet mermi.
A925710 seri nolu 22 Calibre Baretta marka tabanca ve bu tabancaya ait 2 adet
şarjör ile 12 adet mermi.
22 Calibre tabancaya ait susturucu.
21995 seri nolu 9 mm. çapında MP 5 makinalı tabanca ve 2 adet şarjör.
C42952 seri nolu 9 mm. çapında MP 5 makinalı tabanca, iki adet şarjör ve 82 adet
mermi.
13 adet 7.62 mm. çapında BKC (Biksi) mermi.
100 adet 5.56 mm. çapında mermi.
8 adet 22 Calibre mermi.
Çeşitli markalarda 3 adet cep telefonu.
Bir adet ışıldak.
2 adet şifreli kilitli çanta, içerisinden; 19 kalem temizlik eşyası, 2 adet
İnternational Hospital üye kartı, cep bilgisayarı ve değişik kredi kartları.
06 AC 600 plakalı araç adına düzenlenmiş, Sedat Edip Bucak adına onaylı 0514
seri nolu TBMM araç giriş kartı ve 46 kalem muhtelif eşya ve belge.
06 EMR 15 plakalı araç adına düzenlenmiş Uluç Gürkan adına onaylı 1070 seri nolu
TBMM giriş kartı.
34 NUL 63 sayılı iki adet sac plaka
ele geçirilmiştir.
Öte yandan, Sedat Bucak kaza sonrası basına yaptığı açıklamalarda; her an ölüm
tehdidi altında olduğunu, bu yüzden devamlı silah taşıdığını, arabadaki
silahların kendisine ait olduğu, bunları PKK ile yaptığı mücadelede kullandığı,
ancak arabada bulunan susturucularla bir ilgisinin olmadığı, bahse konu
susturucuların kaza sonrası arabaya konulduğu, bunun kendisine karşı hazırlanan
bir komplo olduğu hususlarına değinmiştir.
Öte yandan, Sedat Bucak, DGM Savcısı'na, Meclis lojmanlarındaki evinde verdiği
ifadede; kaza sonrası arabada bulunan silah ve susturucular hakkında hiçbir
bilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.
OLAYA ADI KARIŞANLAR
Kazada yer alanlar:
Kaza yapan 06 AC
600 plakalı Mercedes marka oto içerisinde bulunanlardan milletvekili Sedat Edip
Bucak, emniyet mensubu Hüseyin Kocadağ ve Abdullah Çatlı'ya ilişkin olarak
kayıtlarımızda yer alan dosya bilgileri EK 1'de sunulmuştur.
Üner ve Gül kızı 1969 İzmir doğumlu Gonca Us hakkında kayıtlarımızda herhangi
bir bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca olay sonrasında sürdürülen araştırmalar
kapsamında, Abdullah Çatlı için 3 Ağustos 1994 tarihinde, Mehmet Özbay adına
düzenlenmiş sahte talep formu tanzim edilerek Maliye Bakanlığı'na bağlı, birinci
derece kadrodan Maliye müfettişi gösterilmek suretiyle hususi damgalı pasaport
talebilnde bulunduğu ve İçişleri Bakanlığı'nca adına TR A 245202 seri numaralı
hususi pasaport düzenlendiği anlaşılmıştır.
Tartışmalarla Gündeme Gelen Şahıslar
İleri sürülen iddialarda ismi
geçen ``59 şahıstan ``17si halen hayatta bulunmamaktadır. 9'u yalnızca isimleri
ile tanınan 59 kişiden; 4'ü politikacı, 4'ü işadamı, 14'ü mafya ile bağlantılı
oldukları ileri sürülen eski ülkücü, 5'i TSK mensubu, 13'ü emniyet mensubu, 1'i
din adamı, 1'i MİT mensubu, 1'i MİT'le bağlantılı olduğu iddia edilen şahıs,
2'si İran orijinli şahıs, 8'i mafya bağlantılı ve eroin kaçakçısı oldukları
iddia edilen şahıs, 1'i şoför, 1'i PKK itirafçısı, 1'i Suriye orijinli bayan,
2'si Kürt orijinli avukat, 1'i genelev işletmecisi konusunda bulunmaktadır.
ŞAHISLAR ARASI İLİŞKİLER
Yapılan araştırma sonucunda kazaya karışan
şahıslara ilişkin olarak, resmi görevli şahısların görevlerinden kaynaklanan
doğal irtibatları dışında, bugüne kadar birbirleriyle, olay ve sonrasındaki
iddialar doğrultusunda iltisakları bulunduğu yolunda herhangi bir bilginin
kurumumuza intikal etmediği görülmüştür. Buna karşın basında yer alan bilgilerle
mütalaa edildiğinde, iddialarda isimleri geçen şahıslar arasında Tansu Çiller,
Özer Çiller, Mehmet Ağar, Haluk Kırcı, Sedat Bucak, İbrahim Şahin, Korkut Eken,
Hüseyin Baybaşin ile halen ölü bulunan Abdullah Çatlı, Ahmet Cem Ersever ile
Tarık Ümit önem arzetmektedir. Bahse konu şahıslar arasında var olduğu iddia
edilen ilişkiler ve bu şahısların gerçekleştirdiği eylemler, genel olarak
şematize edilerek EK 4'de sunulmuştur. Ayrıca, olaya adı karışan şahıslara
ilişkin basında çıkan iddialar ve bu şahısların ilişkileri ayrı ayrı şematize
edilmek suretiyle EK 5'te sunulmuştur.
İDDİALAR
(İddialar basında veya id dianın yer aldığı kaynakta
bulunduğu şekliyle aktarılmıştır.) İddiaların ayrıntıları EK 6'da sunulmaktadır.
Aşağıdaki maddelerde iddialar başlık olarak sıralanmaktadır.
Aydınlık Dergisi'nin 22 Eylül 1996 tarih ve 483 sayılı, 17 Kasım 1996 tarih ve
491 sayılı, 24 Kasım 1996 tarih ve 492 sayılı nüshalarında yer alan iddialar;
Çiller Örgütü iddiaları
DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, bazı MİT ve
emniyet mensupları ile ülkücülerin içerisinde yer aldığı Özel Suç Örgütü
kurmuştur.
Anılan örgüt mensuplarınca, kendi aralarında, özel büro olarak adlandırılan,
Çiller Özel Örgütü, CIA ve MOSSAD ile bağlantılıdır.
Örgütün Yapısı ve Kadrolarına İlişkin İddialar:
700 kişiden oluşan
Özel Büro içerisinde; DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Özer Çiller, Mehmet Ağar,
MİT Müsteşar Yardımcısı ve Kontr Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Emniyet Genel
Müdürlüğü Müşaviri, Emekli Albay Korkut Eken, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim
Şahin, ülkücü mafya şeflerinden Alaattin Çakıcı, Abdullan Çatlı bulunmaktadır.
İddia edilen Özel Büro'nun yapısı ve kadrolarına ilişkin şema EK 7'de
sunulmuştur.
Örgütün mafya ile bağlantısına ve tetikçi kadrolarına ilişkin iddialar:
Örgütün, A. Çatlı liderliğindeki ülkücü grup ile ilişkileri
Örgütün, 6. Filo isimli ülkücü grupla ilişkileri.
Örgütün, Söylemez çetesi ile olan ilişkileri.
Örgütün eylemlerine ilişkin iddialar:
Haydar Aliyev'i devirme operasyonu.
Çeçenistan'a müdahale ve Avrasya feribotunun kaçırılması.
M. Ağar'ın uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin ile bağlantısı.
Özer Çiller'in nükleer madde kaçakçılığı yapması.
Manukyan'a suikast girişimi.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in öldürülmesi.
Cem Ersever ve arkadaşlarının öldürülmesi.
Askar Smitko ve Lazım Esmaeli'nin öldürülmesi.
Behçet Cantürk ve arkadaşlarının öldürülmesi.
Tarık Ümit'in öldürülmesi.
Avukat Yusuf Ekinci, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım ve Medet Serhat'ın
öldürülmeleri.
Tevfik Ağansoy'un öldürülmesi.
Haluk Kırcı Fethullah Gülen ilişkisine dair iddialar
1994 yılından itibaren Ankara'daki gazinolardan, kumarhanelerden, barlardan
haraç toplamaya başlamıştır.
Devletten adamları için milyarlarca liralık yardım alan Bucak Aşireti'nin adam
sayısını abarttığı ileri sürülüyor.
Askerlik yapmak istemeyen kaçakçıların, para karşılığı Bucak Aşireti'nden korucu
kimlikleri aldıkları ve askerliklerini aşiretin belirlediği bir yerde, geçici
köy korucusu olarak tamamladıkları söyleniyor.
Sedat Bucak hastaneden çıkartıldıktan sonra, getirildiği TBMM lojmanlarındaki
evinden 12 saatliğine ayrılıyor. Sedat Bucak'ın Mehmet Ağar ve bir emekli
generalle basına yapacağı açıklamayı görüştüğü ve mezkur açıklamanın kendisine
Ağar ve emekli general tarafından dikte ettirildiği söyleniyor.
Bucak'ın katıldığı HBB'deki TV programını, anılan kanalda yöneticilik yapan eski
MİT mensuplarından Bülent Öztürkmen, dostu Korkut Eken'in ricasıyla ayarladı.
Diğer iddialar
Susurluk kazası ve sonrası basında yer alan iddialara
ilişkin ayrıtılı bilgiler Ek 8'de sunulmuştur. Bunlar içerisinde aşağıda yer
alan bilgiler önem arzetmektedir:
Abdullah Çatlı ile ilgili Susurluk kazası sonrası başlayan soruşturma sürerken,
Çatlı'nın İngiltere'deki ilişkileri dikkati çekmektedir. İngiliz hükümetinin
ülkelerine yönelik uyuşturucu trafiğinin önünü kesmek amacıyla, Çatlı gibi
yabancıları kullandığı biliniyor.
Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Sedat Bucak, Susurluk'taki kazadan önce
Yalova'ya, kumarhane açmak amacıyla arsa aramaya gitmişlerdir.
Mehmet Ağar'ın istifasından sonra Çiller Özel Örgütü üyelerine dağıtılan sahte
kimlikler, ruhsatlar, pasaportlar geri toplanmış, ve üyelerin ortalıkta
görülmemesi emri verilmiştir.
Öte yandan, Hüseyin Kocadağ'ın eski İstanbul Asayiş Şube Müdürü Sedat Demir ile
Sedat Bucak'ı barıştırmak için arabada bulunduğu ve Bursa'ya gittikleri de
iddialar arasındadır.
İddialardan doğrulananlar:
Aydınlık dergisinin 2 Eylül 1996 tarihinde
(483 sayılı), 17 Kasım 1996 (491 sayılı) ve 24 Kasım 1996 (492 sayılı) tarihli
nüshalarında Doğu Perinçek tarafından ortaya çeşitli iddialar atılmıştır. Söz
konusu iddialardan 22 Eylül 1996 tarihinde Aydınlık gazetesinde yayımlanan ve
MİT Raporu olduğu iddia edilen metin içerisinde yer alan bazı hususların, kaza
sonrasında çeşitli basın yayın kuruluşlarının araştırmaları sonucundaki
gelişmelerle doğrulandığı gözlenmiştir.
Çatlı'nın sahte kimlik kullandığı iddiası:
Çatlı'nın, Mehmet Özbay
sahte kimliği taşıdığı, Mehmet Özbay ve Mehmet Özbey adına Londra ve Şikago
başkonsolosluklarından, 1980 1996 yıllarında 3 pasaport aldığı, 1992 yılında
Şahin Ekli adına düzenlenmiş sahte pasaportla yurtdışına çıkmaya çalıştığı,
konsolosluklar ve emniyette bulunan belgelerle kanıtlandığı basında yer
almaktadır. (4 Aralık 1996 tarihli Sabah gazetesinde İçişleri Bakanlığı
müfettişlerinin hazırladığı rapora atfen yayımlanmıştır. Söz konusu gazete
kupürü Ek 9'da sunulmuştur.)
Çatlı'nın eroin kaçakçılığı yaptığı iddiası:
Çatlı, Fransa ve
İsviçre'de eroin kaçakçılığı suçundan mahkum olmuştur ve hapis cezasına
çarptırılmıştır. Söz konusu bilgileri Abdullah Çatlı'nın Ek 3'te bulunan dosya
bilgileri ve eşi Meral Çatlı'nın basında yer alan ifadeleri teyit etmektedir.
(Ek 10) Çatlı'nın Ali Yasak ve Bucak aşireti mensupları ili ilişkili olduğu
iddiası: Çatlı'nın Ali Yasak ve Bucak aşireti mensupları ile ilişkili olduğu,
şahısların beyanları ile doğrulanmıştır.
Çatlı'nın emniyet mensupları ile ilişkisi olduğu iddiası:
Ağar'ın,
kazadan sonra, Hüseyin Kocadağ'ın Çatlı'yı güvenlik kuvvetlerine teslim etmeye
gittiğini, bu nedenle aynı arabada buluduğunu açıklamasına karşın, Sedat
Bucak'ın Kocadağ'ın Çatlı'yı Mehmet Özbay adı ile tanıdığını belirtmesi, Ağar'ın
konuyla ilgili beyanları ile çelişmiştir. Ancak mevcut birliktelik dahi
Çatlı'nın Emniyet'le ilişkisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Mehmet Ağar'ın Haluk Kırcı ile iltisakının bulunduğu iddiası:
Ağar,
Haluk Kırcı'yı tanımadığını ifade etmiş, bilahare Hürriyet gazetesinde nikah
şahidi olduğuna dair fotoğraflarının yayımlanması üzerine, olayı vali vatandaş
ilişkisi çerçevesinde açıklamaya çalışmıştır.
Çatlı'nın 12 Eylül 1980 öncesi Ağca ile ilişkisi olduğu iddiası:
Çatlı'nın
Ağca ile ilişkisi 1978 yılından beri bilinmektedir. Söz konusu iddia, Ağca'nın
24 Kasım 1996 tarihinde gazete ve TV'lerde çıkan açıklamalarıyla da teyid
görmüştür. Çatlı'nın kokain kullandığı iddiası:
Susurluk'ta meydana gelen kaza sonrasında, çeşiti yayın organlarında, Çatlı'nın
üzerinde kokain bulunduğu şeklinde bir iddia yer almış, ve Ankara'da jandarma
laboratuvarındaki tespitler sonucunda Çatlı'nın kokain kullandığı
doğrulanmıştır.
Araştırılmasında fayda görülenler:
Bahse konu iddialardan önemli
görülen ve araştırılması gerektiği değerlendirilenler aşağıda sunulmuştur:
Çiller Özel Örgütü adı altın da faaliyetlerini sürdürdüğü iddia edilen bir
yapılanmanın mevcudiyetinin tespiti, bu suçlama ile bağlantılı tüm iddiaların
doğru olup olmadıklarına vuzuh kazandırılması suretiyle mümkün olabilecektir.
1980'li yılların başlarında, devletle bağlantılı gösterilmeye çalışılarak
gündeme getirilen ASALA'ya yönelik eylemin inceleme konusu olan iddialarla
ilgisi ve konu hakkında teşkilatımızın herhangi bir bilgisi bulunmamaktadır.
Çatlı'nın İsviçre'de tutuklu bulunduğu cezaevinden, CIA Türkiye İstasyon Şefi
tarafından kaçırılması iddiasının, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının
İsviçre'deki ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda açıklığa
kavuşturulabileceğine inanılmaktadır.
Mart 1995 tarihinde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'e yönelik darbeyi,
Tansu Çiller'in onayı ile dönemin Türk cumhuriyetlerinden sorumlu Devlet Bakanı
Ayvaz Gökdemir, Emniyet Genel Müdürü Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken
planlamış, ancak MİT'in olayı Süleyman Demirel'e bildirmesi ve Cumhurbaşkanı'nın
da Aliyev'i haberdar etmesi ile darbe girişimi başarısızlığa uğramıştır. MİT
Müsteşarlığı, yürütmekte olduğu istihbarat çalışmaları sırasında, Haydar
Aliyev'e suikast girişimi hazırlığı yapıldığını belirlemiş ve durum yetkili
makamlar aracılığı ile Haydar Aliyev'e intikal ettirilerek suikast önlenmiştir.
MİT Müsteşarlığı, kendisine düşen yasal görevi yerine getirmiş olup, bunun
dışında öne sürülen iddiaların MİT Müsteşarlığı ile ilgisi bulunmamaktadır.
Fethullah Hoca'nın, Çiller'in kara para aklama işinde gizli ortağı olduğu,
Fethullah Hocacıların CIA'nın bölgemizdeki en önemli sivil toplum kuruluşu
olduğu iddiaları, Maliye Bakanlığı müfettişlerinin Fethullah Gülen'in mali
kayıtlarını incelemesi ile İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının ilgili
kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda çözülebileceği
değerlendirilmektedir.
Avusturya'da tutuklu bulunan H. Baybaşin ile M. Ağar arasında uyuşturucu
ticareti bağlantısının olup olmadığının açıklığa kavuşturulabilmesi için,
Baybaşin'in daha önce tutuklu bulunduğu İngiltere, Hollanda ve halen cezaevinde
yatmakta olduğu Avusturya'daki faaliyetleri; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel
Müdürlüğü tarafından ilgili ülkelerin güvenlik kuruluşları ile koordine
kurulması gerekmektedir. Ayrıca H. Baybaşin'in, M. Ağar ile olan ilişkisini
bildiğini iddia ettiği avukatı İlhan Ongan'ın ifadesine başvurulmasının yararlı
olacağı mütalaa edilmektedir.
Emniyetteki Ağar ekibine bağlı olarak çalışan ülkücü mafya liderlerinden
Abdullah Çatlı ve ekibinin suç örgütü içerisinde çalışıp çalışmadığı, söz konusu
ekibin iddialarda yer aldığı gibi, M. Ağar'ın talimatıyla, birçok kişiyi öldürüp
öldürmediği iddiası, Emniyet Genel Müdürlüğü içinde teşekkül ettirilecek
muhakkik yetkisine sahip bir grup tarafından, söz konusu iddialarda adı geçen
şahısların ifadelerine başvurulması suretiyle çözüme kavuşturulabilecektir.
Nitekim Ö. Lütfü Topal'ın öldürülmesi olayında kullanılan silahlarda A.
Çatlı'nın parmak izinin bulunduğu yolundaki emniyet tespiti de bu iddianın
kısmen de olsa doğruluğunu teyit eder mahiyettedir.
Ömer Lütfü Topal'ın kumarhanelerinden gelen gelirden daha fazla pay alabilmek
için M. Ağar, S. Bucak ve H. Kocadağ tarafından öldürülüp öldürülmediği
iddiaları: Topal ve Topal'a ait şirketlerin, adı geçen öldürülmeden önceki üç
aylık dönemi kapsayan para transferleri ile yakınlarının malvarlıklarının mali
yetkililerce araştırılması, şahsın ölmeden önce yaptığı telefon görüşmelerinin
Türk Telekom tarafından ortaya konulmasının, Topal cinayetinin faillerinin
tümüyle açığa çıkarılmasına büyük ölçüde katkıda bulunacağı
değerlendirilmektedir.
Tarık Ümit'in, Çiller Özel Örgütü'ne ilişkin olarak bildiği konular nedeniyle
öldürülüp öldürülmediği iddialarının, Ümit'in en son beraber gördükleri
söylenilen polislerin ilgili savcılık tarafından yeniden sorguya alınması ile
konunun vuzuha kavuşturulabileceği değerlendirilmektedir. Ayrıca Tarık Ümit'in
kızı Hande Bilici: Babasının 17 yıllık MİT personeli olduğunu, elinde MİT
görevlisi sıfatıyla imzaladığı belgelerin bulunduğunu, dönemin Emniyet Müdürü
Mehmet Ağar imzalı özel plaka tahsis tutanaklarının olduğunu, babasının
kayboluşunun ertesinde Mehmet Eymür'ün gönderdiği iki MİT görevlisinin
kendisine, babasının Mehmet Ağar'ın bilgisi dahilinde, müşaviri Korkut Eken'in
isteği üzerine Özel Harekatçı polislerce kaçırıldığını, M. Eymür'ün, M. Ağar'ı
arayarak babasına bir şey yapılmayacağı sözünü aldığını, daha sonra M. Eymür'le
yüz yüze görüştüğünü, Eymür'ün babasının öldürüldüğünü söylediğini, ancak Korkut
Eken'le yaptığı bir görüşmede, Eken'in, babasının özel bir görevle yurtdışına
gönderildiğini, döndüğü zaman öldüğünü söyleyenlerin ne yapacaklarını merak
ettiğini söylediğini, babasının akıbeti hakkında herhangi bir bilgi verilemez
ise elindeki belgeleri açıklayacağını ifade etmiştir.
Tarık Ümit, çeşitli kuruluşlara bilgi veren bir kişi olarak tanınmaktadır.
Nitekim, MİT Müsteşarlığı'na da müsteşarlığın görev alanına giren konularda
zaman zaman bilgi intikal etmiştir. Bu nedenle T. Ümit'in kızının ifadesinde adı
geçen şahısların soruşturma kapsamına alınmalarında fayda görülmektedir. Tarık
Ümit'e ilişkin bilgi notu Ek Sami Hoştan'ın Dev Sol örgütü ile ilişkilerinin
yanı sıra İspanya, Hollanda, Kolombiya bağlantılı uyuşturucu kaçakçılığı yapıp
yapmadığının ortaya çıkartılabilmesi için, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bahse
konu ülkelerin ilgili birimleriyle bağlantı kurmak sureti ile konuya ilişkin
bilgi derlenmesi ve adı geçenin telefon kayıtlarının incelenmesinin gerektiği
mütalaa edilmektedir.
Yzb. Hüseyin Pepekal'ın halen Silahlı Kuvvetler bünyesinde bulunup bulunmadığı,
Silahlı Kuvvetler'de ise hangi birimde çalıştığı hususları Genelkurmay
Başkanlığı'nca belirlenebilecektir. Hakkari/Yüksekova'da, uyuşturucu kaçakçılığı
amacıyla oluşturulduğu iddia edilen Üniformalı Çete ve benzerlerinin kurulması,
sevk ve idaresine M. Ağar'ın yeri ve konumunun Jandarma Genel Komutanlığı ve
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyelerinde oluşturulacak muhakkik yetkisinde bir
komisyon tarafından araştırılması gerekmektedir.
Türkiye'de kaçakçılık faaliyeti yürütürken öldürülen İranlı Kürt orijinli Lazım
Esmaeili ve Askar Simitko'nun, Özer Çiller ve M. Ağar ile bağlantısı,
öldürülmeleri eyleminde anılan şahısların rollerinin olup olmadığı, Askar
Simitko'nun MİT'e bilgi verip vermediği iddiaları, şahısların öldürülmeden önce
yaptıkları cep telefonu görüşmelerinin Türk Telekom tarafından tespiti ve
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün araştırmaları sonucu çözümlenebilecektir.
İran uyruklu Askar Simitko, 1985 yılında İstanbul'a gelmiş olup, bu şehirdeki
çeşitli kanuni unsurlarla ilişkisi bulunan bir şahıstır. Bu faaliyetleri
nedeniyle zaman zaman güvenlik kuvvetleri tarafından yakalanıp serbest
bırıkıldığı söylenmektedir. Teşkilatımız ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Adı
geçen hakkında kayıtlarımıza intikal etmiş bilgiler Ek de sunulmaktadır. S. Edip
Bucak'ın, devletten aldığı parayı, kendi aşiretine mensup koruculara dağıtıp
dağıtmadığı hususuna, Maliye Bakanlığı'ndan ödeme şeklinin öğrenilmesi ve
ödemede görev alan personelin bilgilerine başvurulması suretiyle açıklık
kazandırabilecektir.
Tansu Çiller'in eski danışmanı ve Başbakanlık Müşaviri T. Şakir Atik'in, Özer
Çiller tarafından bilgi sızdırmak gayesi ile MİT içerisinde görevlendirildiği
iddia edilmektedir. Anılan şahsın MİT Müsteşarlığı ile ilişkisine dair bilgi
notu Ek 13'de sunulmaktadır. Özgür Gündem Gazetesi'nin (Özgür Ülke) 1994 yılında
bombalanması olayının dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in emri ile Mehmet Ağar'ın
emrindeki Özel Büro tarafından gerçekleştirildiği iddia edilmektedir.
Üzerinde Durmaya Gerek Olmayan İddialar:
17 Eylül 1996 tarihli
Aydınlık Dergisi'nde II. MİT Raporu olduğu iddia edilen ve basında birçok
tartışmalara neden olan rapor yayımlanmıştır. Söz konusu iddiaya cevaben
müsteşarlığımızca 5.11.1996 tarihinde, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü'ne
gönderilen açıklamada: Son günlerde medyada Milli İstihbarat Teşkilatı'na
atfedildiği şekilde herhangi bir kuruluşa veya şahsa verilmiş bir rapor mevcut
değildir hususlarına yer verilmiştir. Hiram Abas'ın Çiller Örgütü tarafından
öldürüldüğü iddiası: Bu eylemin 26.09.tarihinde Dev Sol militanları Hayri Koç,
Ferit Eliuygun, Bahattin Anık ve Ahmet Fazıl Ercüment Özdemir tarafından
gerçekleştirildiğinin bilinmesi nedeni ile önem taşımamaktadır. H. Kocadağ'ın
Gonca Us ile hissi ilişkisi bulunduğu iddiası ise Çatlı'nın eşi Meral Çatlı'nın
bu konudaki açıklamaları dolayısıyla üzerinde durulacak nitelikte
bulunmamaktadır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Başbakanlık'tan gönderilen dosya içeriği,
kayıtlarımızda mevcut olan ve ulaşılabilen diğer bilgilerle birlikte incelenmiş,
inceleme sonuçları ana hatları ile yukarıdaki maddelerde ve ayrıntılı olarak da
bu yazının ekinde sunulan bölümlerde belirtilmiştir. Bizatihi trafik kazası
olayı, izahı zor veya savunulamayacak bir beraberliği net olarak ortaya
koymaktadır. Kaza yapan araçta bulunan silahlar, belgeler ve diğer bulgular ise
araçta bulunanların suç amaçlı bir faaliyet içinde bulunduklarına kuvvetli emare
niteliğindedir. Bazı belge ve bulgular ise esasen bizzat teşkil etmektedir.
Ancak bunların gerçek niteliğinin araştırılması, doğal olarak bu belge, bilgi ve
bulguların yedinde bulundurma yasal hakkına sahip olan devlet kuruluşlarının
(yargı organı ve yargı organı ile birlikte tahkikatı yürütecek güvenlik
kuvvetlerinin) yetki alanına girmektedir. Geçmiş tarihlere ait ve olayla
birlikte yeniden gündeme gelmiş olan diğer olaylar ise vuku buldukları tarihte,
yetkili ve görevli kuruluşlarca araştırılmış olup, bunlara ilişkin bilgi, belge
ifade tutanakları ve diğer hususlar anılan kuruluşlarda bulunmaktadır. İdari
tahkikat ve yasal yönden kovuşturma yetkisine sahip kuruluşların bunların gerçek
durumunu daha sağlıklı bir şekilde ortaya koyacakları (şayet daha önceden bu
hususlar zaten belirlenmiş ise) muhakkaktır. Bun nedenle müsteşarlıkça: Devletin
diğer yetkili kuruluşlarının görev alanına girilmeksizin ve anılan kuruluşların
da kendileri açısından gerekli araştırmayı zaten yaptıkları düşünülerek, mevcut
bilgilerden hareketle bir inceleme yapılması cihetine gidilmiştir. Susurluk'ta
meydana gelen kaza: Devletin bazı kuruluşlarını, bu kuruluşların tasarruflarını,
bir kısım siyasetçi ve bürokratı tartışılır hale getirmiştir. Tartışmalar,
bilinçli olarak veya bilinçsizce, olayın çapını aşan boyutlara ulaştırılmış,
zaman olarak da son yirmi yılı kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmıştır. Bu
durum, bir yandan olayın gerçek niteliğinden saptırılmasına, diğer yandan da
ilgili ilgisiz birçok konunun birbirine karıştırılarak tartışma alanına
çekilmesine yol açmıştır. İncelemenin İddialar kısmında da görüleceği üzere, bir
kısım iddiaların olay veya var olduğu öne sürülen örgütlenme ile maddeten ve
zaman olarak ilgisinin bulunması mümkün değildir. Buna rağmen devleti ve
devletin tasarruflarını tartışmaya açabilmek için özellikle gündemde tutulmasına
çalışılmaktadır. Olayla bağlantılı çevreler, geçmişte kalan ve çeşitli
dönemlerde tartışılmış olan bazı konuları (ASALA ile mücadele gibi) gündeme
getirerek, son zamanlarda vuku bulan olaylarla ilişkilerini kamufle etme, yayma
eğilimindedir. Ortada, birçok ciddi iddia ve itham mevcuttur. Bunların bütünü
geçmişte kalmıştır. Maddi delillerle de kanıtlanması çok zor iddialardır. Bu
durum olayların cesametiyle bağlantılı cezai sorumlulukların belirlenmesi
açısından zorluklar yaratmaktadır. Bununla birlikte, idari açıdan ilgili kurum
ve kuruluşlar içinden kolaylıkla tahkik edilecek hususlar da bulunmaktadır.
Sahte hüviyet, pasaport ve diğer belgelerin verilmesi, ticari bağlantılar gibi
hususlar araştırılabilir nitelik taşımaktadır. Konunun medyada ele alınış
biçimi, ilgili ilgilsiz herkesin konuşturulması, olayları saptırmak isteyenlere
büyük imkanlar sağlamış, büyük ölçüde gerçeklerden uzaklaşmış, somut olaylar ve
olaylarla ilişkili kişilerden çok devlet ve devletin tasarrufları tartışılır
hale getirilmiştir. Bu durumun, olayların gerçek suçlularıyla, her vesileyle
mevcut düzene saldırmayı adet haline getirmiş bir kısım maksatlı çevrelerin
işine yaradığı da ayrı bir gerçektir. Tartışmaların ulaştığı siyasi boyut ise
malumlarıdır. Bu durum, olaylara ilişkin gerçek bilgi ve belgelere ulaşılmasını
zorlaştırmış, daha çok spekülatif hususların gündeme gelmesine yol açmıştır.
Susurluk olayı ayrıca:
Devletin içinde kontrolsüz güçlerin varlığını,
Bu güçlerin devletin ihtiyaçları dışında da bazı istenmeyen faaliyetlere
yönelebildiğini,
Güvenlik kuvvetlerinin resmi güçler dışında bazı unsurları da devlet görevi adı
altında kullandıklarını,
Devletin bazı belgelerinin (Pasaport vs.) gayri kanuni unsurlara
verilebildiğini,
Devletin aynı kuruluşu içinde, farklı anlayışta olanların birbirleri ile
devletin olanaklarını kullanarak mücadele edebildiklerini,
İstihbaratta ve örtülü operasyonlarda çokbaşlılığın bulunduğunu, merkezi
kontrolün yeterli olmadığını,
Gizlilik taşıması gereken devlet belgelerinin veya faaliyetlerinin dahi kolayca
açıklanabildiğini, tartışılabildiğini,
Kontrolsüz güçlerin, bazı siyasi güçlerce veya kişilerce desteklendiğini,
Devlet adına yapıldığı öne sürülen işlerde dahi büyük miktarlarda maddi
çıkarların söz konusu olduğunu (A. Çatlı'nın şirketleri ve mal varlığı gibi)
gösterecek nitelikte emarelerin çıkmasına neden olmuştur.
Yukarıda kısaca değinilen ve her biri ayrı ayrı öneme sahip tespitlerden
hareketle, öncelikle şu hususlarda gerekli tedbirlerin alınmasında fayda
görülmektedir.
Güvenlik kuvvetlerinin, görevlerini ifa ederken, yararlanmak durumunda bulunduğu
her türlü unsurdan, istifade edebilme esaslarını çok iyi belirlenmesinde ve
merkezi bir kontrole bağlanmasından fayda görülmektedir.
İstihbaratta, ilgili kuruluşların yetki alanlarını genişletmeleri nedeniyle, çok
başlılık bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak bünyesinde istihbarat birimi bulunan
bütün kuruluşlar istihari metodlar uygulayarak, görev alanlarını ilgilendirmeyen
bilgi ve imkana sahip olmaktadır. Bunlar il düzeyinde uygulandığından merkezi
kontrolün dışında kalmakta ve il düzeyinde kontrolleri dahi yeterince
sistemleştirilmediğinden kontrol dışı güçler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle
mevcut mevzuat çerçevesinde istihbarat yetkisine sahip kuruluşların durumlarının
net olarak belirlenmesinde ve bu alanda her türlü merkezi kontrolü sağlayacak
yasal kuruluş olan MİT Müsteşarlığı'nın koordinatörlüğünün işler hale
getirilmesinde zaruret bulunmaktadır.
Örtülü operasyonlar, bütün demokratik ülkeler tarafından olağanüstü durumlarda,
ulusal çıkarların korunması amacıyla başvurulan mücadele metodlarından
birisidir. Ancak bu tür çalışmalar, bütün ülkelerde merkezi karara dayanmakta,
etkili bir merkezi denetime tabi olmakta ve devletin meşru güçlerince icra
edilmektedir. Hangi gerekçe ile olursa olsun yukarıda değinilen temel
prensiplerin dışına çıkılması, devlet yönetimi açısından çeşitli sıkıntıları
ortaya çıkarmaktadır.
Devlet organlarının, siyasi otoritenin kararıyla hareket etmesi demokrasinin
gereğidir. Ancak, bu zaruretin, kuruluşların siyasetin içine çekilmesi şeklinde
algılanmaması, dolayısıyla siyasi partilerimizin devlet kuruluşlarına siyasi
zihniyetleri, çıkarları doğrultusunda yaklaşmamaları da aynı ölçüde gereklidir.
Mevcut politize olmuş kadroların idari tedbirlerle ayıklanması, objektif kamu
görevi ve güvenliği için vazgeçilmez bir koşul olarak düşünülmektedir.
Geçici köy koruculuğu uygulamalarından kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesi,
sakıncalı faaliyetler içerisinde bulunanların tespit ve takibini müteakip kadro
dışı bırakılmaları ve sistemin güvenilir bir yapıya kavuşturulması
gerekmektedir. Aynı şekilde itirafçılardan istifade edilmesinin de kontrol
edilebilir şekilde sisteme bağlanmasında fayda görülmektedir.
Diğer taraftan, devam eden tartışmalar, yukarıda sıralanan faktörlerin de etkisi
ile güvenlik kuvvetlerimizi olumsuz şekilde etkilediği gibi kamuoyu nezdinde de
itibar kaybına neden olmaktadır. Bütün bunların, toplumsal güvenliğimiz ve
demokratik anayasal düzenimiz açısından arzu edilmeyen gelişmeler olduğu
söylenebilecektir. Ayrıca, olaylar dış dünyada da Türkiye'nin itibarı,
demokrasinin geleceği yönünde ciddi eleştirileri ortaya çıkarmıştır.
Bu itibarla, öncelikle tartışmaları sona erdirecek veya en azından
sınırlandıracak hukuki ve idari kovuşturmaların süratle sonuçlandırılmasında,
bunun akabinde de 6.8. maddede sıralanan tespitlerin izalesini mümkün kılacak,
hukuki ve idari tedbirlere yönelinmesinde fayda görülmektedir.
Tolga Şakir Atik:
Başbakanlık Müşaviri olarak görevli iken,
Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 30.tarih ve B.O2.O.G.O.11
315 15515 sayılı yazısı ile teşkilatımıza naklen atanmasına muvafakat edilmiş,
03.11.1995 tarih ve 21266 sayılı Müsteşarlık Onayı ile teşkilatımız emrine
atanmıştır. Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 06.11.1995
tarih ve B.O2. O.PPG.O.11 315 sayılı yazısı ile 3056 Sayılı Kanun'un 311 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 36. maddesine göre Başbakanlık'ta
istihdamının uygun görüldüğü bildirilmiştir. Başbakanlık Personel ve Prensipler
Genel Müdürlüğü'nün 18.01.1996 tarih ve B.O2.O.PPG.O.11 315 1 sayılı yazısı ile
``kendi isteği üzerine 18.01.1996 tarihi itibariyle asli görevine iadesinin
uygun görüldüğü bildirilmiştir ve adı geçen aynı tarihten itibaren
teşkilatımızdaki görevine başlamıştır. İlgili, 22.01.1996 14.061996 tarihleri
arasında, teşkilatımızın ilk defa göreve başlayan Meslek Memuru adaylarına
uygulanan Temel ve Hazırlık Eğitimi görmüştür. Söz konusu eğitimi müteakip
atandığı Malatya Bölge Başkanlığı'ndaki görevine 15.07.1996 tarihinde başlamış
ve daha sonra 02.10.tarih ve 19426 24231 sayılı Müsteşarlık Onayı ile Ankara
Bölge Başkanlığı emrine atanmıştır. 21.10.1996 tarihinde Malatya ünitemizden
ilişiği kesilen ve mehil müddetinin sona erdiği 05.11.1996 tarihinden itibaren
(10) gün, 18.11.tarihinden itibaren (30) gün süre ile rapor alan ilgili, henüz
yeni görev yerine başlamamıştır.
Ömer Lütfü Topal:
Mahmut oğlu, 1942 Malatya/Doğanşehir doğumludur.
1962 69 71 senelerinde tehdit yoluyla bono imzalatmak, bıçaklama, yaralama,
darp, adam öldürme suçlarından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde kaydı
bulunmaktadır. 20.06.1978 tarihinde Belçika gazetelerinde Belçika'nın Anvers
şehrinde 6 kilogram eroinle yakalanmış olup, üzerinde Gaziantep Valiliği'nce
verilen, Sadık Sami Onar adına düzenlenmiş bir pasaport ele geçirilmiştir.
Ayrıca Belçika üzerinden ABD'ye uyuşturucu madde göndermekle de suçlanmıştır.
14.06.1978 23.07.1981 tarihleri arasında Belçika'da hapis yatmış, bilahare
ABD'deki eroin olayıyla ilgili cezasını çekmesi amacıyla anılan ülkeye iade
edilmiştir. New York'ta yargılanarak 5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. 13.01
20.02.1989 tarihleri arasında Hollanda'nın çeşitli şehirlerinde büyük miktarda
eroinle yakalanan şahısların ifadelerinde adı geçmiştir. 05.05.1989 tarihinde
söz konusu olayla ilgili olarak İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü'nce yakalanmış,
05.05.1989 tarihinde İstanbul DGM Cumhuriyet Savcılığı'nca serbest
bırakılmıştır. 1995 yılı içerisinde Türkmenistan/Aşkabat'ta otel ve
kumarhanelerin işletilmesini almak için girişimlerde bulunmuştur. İstanbul'da
kendisine ait Emperyal Gazinosu'nda uyuşturucu sattığı, bu arada bazı emniyet
mensuplarına döviz karşılığı rüşvet verdiği duyumları alınmıştır. 28.07.1996
tarihinde İstanbul'da öldürülmüştür.
Sedat Demir:
Hasan oğlu, 1958, Artvin doğumludur. Muhtelif tarihlerde
çeşitli suçlardan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözetim altına alınıp
bilahare, 1402 sayılı kanunun 15. maddesi gereği tahliye edilen şahıslar
arasında adı geçmektedir. Ankara Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü
Komiser Muavini olarak görev yaptığı 1979 yılı içerisinde POL DER'e üye
olduğundan DEV YOL örgütünün görüşü doğrultusunda polis teşkilatı içerisinde
birim oluşturduğu iddiası ile 1982 yılında ifadesi alınmıştır. İstanbul Asayiş
Şube Müdürü görevindeyken, Tevfik Ağansoy ile kokain işine girdiği, bu işte
Tevfik Ağansoy tarafından aldatıldığı ve Alaattin Çakıcı'yla birlikte Ağansoy'a
karşı cephe aldığı yolunda iddialar bulunmaktadır. Halen hakkındaki soruşturma
nedeniyle güvenlik kuvvetlerince aranmaktadır.
Nurullah Tevfik Ağansoy:
Yaşar Ayşe oğlu, 1960 Bitlis doğumludur.
Ülkücü görüşü benimsemektedir. 12 Eylül 1980 öncesi, İstanbul/Şişli ve Gültepe'de adam öldürme, yaralama, bomba atma türünde muhtelif eylemlerle ilgili
olduğu gerekçesiyle, 20.5.1979 tarihinde Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No'lu Askeri
Mahkemesi'nce tutuklanmıştır. Ancak anılan mahkemece tutuksuz olarak
yargılanmasına karar verilmiş, bilahare beraat etmiştir. 10.07.1981 tarihinde,
Zafer Ereske'nin 1980 yılında öldürülmesine iştirak edenler arasında bulunması
nedeniyle tutuklanmıştır. 29.01.1981'de bomba atmak, ruhsatsız silah taşımak
suçlarından mahkum edilmiştir. 24.04.1988 tarihinde Metris Cezaevi'nde bulunduğu
sırada pişmanlık yasasından istifade etmek amacıyla dilekçe vermiştir. 27
Ağustos 1996 tarihinde İstanbul'da Tansu Çiller'in koruma polisleri Celal Babür
ve Ferda Temel ile birlikte iken, Alaattin Çakıcı'nın adamları tarafından
yapılan saldırı sonucunda Babür'le birlikte hayatını kaybetmiştir.
Medet Serhat:
İsa Bahar oğlu, 1943 Kars Iğdır doğumludur İstanbul
Hukuk Fakültesi mezunudur. 1959 yılında karıştığı bir Kürtçülük olayından ötürü
13 ay tutuklu kalmış, bilahare serbest bırakılmıştır. Yargıtay'ın davayı bozması
üzerine, 10 ay 20 gün hapse mahkum olmuştur. 1963 yılında İstanbul'da çıkarttığı
Denge adlı dergide Kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuksuz olarak
yargılanmıştır. 1965 tarihi itibariyle Kürtçü cemiyet kurmak suçundan 1 yıl 4 ay
hapis cezası almıştır. 1977 yılında Yugoslavya/Zagreb'de yapılan Uluslarası
Avukatlar Toplantısı'ndan sonra Moskova'ya giderek Sovyet Komünist Partisi
Gençlik Teşkilatı yetkilileriyle Kürtlere ve DDKD'ye yapılacak yardım konusunu
görüşmüştür. 1978 tarihinde Calal Talabani paralelinde yurtdışında faaliyet
gösteren İttihad i Vatani Kürdistan isimli örgütün İstanbul Temsilciliği'ne
seçilmiştir. 1979 tarihinde yapılan mahalli seçimlerde Kars'tan CHP adayı
olmuştur. 1980 tarihinde geçici üye sıfatıyla TKP'ye katılmıştır. 27.01.1981
tarihinde komünizm ve kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanmış ve
29.01.de serbest bırakılmıştır. 1982 tarihi itibariyle Erzurum'da sürdürülen PKK
davasının avukatlığını yapmıştır. Aynı yıl itibariyle Barış Derneği Yönetim
Kurulu üyesi olması nedeniyle tutuklanmış, 1983 Kasım ayında serbest
bırakılmıştır. 1984 yılı itibarıyla, uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan Behçet
Cantürk'ün avukatıdır. 1990 yılında İstanbul'da Kürt Ulusal Birliği'nin tesis
edilmesi, bu meyanda ulusal meclis ile legal siyasi Kürt partisi kurulması
amacıyla oluşturulan ``Kürt Hak ve Özgürlükler Vakfının kurucuları arasında yer
almıştır. 1991 yılı itibarıyle Barış Komitesi Derneği sanık vekillerindendir. 18
19 Aralık 1993 tarihleri arasında Ankara'da yapılan Demokrasi Partisi (DEP)
Kurultayı ile ilgili olarak hazırlanan Demokrasi Kurultayı İçin Çağrı başlıklı
bildirileri imzalayan şahıslar arasında yer almıştır. Ekim 1994 tarihinde Ankara
DGM'de yargılanan münfesih DEP milletvekillerinin avukatları arasındadır.
12.11.1994 tarihinde İstanbul/Erenköy'deki evinin önünde şoförüyle
öldürülmüştür.
Adnan Yıldırım:
Selim oğlu, 1957 Diyarbakır doğumludur. Şubat 1994
tarihi itibariyle İstanbul Yeşilyurt Çınar Oteli'nde Savaş Buldan ve Hacı Karay
ile birlikte silahlı şahıslarca kaçırılmıştır. 04.06.1994 tarihinde Bolu Yığılca
ilçesi Yukarıkaraş grup köy yolunda ölü olarak bulunmuştur.
Hacı Karay:
Fehim oğlu, 1950 Hakkari Yüksekova doğumludur. 13.02.1993
tarihi itibariyle Diyarbakır Cezaevi'nde başlatılan açlık grevi eylemini
desteklemek amacıyla Yüksekova'da kepenk kapama eyleminde bulunmuştur. Ağustos
1993 tarihi itibariyle Hakkari Yüksekova'da uyuşturucu ticareti yapan şahıslar
arasında yer almıştır. Savaş Buldan ile irtibatlıdır. Mart 1995 tarihi
itibariyle iki kız kardeşi Gülcan ve Gülsen Karay, PKK örgütüne katılmak
amacıyla kırsal alana çıkmıştır. 02 Haziran 1994 tarihi itibariyle İstanbul
Yeşilyurt Çınar Oteli'nden Savaş Buldan ve Adnan Yıldırım ile birlikte silahlı
şahıslarca kaçırılmıştır. 04.06.1994 tarihinde Bolu Yığılca ilçesi Yukarıkaraş
grup köy yolunda ölü olarak bulunmuştur.
Savaş Buldan:
Şükrü oğlu, 1964 Hakkari Yüksekova doğumludur. 1979
tarihi itibariyle Yüksekova'da PKK paralelinde faaliyet göstermiştir. Mart 1979
tarihi itibariyle Hakkari Yüksekova'da meydana gelen olaylarla ilgili olarak
C.Savcılğı'nca hakkında dava açılmıştır. 1980 tarihi itibariyle Kızıltepe ve
Diyarbakır'da Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK) ile PKK örgütü arasında
meydana gelen çatışmalar sonucunda bazı PKK mensuplarını evinde barındırmıştır.
Aynı yıl itibariyle civar köylerde diğer bazı sempatizanlarla birlikte Aşiretlik
konusunu içeren propaganda faaliyetinde bulunmuştur. Mart 1992 tarihi itibariyle
Nevroz Olayları sonucunda gözaltına alınan şahıslara avukat tutanlardandır.
Haziran 1992 tarihi itibariyle İstanbul'da ikamet ettiği dönemde uyuşturucu
ticaretinde bulunmuş ve elde edilen gelirin büyük bir bölümünü PKK'ye
aktarmıştır 28.07.1992 tarihinde, İstanbul Haznedar'da ele geçirilen silah ile
ilgili olarak gözaltına alınmış ve bilahare sevk edildiği DGM'ce tutuklanmıştır.
02.06.1994 tarihinde İstanbul Yeşilyurt Çınar Oteli'nde yanında bulunan Adnan
Yıldırım ve Hacı Karay ile birlikte silahlı şahıslarca kaçırılmışlardır.
04.06.1994 tarihinde ise Bolu Yığılca ilçesi Yukarıkaraş grup köy yolunda ölü
olarak bulunmuştur.
Yusuf Ekinci:
Kamil oğlu, 1942 Lice Diyarbakır doğumludur. Haziran
1963 tarihi itibariyle Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi
olup, çevresinde sosyalist Kürtçü olarak tanınmaktadır. Aralık 1963 tarihinde
Ankara'da faaliyete geçirilen TİP'nin gençlik kolları üyeleri arasında yer
almakta olup, partinin yayın organı Emekçi gazetesinin genel yayın müdürü olarak
görev yapmıştır. Nisan 1969 tarihi itibariyle mizuniyetini müteakip staj
amacıyla Diyarbakır'a gitmiş olup, burada Anayasayı Koruma Kanun tasarısını
protesto etmek amacıyla mitinge katılmıştır. 1970 1971 tevkifatı çerçevesinde
Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) bünyesinde Kürtçülük faaliyeti gösterdiği
gerekçesiyle dava açılmıştır. 1972 tarihi itibariyle Diyarbakır'da avukatlık
yapmış olup, Kürtçülük hareketini drije etmeye çalışmıştır. Nisan 1971 tarihinde
TİP'nin 4. Genel Kurulu'nda kardeşi Tarık Ziya Ekinci'nin fikirlerine muhalif
olduğunu belirterek asıl amacının; Kürdistan'ın tahakkuku olduğunu, kendisinin
ise Kürt milliyetçisi olduğunu ifade etmiştir. Aralık 1984 tarihi itibariyle
Ankara'da avukatlık yapmıştır. Şubat 1990 tarihi itibariyle SHP'den ihraç
edilmiş olması nedeniyle, M. Ali Eren ile birlikte Marksist bir parti kurma
çalışmalarına başlamıştır. 25.02.1994 tarihinde Ankara Gölbaşı ilçesi Doktorlar
Sitesi mevkiinde ölü olarak bulunmuştur.
Behçet Cantürk:
Reşit oğlu, 1950 Lice doğumludur. Ermeni asıllıdır.
1975 tarihinden itibaren bazı kaçakçıların faaliyetlerine para vermek suretiyle
ortak olmuştur. 1975 yılında İlerici Gençlik Derneği'nin (İGD) tertiplediği
Diyarbakır Lice protesto yürüyüşünün organize edilmesine katılmış ve para
yardımında bulunmuştur. Aynı yıl askere gitmemek amacıyla rüşvet vererek Konya
Askeri Hastanesi'nden çürük raporu almıştır. 1977 yılında silah kaçakçılığına
başlamıştır. 1978 sonlarında Türkiye'nin Doğu Bölgesi ile Irak ve İran'ın bir
parçasında müstakil bir Kürt devleti kurmayı amaçlayan, Celal Talabani'ye bağlı
İttihad ı Vatani Kürdistan Partisi ile işbirliği içerisinde bulunan Devrimci
Doğu Kültür Dernekleri'ne (DDKD) üye olmuş ve bu örgüte maddi yardımda
bulunmuştur. Aynı tarihte, DDKD'yi maddi yönden kuvvetlendirmek amacıyla silah,
mühimmat, uyuşturucu madde ve gümrük kaçakçılığına başlamıştır. 1979 yılında
Bulgaristan'dan kaçak olarak PKK'ye silah getirmiştir. 1981 yılında, illegal
olarak Suriye'ye gitmiş ve ASALA üyeleriyle, ASALA DDKD işbirliği ile uyuşturucu
madde kaçakçılığı faaliyetlerini birlikte organize etme kararı almıştır. 1981
1983 yılları arasında Kapalıçarşı'da kuyumcu Ermeni ve Süryanilerle altın ve
pırlanta kaçakçılığı yapmıştır. 1983 tarihinde Dündar Kılıç ve İsmail
Hacısüleymanoğlu'nun, Kapalıçarşı'daki gayrimüslim ve Diyarbakırlılara, altın ve
pırlanta kaçakçılığını ele geçirebilmek amacıyla baskı yapması üzerine,
ASALA'nın Kapalıçarşı'ya yaptığı bombalı ve silahlı eylemi organize etmiştir.
1983 yılı itibarıyla Diyarbakır'daki eroin tekelini elinde tutmakta ve
İstanbullu Ermeniler ile ASALA kanalıyla yurtdışına pazarlamaktadır. 22.06.1984
tarihinde Kürdistan İşçi Partisi ve Kürdistan Öncü İşçi Partisi mensubu olması
dolayısıyla Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca tutuklanmıştır. Mart 1993 ayı
itibarıyla Akdeniz'de batırılan Kısmetim I gemisinde bulunan 3 ton uyuşturucuya
Hüseyin Baybaşın ile ortaktır. PKK'ye para toplanmasında kaçakçılar ile örgüt
arasında aracılık yapmıştır. Nisan 1992 tarihinde İranlı Hüsno adlı şahıs ile
birlikte Pakistan'dan Türkiye'ye 6 ton bazmorfin ve 5 ton esrar getirmiştir.
Behçet Cantürk, uyuşturucunun dağıtımında PKK'ya yardımda bulunan kaçakçıları
tercih etmiştir. Muhtelif tarihlerde, Savaş Buldan, Hüseyin Erez, Hasan Erez,
Cahit Kocakaya ve Eyüp Kocakaya adlı uyuşturucu kaçakçılarından PKK adına para
toplamıştır. 14 Ocak 1994 tarihinde kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmış,
cesedi, bir gün sonra Sapanca yakınlarında bulunmuştur.
Sedat Edip Bucak:
İsmail Hakkı oğlu, 1960 Şanlıurfa/Siverek
doğumludur. Şanlurfa/Siverek Bucak Aşireti reisidir. 1987 tarihi itibariyle DYP
Şanlıurfa milletvekilidir. Ekim 1993 tarihi itibariyle DEP Siirt Milletvekili
Zübeyir Aydar, Şırnak Milletvekili Selim Sadak ile bir görüşme yapmıştır.
Görüşmede, devletin Kürt ve Türk halkları arasındaki kardeşliği bozmak için
elinden geleni yaptığını ifade etmiştir. Aralık 1993 tarihi itibariyle Urfa
Siverek ilçe merkezinde Siverek Gençliği ibareli bildiri dağıtılmasını
sağlamıştır. 24 Aralık 1996 genel seçimlerinde DYP Şanlıurfa milletvekilidir.
Mehmet Ağar:
Zülfü oğlu Elazığ doğumludur. 19 Ekim 1984 tarihinde
İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı iken ülkücü drijanlardan Celal Adan ile
görüşmüştür. 3 Temmuz 1985 tarihi itibariyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde
Asayiş Şube Müdürü görevini yürütürken, Süleymancı unsurlarla ilgili hizip
gruplarına ait soruşturma tahkikat gibi gizli kalması gereken konuları ve
dosyaları, şirketin sahipleri olan İbrahim Aslan ile Mahmut Şahin adlı
Süleymancılara bildirmiştir. 4 Eylül 1986 tarihinde ülkücü Selim Kaptanoğlu, Çek
ve senet tahsili yaptıklarını, Alparslan Türkeş'in adı ile babalardan para
topladıklarını, toplanan paraların bir kısmını Alpaslan Türkeş'e, bir kısmını
ise tutuklu bazı ülkücülere gönderdiklerini, bu işleri yaparken Müdür Yardımcısı
Mehmet Ağar ile sıkı temasta olduklarını ifade etmiştir. 5 Aralık 1990 tarihi
itibariyle Süleymancı Kemal Kaçar'dan rüşvet aldığı belirtilmiştir. 29 Eylül
1993 günü yapılan Polis Akademisi'nin sınavlarında akademiye ülkücülerin
alınması yönünde baskı yapmıştır. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde DYP Elazığ
milletvekili seçilmiştir. 1996 yılında kurulan 53. Hükümet (ANAP DYP Koalisyonu)
kabinesinde Adalet Bakanı olarak görev almıştır. Aynı yıl kurulan 54. Hükümet
(REFAH DYP Koalisyonu) bünyesinde ise İçişleri Bakanlığı görevinde bulunmuş
olup, 8 Kasım 1996 tarihinde görevinden istifa etmiştir.
Abdurrahman Buğday:
Süleyman oğlu, Palu 1959 doğumludur. 1976 tarihi
itibariyle Ülkü Ocakları Derneği Malatya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerindendir.
1977 tarihinde CHP tarafından Malatya'da düzenlenen mitingde bombalama eyleminde
bulunan ülkücüler arasında yer almıştır. 20 Eylül 1979 tarihinde Malatya'da
mühendis Hüseyin Tuluk'u öldürme eyleminde bulunmuştur. 1979 tarihi itibariyle TÖB DER üyesi Bektaş Mutlu'nun öldürülme eyleminde bulunan şahıslardandır. 1981
tarihi itibariyle Malatya Sıkıyönetim Komutanlığı'nca aranması nedeniyle
İstanbul'da Erol Taş'ın himayesinde saklandığı ve adı geçen şahsa ait
kahvehaneyi buluşma yeri olarak kullandığı yolunda haber intikal etmiştir.
Temmuz 1989 tarihi itibariyle Avrupa'ya kaçmış, burada PKK mensuplarıyla yakın
ilişki içerisinde bulunarak uyuşturucu ticareti konusunda PKK adına faaliyet
göstermiştir. Temmuz 1989 tarihinde Türkiye'ye geleceği yönünde haberler intikal
etmiştir.
Haluk Kırcı:
Şükrü Hafize oğlu, 1958 Erzurum doğumludur. Ülkücü kesim
içerisinde İdi Amin lakabı ile tanınmaktadır. 24 Mart 1978 tarihinde Ankara'da
Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz ile 9 Ekim 1978 günü Bahçelievler semtinde
7 TİP'linin öldürülme eylemlerinin sanığı olarak aranmıştır. 8 Eylül 1978
tarihinde İstanbul'da sahte kimlikle yakalanarak Ankara'ya getirilmiştir. 1986
yılı içerisinde 3419 sayılı kanun hükümlerinden yararlanmak amacıyla Cumhuriyet
Savcılığı'na müracaat etmiştir. İfadesinde; Bahçelievler katliamını üstlenmesine
rağmen mevcut bilgilere ilave yeni bir bilgi vermemiştir. 16 Temmuz 1989
tarihinde Bursa Cezaevi'ndeki açık görüşte, üzerinde Ali Ekinci sahte kimliği
ile firar teşebbüsünde bulunmuştur. 26 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi'nden
şartlı tahliye edilmiştir. 1991 yılı içerisinde Türk Federasyonu yönetiminde
görev almak üzere Almanya'ya gideceği istihbar edilmiştir. Ülkücü kesim
içerisinde önemli bir etkinliğe sahip olan adı geçen, MHP yönetiminde üst
kademede görev alan şahıslarla iltisaklıdır.
Ayvaz Gökdemir:
Süleyman oğlu, Gaziantep 1947 doğumludur. Öğretmen
Okulları Eski Genel Müdürü'dür. Mayıs 1990 tarihi itibariyle MHP Genel Başkanı
Alparslan Türkeş tarafından, ülkücü kesim içerisinden uzaklaştırılmıştır. Aralık
1991 seçimlerinde Gaziantep'ten DYP milletvekili olarak seçilmiştir. DYP
bünyesinde sürdürülen ülkücülerin kadrolaşma çalışmalarını fiilen yürütmektedir.
24 Aralık 1995 genel seçimlerinde DYP Kayseri milletvekilidir.
Ali Yasak (Drej Ali):
Halil oğlu, 1956 Urfa doğumludur. 19 Aralık 1977
tarihinde Ülkü Ocakları Derneği (ÜOD) Urfa Şubesi Yönetim Kurulu üyeliğine
seçilmiştir. 1978 yılında Urfa Eğitim Enstitüsü Öğrenci Derneği başkanıdır. 12
Ocak 1978'de kanunsuz yürüyüşe katılmaktan tutuklanmış, 25 Ocak 1978 tarihinde
yapılan mahkemesinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. 26 Ocak
1978'te karşıt görüşlülerle girdiği silahlı çatışma neticesinde yaralanmıştır.
1990 yılı itibariyle İstanbul'da yeraltı dünyası ile irtibatlı olarak çek senet
kırma işlerinde bulunmuş ve yurtdışındaki kaçak ve aranan ülkücü şahıslarla
temas halinde bulunmuştur.
Hüseyin Duman:
Reşit oğlu, 1975 Hakkari/rkez Kavaklı köyü nüfusuna
kayıtlıdır. 26 Ocak 1993 tarihinde güvenlik kuvvetleri tarafından yapılan
operasyon sonucunda, 2 torba içinde 38 torba halinde 37 kilogram esrar
maddesinin ele geçirilmesi ile ilgili olarak gözaltına alınan şahıslardandır.
Mustafa Deniz:
Asıl adı İhsan Hakan'dır. Mehmet Emin, Sabiha oğlu,
1965 Ankara doğumludur. PKK itirafçısı olması nedeniyle Mustafa Deniz kod adını
almıştır. Haziran 1993 tarihinde A. Cem Ersever ile birlikte Ankara'da
Mezopotamya Film Video Basın Yayın Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ni kurmuştur. 1
Kasım 1993 tarihinde Ankara/Polatlı Avcılar Köyü yakınında kafasına kurşun
sıkılarak öldürülmüş, cesedi bulunmuştur.
Neval (veya Nevval) Boz:
Hasan kızı, Antakya doğumludur. A. Cem Ersever'in
tercümanlığını yapmıştır. Suriye/Şam'da Tıp Fakültesi'nde okurken sınavlara
girmemesi nedeniyle kaydı silinmiştir. A. Cem Ersever, hissi ilişki içerisinde
bulunduğu adı geçenin Türkiye'deki tıp fakültelerinden birine kaydının alınması
için çaba sarfetmiştir. 9 Kasım 1993 günü İstanbul Ankara otoyolu üzerinde ölü
olarak bulunmuştur...
Askar (Asko) Simitko:
Tahirhan oğlu, İran Urumiye 1953 doğumludur.
Eylül 1985 tarihi itibariyle İstanbul'da ikamet etmekte olup, babası ile
birlikte Barzani örgütü mensupları arasında irtibatı sağlamıştır. Aynı tarih
itibariyle İran İstihbaratı'nda görevli şahıslarla irtibatlı olup, anılan
görevlilerce İstanbul'da faaliyet gösteren şah yanlıları ve HMÖ mensuplarının
faaliyetleri ve kimlikleri hususlarında bilgi toplanması yönünde çalışması
istenilmiştir. 1993 yılı itibariyle üçüncü bir ülkeye gitmek üzere sığınma
talebinde bulunmuştur. Ocak 1995 tarihinde yanında bulunan Lazım Esmaeili ile
birlikte Ataköy Polat Rönesans Oteli'ndeki gazinodan çıkarken, kimliği belirsiz
kişilerce kaçırılmışlardır. İstanbul/Silivri Kerev deresi içerisinde
kurşunlanarak öldürülen Askar Simitko ve Lazım Esmaeili'nin cesetleri, 28 Ocak
1995 tarihinde bulunmuştur.
Lazem (Lazım) Esmaeili:
Selim oğlu, 1945 Urumiye İran doğumludur.
Eylül 1991 tarihi itibariyle İstanbul'da faaliyet gösteren Beyazıt Dış Ticaret
Ltd. Şti.'nin ortağı olup müdürlüğünü yapmıştır. İçişleri Bakanlığı Emniyet
Genel Müdürlüğü'nden 20 Mayıs 1991 20 Eylül 1992 tarihine kadar çalışma izni
almıştır. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nce 11 Eylül 1993 tarihinde
itibaren 2 yıl süreli ikamet tezkeresi verilmiştir. Ocak 1995 tarihinde yanında
bulunan Askar Simitko ile birlikte Ataköy Polat Rönesans Oteli'ndeki gazinodan
çıkarken, kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmışlardır. İstanbul/Silivri Kerev
deresi içerisinde kurşunlanarak öldürülen Askar Simitko ve Lazım Esmaeili'nin
cesetleri, 28 Ocak 1995 tarihinde bulunmuştur.
Fethullah Gülen:
Ramis oğlu, 1942, Erzurum doğumlu. 1968 yılı
itibariyle İzmir Merkez Vaizi, İzmir İmam Hatip ve İlahiyatta Öğrenci Yetiştirme
Derneği Kestanepazarı Kuran Kursu öğreticisi görevlerinde bulunmuştur. 1969
Ağustos ayı içinde İzmir Buca'da kendi yönetiminde olan dernek ve Kestanepazarı
Kuran Kursu'nda okuyan 100 öğrencinin katılımıyla açılan bir kampta, Kuran
okumanın yanı sıra Risale i Nur eğitimi yapmıştır. Aynı yıl içinde Said i Nursi
için Isparta'da okutulan mevlüde katılmıştır. 1970'de İzmir'de Nurculuk üzerine
programlar yapmış, ayrıca toplantılarda eğitici görevini üstlenmiştir. 1971 Ocak
ayı içinde, İzmir İmam Hatip ve İlahiyat Öğrenci Yetiştirme Derneği içinde
Nurculuk faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle dernek idare heyetinden
çıkarılmıştır. Aynı yıl itibariyle Nurculuk faaliyetlerinden dolayı İzmir
Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından ifadesi alınarak hakkında dava açılmıştır.
Anılan komutanlıkça açılan davası sonucunda vaaz etme yetkisi alınmıştır. 1972
Eylül ayı içinde Erzurum'a gitmiş, anılan ilde Nurcu liderle görüşmüş ve çeşitli
Nur toplantılarına katılmıştır. 1973 yılı itibariyle Edremit'e tayin edilmesine
karşın, İzmir'de ikamet ederek her hafta cuma günleri Edremit Alemzade Camii'nde
vaaz vermiş ve her gelişinde ayrı ayrı Nur medreselerinde Nur toplantıları
düzenlemiştir. Aynı yıl itibariyle Edremit Merkez Vaizi görevi sırasında yaz
aylarında Edremit civarında açılmış olan ve Nurcu öğrencilerin iştirak ettiği
kamplarda Nurculuk faaliyetlerini organize etmiştir. 1974 Eylül ayı içinde
Merkez Vaizliği'ne tayin edilmiştir. 1974 1976 yılları arasında yurt çapında
çeşitli konularda konferanslar vermiştir. 1976 Temmuz ayı içinde Aydın
çevresinde açılması planlanan Nur kamplarında F. Gülen'in fıkıh dersi vereceği
öğrenilmiştir. 1976 Ağustos ayı başında İzmir Bornova ilçesi vaizliğine
atanmıştır. Münfesih MSP yanlısı olan Nurculardan Fethullah Gülen, İran'da
gerçekleştirilen devrimin Türkiye'de de gerçekleştirilmesini arzulamakta olup,
Türkiye'de İslami bir devrim için yurt sathında teşkilatlanmaya önem
vermektedir. İzmir Bornova Merkez Vaizi olduğu dönemde vaaz bantlarının yurt
sathında dağıtılmasını sağlayarak Nurculuk propagandası yapmıştır. 19.04.1980'de
İzmir'de gerçekleştirilen bir Nur toplantısında yaptığı konuşmada; birkaç gün
içerisinde Huruç harekatı (Atılım harekatı) başlatılacağını, bu harekat için
hemen hemen her ilde liderlerin tespit edildiğini, İran'da yapılan İslam
harekatının Türkiye'de de böylece başlamış olacağını belirtmiştir. 1980 yılında
İzmir'de bir Nur toplantısında yaptığı konuşmada; Huruç harekatının başarıya
ulaşması için bütün yurtta kendi binalarında ve kiralayacakları müsait yerlerde
orta ve yükseköğrenim gören öğrenciler için yurt binalarının açılması, yurtlarda
eğitilen öğrencilerin meyvalarını vermesi, kendi fikirleri doğrultusunda çeşitli
kitap ve dergilerin basımının gerçekleştirilmesi ile özellikle Türkiye'deki
öğretmenlerin büyük bir bölümünün kendi yönlerinde faaliyet göstermeleri
gerektiğini ifade etmiştir. 24.06.1980 tarihinde, Denizli Merkez Akyazılı Köyü
Orta ve Yüksek Eğitim Vakfı Denizli Şubesi'nin açılışında yaptığı konuşmada;
Milletimiz içinde bulunduğu zelil duruma, şeytanın uşakları muallimler ve
onların yetiştirdiği inançsız talebeler nedeniyle düşmüştür. Rusya,
Müslümanlığın giderek azalması ve komünizmin yayılması amacıyla, Türkiye'ye her
yıl yardım göndermektedir. Ahlaksızlık, zina ve anarşi almış yürümüştür tarzında
ifadeler kullanmıştır. Yazıcı Nurcuların lideri olan Fethullah Gülen, Bornova
Merkez Camii'nde verdiği vaazlarında, hükümetin icraatlarını eleştirmiştir. 1980
yılında İzmir'de Nurcuların yayın organı Sızıntı adlı dergide zaman zaman MFD
rumuzu ile yazılar yazmıştır. 12.09.1980 tarihinde Ege Ordu ve Sıkıyönetim
Komutanlığı'nca kendisini yakalamaya yönelik operasyonu haber alması sonucu,
İzmir'den Erzurum'a kaçmıştır. 16.10.1980 tarihinde müstafi addedilmek için
Erzurum'dan 20 günlük, daha sonra Kayseri Tıp Fakültesi'nden 45 günlük rapor
alıp Bornova Müftülüğü'ne göndermiştir. 1980 Aralık ayında İzmir Bornova Merkez
Vaizliği'nden Çanakkale'ye tayinini yaptırmıştır. 1981 Ocak ayı itibarıyla
Isparta ili Uluborlu ilçesinde bulunan Islah Sitesi'ndeki İmam Hatip Lisesi
Öğrencilerini Koruma ve Yetiştirme Derneği merkezinde gizlenmiştir. 27.02.1981
tarihinde Eyüp İstanbul Hükümet Tabipliği, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri
Kliniği'nce 20 günlük rapor almıştır. 22.03.1981 tarihinde Çanakkale Müftülüğü
Merkez Vaizliği'nden istifa etmiştir. 1981 yılında Ankara'da Nurcu liderlerden
Toprak Diş Kliniği sahibi Hayrettin Toprak'ın evinde saklanmıştır. 1982 Mayıs
ayında Konya'daki Nurcu liderlerle bir toplantı düzenlemiştir. 7.8.1982
tarihinde Keşan'ın bir köyünde gizlenerek Molla ve Dahhak takma isimlerini
kullanmıştır. Aynı yıl itibariyle Sızıntı grubuna mensup şahıslarca, Mekke'de
kiralanan bir dükkanda adı geçenin bantları hac süresince Türk hacılarına
satılmıştır. 10.06.1983 tarihinde Menemen Helvacıköy'de Y.İ.E. öğrencisi Yaşar
Erdoğdu'nun yanında saklanmıştır. Ege Ordu ve İzmir Antalya illeri Synt.
Komutanlığı'nın 7 Şubat 1985 tarihli yazısı ile arananlar listesinde yer
almıştır. 18 Mayıs 1985 tarihi itibariyle, kendisini maddi yönden destekleyen
zenginlere hitaben İstanbul/Altunizade'de bir konuşma yapmış ve özel okullara
maddi yardımda bulunmaları için etkileyici öğütlerde bulunmuştur. 23 Eylül 1985
tarihi itibariyle Çanakkale ili Biga ilçesinde mukim Fethullah Gülen grubuna
mensup Nurculardan Sabri Kadıoğlu, Abdülkadim Zellüm adlı yazarın ``Hilafet
Nasıl Yakıldı isimli eserini, Nurcular ile Milli Görüş mensuplarına ücretsiz
olarak dağıtmıştır. 1 Ekim 1985 tarihi itibariyle; Hizbüt Tahrir mensubu
Muhammed Kürdi, parti merkezinden aldığı emir üzerine, İzmir'de tahsilini
yaparken, Fethullah Gülen ile bir görüşme yapmış, ancak bu görüşmede müspet bir
netice alınamamıştır. Genelkurmay Başkanlığı tarafından çıkarılan 15 Nisan 1985
gün ve 7130 97/85/Synt. İstihbarat Hrk. Ş. Ks. sayılı aranan şahıslar kitabının
2. kategori, 15. sayfa ve 588 sırasında arananlar arasında yer almıştır. 1987
yılında, İstanbul'daki evinde, imamlarına eğitim vermeye başlamıştır. Ağustos
1987 ayında ders verdiği öğrencilerine yaptığı konuşmada; Alparslan Türkeş ile
görüştüğünü, Türkeş'ten cemaatini şeriat doğrultusunda yetiştirmesini
istediğini, onun da kabul ettiğini ifade etmiştir. 6 Eylül 1987 günü yapılan
seçim yasaklarıyla ilgili referandumda, Turgut Özal'ı desteklemek maksadı ile
Nurcuların hayır oyu kullanmalarını sağlamıştır. Şubat 1990 tarihinde Korkut
Özal'ın dünürünün İstanbul'daki evinde, ANAP'ın geleceği ile ilgili toplantıya
katılmıştır. Mart 1990 ayı içerisinde Türkiye'deki İslami faaliyetleri tek bir
merkezden koordine etmek amacıyla oluşturulan İslam Şurası içerisinde yer
almıştır. 1990 yılı içerisinde rahatsızlığı sebebiyle birkaç kez yurtdışına
çıkmıştır. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler arifesinde münfesih
MÇP'ye 3.5 milyar yardımda bulunmuş ve seçimlerde MÇP ile ittifak yapan RP'yi
desteklemiştir. Nisan 1992 ayı içerisinde, Azerbaycan'a giderek anılan ülkede TV
kurma çalışmalarını başlatmıştır. Aynı tarihte ABD'deki Risale i Nur
Enstitüsü'nün çalışmalarını yönlendirmek maksadıyla gizli olarak anılan ülkeye
gitmiş, ardından Avustralya'ya geçerek Türk öğrencilerin akademik eğitim gördüğü
okul ve kaldıkları yurtları ziyaret etmiştir. Ayrıca kuracağı üniversitelerde
ders verdirmek amacıyla söz konusu ülkelerdeki çeşitli profesörlerle de
görüşmüştür. 1992 yılı içerisinde MÇP'den ayrılarak yeni bir parti kurma
çalışmalarına giren Muhsin Yazıcıoğlu'na maddi ve manevi destek vermektedir. 19
Ocak 1994'te Ankara'da kurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının kurucuları
arasında yer almaktadır. 1995 yılı içerisinde ABD, Almanya, İngiltere ve
Rusya'nın Türkiye'deki büyükelçileri tarafından ayrı ayrı ziyaret edilmiştir.
Ağustos 1995 tarihi itibarıyla basında çıkan devlet yanlısı beyanları nedeniyle
İBDA C örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu tarafından ölümle tehdit
edilmiştir.
Sayfa Başına Dön | Susurluk olayı Ana Sayfa | Susurluk Raporu (Kutlu Savaş) | Susurluk Raporu (TBMM)
| Susurluk Raporu (Sönmez
Köksal)