Yeşil
yaşıyor, yakalama kararı çıktı Albay Kazım Çillioğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten
savcılık, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ile 'Bozo' kod adlı Yusuf
Geyik için mahkemeden yakalama kararı çıkarttı. Savcı, yurtdışında
yaşadığına dair çok sayıda tanık ifadesi bulunan Yeşil'in kırmızı
bültenle aranması ve yakalanması için Adalet Bakanlığına da müracaatta bulundu.
07.02.2012 12:31 Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü
1994 yılında lojmanında intihar ettiği iddia edilen Albay Kazım
Çillioğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılık, ''Yeşil''
kod adlı Mahmut Yıldırım ile ''Bozo'' kod adlı Yusuf Geyik'in
yakalanması için mahkeme kararı çıkarttı. Malatya Özel Yetkili Başsavcı
Vekilliği, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı başvuruda, bu
kişiler hakkında arama ve yakalama kararı
çıkarılmasını istedi. Mahkeme de, savcılığın talebini olumlu bularak, bu
kişiler hakkında arama ve yakalama kararını çıkardı. Malatya Özel
Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği ayrıca, ölümleri şüpheli bulunan
Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ile Eski..
Balyoz
davasında 73. duruşma Balyoz davasına 73. duruşma ile devam ediliyor. 365 sanıktan
226'sının katıldığı duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının
alınmasıyla devam ediyor. Tutuksuz sanıklardan emekli Yarbay Mehmet
Seyfettin Alevcan'ın savunmasında soruşturmayı başlatan savcıyı alaya
alması üzerine mahkeme başkanı tepki gösterdi. Sanık Alevcan daha sonra
mahkeme başkanına bazı sorular sormaya başladı. Soruların devam ederek
sanığın hakimi sorgulaması gibi tuhaf bir durumun ortaya çıkması üzerine
mahkeme başkanı tekrar tepki gösterdi.
07.02.2012 14:02 2003 yılında Birinci Ordu Komutanlığı'nda 'Balyoz' kod
adıyla darbe planlandığı iddiasına ilişkin, Orgeneral Bilgin Balanlı,
eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına,
eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu
Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ve Güney Deniz Saha Komutanı
Koramiral Abdullah Can Erenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 249'u
tutuklu 365 sanıklı davanın 73 duruşması görülüyor. İstanbul 10. Ağır
Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde
oluşturulan..
İkinci
Ergenekon'da 156. duruşma İkinci Ergenekon davasına 156. duruşma ile devam ediliyor.
Savunmaların alınmasına ara verilen duruşmada, sanık ve avukatların
talepleri alınıyor.
07.02.2012 12:12 İkinci ''Ergenekon'' davasına 156. duruşma ile devam
ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz
Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya,
CHP İzmir Milletvekili olan gazeteci Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay
Özkan, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'nun da aralarında bulunduğu 15 tutuklu
sanık ile 'Odatv davası' kapsamında tutuklu olan bu davanın tutuksuz
sanığı Yalçın Küçük katıldı. Tutuklu sanıklardan 1. Ordu eski Komutanı
emekli Orgeneral Hurşit Tolon, CHP Zonguldak Milletvekili ve Başkent
Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ve emekli Tuğgeneral
Levent Ersöz'ün gelmediği duruşmada, tutuksuz sanık Mehmet Ali Çelebi de
hazır bulundu. Tutuklu sanık Mehmet Haberal, tutuklandığı 17 Nisan 2009
tarihinden bu yana duruşma salonuna hiç gelmediği gibi..
Dink
cinayetinde 'Özel Harp' izi Hrant Dink cinayeti davasında beraat eden polis muhbiri Erhan
Tuncel'in Dink cinayetinde araştırılması gereken 18 karanlık noktaya
dair açıklamaları büyük yankı uyandırdı. Sabah yazarı Mahmut Övür,
Tuncel'in açıklamalarındaki bazı ayrıntılara dikkat çekiyor. Dink
cinayetinde birbirine topuk selamı veren kişilere dikkat çeken Övür,
cinayetin ardında Özel Harp Dairesi'nin (ÖHD) bulunduğunu iddia ediyor,
iddiasını başka bulgularla da destekliyor.
07.02.2012 10:39 Pazar günü Star gazetesinde Helin Şahin imzalı çok
önemli bir haber vardı. Haberde, Hrant Dink davasının neden ve kimler
tarafından kilitlendiğini en iyi bilecek isimlerden biri olan "muhbir"
Erhan Tuncel'le konuşulmuştu. Tuncel, cevabı aranan 18 madde sıralamıştı
ama içinden birkaçı bilinen bir adresi işaret ediyordu. Cinayetin kilit
ismi Yasin Hayal'in Bayrampaşa Cezaevi'nde kimlerle görüştüğünden,
Trabzon'daki Jandarma'ya sık sık gidip gelmesine, ilgili polislerin
sorgulanmamasına hatta İstanbul emniyetinde bilinçli bir görmezlikten
gelmenin..
Dink
cinayetinde 18 karanlık nokta
Hrant Dink suikasti davasından 18 gün önce beraat eden Erhan Tuncel,
cinayetteki 18 karanlık noktayı anlattı ve 'Yasin Hayal cezaevinde bu
cinayet için bizzat hazırlandı. Onu ziyaret edenlerin listesi ortaya
çıkarılmalı' dedi.
05.02.2012 21:11 Suikast sonucu öldürülen gazeteci Hrant Dink cinayeti
davasından 18 gün önce tahliye edilen Trabzon Emniyeti eski Yardımcı
İstihbarat Elemanı Erhan Tuncel, Dink cinayetinde karanlıkta kalan
noktaları anlattı. Star gazetesinin haberine göre, Ergenekon
yapılanmasının cinayetin tam merkezinde olduğunu söyleyen Tuncel şunları
söyledi: "Cinayete gelinen süreçte bir hedef gösterilme aşaması var.
Cinayeti Ergenekon örgütü işledi. 2009 yılında tamamlanması düşünülen
bir darbe planı vardı. Hükümeti uluslararası alanda yalnızlaştıracak,
güvenlik bürokrasisini alt üst edecek çok ince planlanmış bir cinayet
işlenmek istendi. Hrant Dink’in seçilme nedeni ise, Türkiye’yi dışarıda
iyi temsil ediyor olmasıydı. Dink, Türkiye’yi zor durumda bırakmak
isteyen ulusalcıların hedefiydi. Yasin gerçekten Ergenekon yapılanması
içinde..
Eşref
Bitlis olayının karakutuları Eşref Bitlis’in 19 yıl önce uçağının kalkıştan kısa süre sonra
düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi olayında verecekleri bilgilerle olayı
aydınlatabilecek ancak susmayı sürdüren 3 isim tespit edildi. Suikast
olasılığını içeren şüpheli kazanın kara kutuları olarak adlandırılan bu
isimler; dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, dönemin Kara
Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral Armağan Kuloğlu ve uçağa son anda
binmekten vazgeçen dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin. İlk isim olan
Güreş'in savcılığa ilginç bir itirafta bulunduğu, buzlanma diye
gösterilen düşme sebebinin kendilerince uydurulduğunu belirttiği ortaya
çıkmıştı. Kuloğlu, uçağın buzlanmadan düştüğü raporunu veren
yetkiliydi. Güreş'in başka ne bilgiler verdiği, diğer iki ismin niçin
ısrarla sustukları merak ediliyor.
05.02.2012 11:03 Eşref Bitlis’in 19 yıl önceki şüpheli ölümü sonrası
Doğan Güreş’in hafta içinde yaptığı itiraflar gözleri yeni isimlere
çevirdi. Şüpheli bir uçak kazası sonucu 17 Şubat 1993 tarihinde şehit
olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in hayatını
kaybettiği uçak kazası soruşturma..
En
büyük gasteci bizim darbeci! Ergenekon davalarında tutuklu yargılanan gazeteciler bazı çevrelerce
basın kahramanı olarak yansıtılıyor, sadece gazetecilik faaliyetinden
dolayı hapiste tutuldukları iddia ediliyor. Bugün gazetesi yazarı Gülay
Göktürk ise köşe yazısında, bunun böyle olmadığını, örneğin Ergenekon
tutuklusu gazeteci Mustafa Balbay'ın darbecilere nasıl akıl verdiğini ve
yol gösterdiğini somut örnekle açıklayarak yargılananların darbeciler ve darbecilik
olduğunu gösteriyor. Odatv davasından da örnekler veren Göktürk,
darbecilerin Ergenekon soruşturmasını etkisiz kılmak için şimdiye kadar
çeşitli yöntemler denediklerini, son olarak da basının susturulmak
istendiği yalanını dillendirdiklerini belirtiyor. Göktürk, Ergenekon'un
çökmediğine, en az zayiatla hayatta kalmaya çalıştığına da dikkat çekiyor.
04.02.2012 14:57 Gülay Göktürk (Bugün): Darbeciden basın kahramanı
yaratmak.. Hani bütün o süreçleri birebir
izlemesek; Mustafa Balbay'ın darbeci paşalarla nasıl birlikte iş
tuttuğunu, kalemini onların hizmetine vermekle kalmayıp bir de başarılı
bir darbe yapmak için nasıl akıllar verdiğini kendi..
Kozinoğlu
kalp krizinden ölmemiş Odatv davasının tutuklu sanığı iken cezaevinde hayatını kaybeden eski MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünde 'cinayet' şüphesi arttı.
Adli Tıp'ın ön incelemesinde, Kozinoğlu'nun kalp krizinden ölmediği
tespit edildi. İncelemelerde herhangi bir kan pıhtısının kalp
damarlarını tıkamadığı görüldü. Kriz vakalarının en önemli sonucu
sayılan kalp dokusu ölümü de tespit edilemedi. İkinci aşamada, alınan
örnekler üzerinde zehir taraması yapılacak.
04.02.2012 12:25 MİT'çi Kaşif Kozinoğlu, Oda TV soruşturmasının en
dikkat çekici isimlerinden biriydi. Devletin 'gizli' belgelerini Oda
TV'ye sızdırmakla suçlanan Kozinoğlu, 10 Mart 2011'de Silivri Cezaevi'ne
gönderildi. Hâkim karşısına çıkmasına 13 gün kala hayatını kaybetti.
Ancak iddia edildiği gibi kalp krizinden ölmediği ortaya çıktı. Alınan
bilgilere göre, otopside doku örneklerini inceleyen Adlî Tıp uzmanları
'kalp krizi' vakalarında rastlanan temel verileri tespit edemedi.
Damarlarda darlık olduğu fakat bunun kriz geçirtecek kadar ciddi
olmadığı belirlendi. Herhangi bir..
Doğan'dan
tutuksuz sanığa muhbir iması Balyoz davasına 71. duruşma ile devam ediliyor. 365 sanıktan
197'sinin katıldığı duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının
alınmasıyla devam ediyor. Balyoz lideri olmakla suçlanan tutuklu sanık
eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, savunmasını yapan
tutuksuz sanıklardan emekli Tümgeneral Abdülkadir Eryılmaz’a dolaylı
suçlamada bulundu ve onun gizli tanık ya da muhbir olduğunu ima etti.
Herkesin tutuklanmasına karşın Eryılmaz'ın tutuklanmadığını, üstelik de
Balyoz seminerinde sunum yapmış olması ses kayıtlarıyla da ortaya
çıktığı halde tutuklanmadığını belirterek 'açıkça siz kayrılmışsınız'
dedi.
03.02.2012 13:09 2003 yılında Birinci Ordu Komutanlığı'nda 'Balyoz' kod
adıyla darbe planlandığı iddiasına ilişkin, Orgeneral Bilgin Balanlı,
eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına,
eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu
Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ve Güney Deniz Saha Komutanı
Koramiral Abdullah Can Erenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 249'u
tutuklu..
Ergenekon
işkencesine 45 yıl hapis Üç astsubayı hipnoz ve işkenceyle sorgulayan Zeki Üçok için savcı 45
yıl hapis istedi. Askeri savcı Zeki Üçok,
işkence ve hipnozlu sorguyu uygularken Ergenekon bağlantılı 'Karargah
Evleri' askeri soruşturmasını yürütmekteydi. Sonradan Ergenekon savcısı Zekeriya
Öz tarafından sorgulanıp tutuklanmasıyla da ortaya çıktığı gibi Ergenekon'un TSK'ya
sızmış en gizli askeri yapılanmasına karşı yürüttüğü bu soruşturmayı
savsakladı. Hipnozlu sorgularla elde edilecek
ifadelerle Karargah Evleri soruşturmasına karşı 'Işık Evleri'
soruşturması oluşturulacak ve ardından yürütülecek operasyonlarla büyük bir
gürültü koparılarak Ergenekon soruşturması baltalanmaya çalışılacaktı. Bu
girişim Albay Dursun Çiçek'in kaos planındaki direktiflere de
birebir uygundu.
03.02.2012 15:11 Kayseri Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığı'nda görevli
üç astsubayın hipnozla işkence altında ifadelerini almak suçundan
yargılanan Askeri Savcı Ahmet Zeki Üçok ile hipnoz uzmanı ve emekli
Yarbay Gürol Doğan'ın yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya mağdur..
OYAK'ta
belge imha paniği Emniyete 'OYAK grubunun Ergenekon ilişkilerini gösteren belge ve
CD’ler imha ediliyor' ihbarı geldi. Ertesi gün yapılan teknik takip bu
ihbarı doğruladı. İhbara göre, TÜBİTAK’ın 'Alparslan Arslan’ın
görüntüleri silinmiş' raporunun ardından OYAK şirketlerinde Ergenekon’la
ilgili belgeleri imha paniği yaşandı. Emniyete mektupla gelen ikinci
ihbarda da, tüm OYAK şirketlerinde, grubun Ergenekon ile bağlantılarını
gösteren belge ve CD’lerin üç gün süren bir imha operasyonundan geçtiği
iddia edildi.
03.02.2012 11:09
Danıştay saldırganı Alparslan Arslan’ın keşif günü görüntülerinin
silinmesi ve saldırı günü Danıştay güvenlik kamera sisteminin devre dışı
bırakılması soruşturması kapsamında yeni delillere ulaşıldı. Arslan’ın
görüntülerinin silindiğine yönelik TÜBİTAK bilirkişi raporunun medyaya
yansımasının ardından OYAK’ta imha operasyonu yapıldığı iddia edildi.
Emniyete gönderilen ‘OYAK grubunun Ergenekon ilişkilerini gösteren belge
ve CD’ler imha ediliyor’ ihbarından bir gün sonra teknik takibe takılan
bir telefon görüşmesinde, şüphelilerin OYAK arşivindeki..
Başbuğ
iddianamesi mahkemede İnternet andıcı kapsamında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ
hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı ve iddianame mahkemeye
gönderildi. İnternet andıcı davasıyla birleştirilmesi istenen
iddianamede Başbuğ, örgüt yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüsle
suçlandı.
02.02.2012 15:42 İnternet andıcı soruşturmasında tutuklanan eski Genel
Kurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında iddianame hazırlandı. Özel Yetkili
Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamede Başbuğ
tek şüpheli olarak yer aldı. İstanbul Başsavcı Vekili Fikret Seçen
tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nde
gönderildi. İddianamenin, internet andıcı davasıyla birleştirilmesi
talep edildi. 39 sayfalık iddianamede tek şüpheli olarak yer alan
Başbuğ'un "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini
ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen
engellemeye teşebbüs..
27
Nisan muhtırasına soruşturma açıldı Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik'in suç duyurusu üzerine, Ankara
Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) internet
sitesinde 27 Nisan 2007'de yayımlanan ve tartışmalara konu olan
açıklamayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturmayı 12 Eylül
soruşturmasına bakan Savcı Kemal Çetin yürütecek. Platformun daha önceki
suç duyurusu üzerine 28 Şubat darbe süreci için de soruşturma
başlatılmıştı.
02.02.2012 10:08 Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik'in suç duyurusu
üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin (TSK) internet sitesinde 27 Nisan 2007'de yayımlanan ve
tartışmalara konu olan açıklamayla ilgili soruşturma başlattı.Adalet
Platformu Başkanı Çevik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 12 Eylül
darbesi, 28 Şubat ve 27 Nisan açıklamasının sorumluları hakkında suç
duyurusunda bulunmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Nisan
açıklamasıyla ilgili olarak dönemin askeri sorumluları hakkındaki suç..
Başbakan: Menemen
ile Danıştay aynı Başbakan Erdoğan: 'Danıştay olayı patlak
verdiği zaman yandaş basınlarıyla beraber bize saldırdılar. Bu ülkenin
muhafazakar insanlarına, dindar insanlarına saldırdılar, 'irtica bu işi
yaptı' dediler. Kendi gazetelerini gidip bombalayanları, kalktılar bize
fatura etmek istediler. Arkadan İttihat-Terakki'nin devamı olan zihniyet
çıktı. Bizzat Gazi
Mustafa Kemal'in kurdurttuğu Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın başına
gelenlere bakın. 27 Mayıs öncesindeki provokasyonlara bakın. 12 Eylül
öncesinde, 28 Şubat öncesinde yaşananlara bakın. Encümen-i Daniş'e
bakın. Neler dönüyor neler. Kahramanmaraş olaylarının Çorum
olaylarından, 1 Mayıs hadisesinin Sivas olaylarından, Menemen
hadisesinin Danıştay saldırısından farkı, sadece zaman ve mekan
farkıdır. Yoksa senaryo aynıdır.'
02.02.2012 11:30 Başbakan Erdoğan, Danıştay saldırısını böyle yorumladı:
"Danıştay olayı patlak verdiği zaman yandaş basınlarıyla bize
saldırdılar. Bu ülkenin muhafazakar insanlarına, dindar insanlarına
saldırdılar, 'irtica bu işi yaptı' dediler. Ancak arkadan
İttihat-Terakki'nin devamı olan zihniyet..
Yarbay
kontrgerillayı deşifre etti Dün internette yayınlanan bir özel kuvvetler yarbayının ses kaydı gündemi
sarstı. 12 sene Özel Kuvvetler'de aktif görev yapmış olan Yarbay Nesimi Soner
Dedeoğlu'nun açıklamaları kamuoyunda 'kontrgerilla' olarak bilinen bu güçleri
tekrar gündeme getirdi. Yarbay ses kaydında, Ergenekon
yapılanmasının ve PKK terör örgütünün kontrgerilla ya da Gladyo olarak
da bilinen Özel Kuvvetlerle ilişkisini anlatıyordu: 'Özel Kuvvetler'de
maalesef Ergenekon diye bir şey var. Ergenekon'dan tutuklu olan herkesin
nerde görev yaptıklarını, nerde ne şekilde kullanıldıklarını biliyorum.
Abdullah Öcalan da Murat Karayılan da devletten gayri nizami harp
eğitimi almış kişilerdir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı'dan farkları 10
yıl görev yaptıktan sonra öldürülememiş olmalarıdır.'
01.02.2012 16:06 Dün internette yayınlanan bir özel kuvvetler yarbayının ses
kaydı gündemi sarstı. 12 sene Özel Kuvvetler'de aktif görev yapmış olan Yarbay
Nesimi Soner Dedeoğlu'na ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı, Ergenekon
yapılanmasına ve PKK terör örgütünün Gladyo/kontrgerilla olarak da..
Her taşın altında 'The Cemaat' mi var? Gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak'ın son kitabı, Ergenekon, Balyoz, Dink
cinayeti ve Oda TV davası gibi gündemdeki birçok konuya ışık tutuyor.
Yazar, resmi belgelere dayanarak dile getirdiği analizlerde, bir kesim
tarafından Ergenekon davalarını karalamak için yapılan dezenformasyona
dikkat çekiyor.
30.01.2012 11:58 Gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak'ın son kitabı "Her taşın
altında 'The Cemaat' mi var?" yayınlandı. Ergenekon, Balyoz, Dink
cinayeti ve Oda TV davası gibi gündemdeki birçok konuya ışık tutulan
kitapta Ilıcak, resmi belgelere dayanarak analizler yapıyor ve bir kesim
tarafından Ergenekon davalarını karalamak amacıyla yapılan
dezenformasyona dikkat çekiyor. Ergenekon davalarını etkisiz kılmak ve
kendilerini perdelemek için, 'en iyi savunma saldırıdır' taktiği ile
hareket eden bu kesimler her taşın altında Fethullah cemaatini arıyor.
Yıllardır laik kesimleri en hassas yerinden vurarak kışkırtmayı amaçlayan, 28 Şubat
sürecinde aczmendileri ön plana çıkararak darbeye meşruluk kazandırmaya
..
Su
uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı İnternet sitelerinde dün yayınlanan ve İstanbul Garnizon Komutanı
Tuğgeneral Muhittin Yenikeçeci'ye ait olduğu iddia edilen ses kaydı,
'Türkiye'de vesayet bitti' diyenlere açık ve net bir cevap oldu. Yeni
Akit Ankara Temsilcisi Yener Dönmez 'her şey bitti, vesayet rejiminin
beli kırıldı, Türkiye normalleşti. Balyoz'dan içeride olan üst düzey
subaylar bırakılmalı, Ergenekon davasında da tahliyeler yapmak lazım' diye atıp tutanlara bu ses kaydını
dinlemeleri tavsiyesinde bulunarak, şöyle sordu: 'Normalleşme bu mudur?'
28.01.2012 13:08 Yener Dönmez (Yeni Akit): Paşayla açık açık..
Türkiye'de sorunların çözümsüzlüğünün en önemli nedeni çifte söylem,
çifte görünüm. İnsanlar etnik kimliklerini, dinlerini, ideolojilerini,
dünya görüşlerini gizliyor. Bu gizlilik nedeniyle de “kripto” dediğimiz
faaliyetler gerçekleşiyor. Ülkemizin zayıf kalması için bilinçli olarak
yapılmış bu. Osmanlı'da aksine herkesin kimliğiyle, diniyle, mezhebiyle,
milliyetiyle, etnik yapısıyla bilinmesi için özel önem gösterilmiş. Her
şey açıklık üzerine kurgulanmış.
Kemalizm “tek tip”i dayatarak, aslında farklı etnik ve dini..
Baykal'ın
kasedi Kılıçaroğlu'nu gerdi CHP'yi yeniden dizayn etmek için piyasaya sürülen skandal kasedin
örgütlü suç kapsamında incelemeye alınması, kaset sayesinde liderliğe
gelen CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu rahatsız etti. Eski lider Baykal'a ait kaset soruşturmasını
değerlendiren Kılıçdaroğlu, 'Önümüzdeki günlerde göreceksiniz, özel
yetkili savcı, CHP ile ilgili bir dosya çıkaracaktır. İsimsiz ihbar
mektuplarını koyacaktır herhalde' dedi. Diğer taraftan olayın
arkasındaki örgütün ortaya çıkarılmaması için CHP'deki Brütüs'ler ne gerekiyorsa yapmış.
Baykal'ın o dönemdeki avukatı Şahin Mengü'nün, soruşturmanın kadük
kalmasına yol açacak şekilde başvuru yaptığı anlaşıldı. Soruşturmayı
savsaklayan savcı ise Ülker Tarhan döneminde YARSAV'a girdi ve daha sonra başkan yardımcılığına
getirildi.
27.01.2012 10:16 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP eski Genel Başkanı
Deniz Baykal ile milletvekili Nesrin Baytok'a ait olduğu ileri sürülen
uygunsuz görüntülerle ilgili soruşturmayı 'örgütlü suç' kapsamına
alırken, dosyada yaklaşık iki yıldır hiçbir ilerleme kaydedilmemesinin
arkasında yatan gerçekler..
Ergenekon
savcısı Garih dosyasını açtı Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın işadamı Üzeyir Garih
cinayetinin 'müstakil' olarak yeniden soruşturulmasına karar verdiği
ortaya çıktı. Dosya Ergenekon Savcısı Cihan Kansız'a teslim edildi.
Garih'i öldürmek suçundan müebbet ağır hapis cezası alan Yener Yermez'in
avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, 'Garih cinayeti basit bireysel bir eylem
değildir' ifadelerini kullanıyor. Dosya 2010'da Ergenekon savcısı
Zekeriya Öz tarafından açılmış ve Yermez sorgulanmış, ancak somut herhangi bir ilerleme
yaşanmamıştı.
24.01.2012 11:56
İşadamı Üzeyir Garih, 25 Ağustos 2001'de İstanbul Eyüp mezarlığında
Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarını ziyaret ettikten sonra, arabasına
binerken, bir hayat kadınıyla ilişkiye girmek üzere Eyüp Mezarlığı'nda
bulunan Yener Yermez tarafından bıçaklanarak öldürülmüştü. Üzeyir Garih'in
katil zanlısı Yener Yermez, Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen
davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına..
OYAK,
Ergenekon talimatıyla kuruldu Danıştay saldırısında kameraları kararttığı gerekçesiyle 7 kişinin
tutuklandığı OYAK güvenlik şirketine yönelik soruşturmada Ergenekon
sanıklarından ele geçirilen kritik bir belge gündeme geldi.
Tuğgeneral Veli Küçük, Ümit Oğuztan, Şener Eruygur, Ufuk Akkaya, Tuncay
Özkan gibi isimlerde ele geçirilen 'Security A.Ş. Uluslar Arası Güvenlik
Şirketi Projesi İstanbul/26 Haziran 2000' isimli dokümanda 'istihbarat
görevlerinde uzmanlaşmış emekli bir albayın başkanlığında güvenlik
şirketi kurulacağı' belirtiliyor. OYAK Güvenlik şirketi ve onun
tutuklanan genel müdürü emekli albay Orhan Çoban'ın özellikleri belgeye
tam olarak uyuyor.
24.01.2012 10:09 Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay
saldırısında, OYAK Güvenlik yeniden tartışmaların merkezine
oturdu.Şirkete 3 Ocak'ta yapılan operasyonun ardından önemli bilgiler
gündeme geliyor. Tutuklanan eski OYAK Güvenlik Genel Müdürü Orhan
Çoban'ın (emekli albay) Emniyet'teki sorgusunda, şirketin Ergenekon'la
irtibatı üzerinde durulduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Çoban'a
sanıklarda ele geçirilen "Security A.Ş..
Erhan
Tuncel de Ergenekon dedi
Hrant Dink davasında beraat eden Erhan Tuncel, karar duruşmasından önce,
cinayetin arkasında Ergenekon terör örgütünün olduğunu iddia etti.
Öldürülen Dink'in yakınlarının ve avukatlarının, yargılanan sanığın,
yargılayan hakimin ve savcının, kısacası davadaki tüm tarafların örgüt
var dediği halde davanın örgüt yok şeklinde sonuçlanması kamuoyunun
kafasını karıştırdı. Öyle görünüyor ki, Danıştay davasının benzeri
yaşanacak. Yani, Ergenekon ile irtibatlarını gösteren bulgular nedeniyle
Yargıtay, Dink davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesini
isteyecek. Ardından Dink cinayeti, en baştan ele alınarak soruşturma
derinleştirilecek. 20.01.2012 10:54 Hrant Dink davasında beraat eden Erhan Tuncel,
karar duruşmasından önce Zaman'ın sorduğu soruları el yazısıyla kaleme
aldığı mektupla cevapladı.Tuncel, avukatı aracılığıyla gazetemize
ulaştırılan mektubunda, cinayetin arkasında Ergenekon terör örgütünün
olduğunu anlatıyor. Dink'in, hayatının son üç yılında hedef
gösterildiğini ve işlenen cinayetin masum kitlelerin üzerine yıkılmaya
çalışıldığını aktarıyor..
Cihaner'e
şok: Yeniden yargılanacak CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, Erzincan Başsavcılığı
sırasında, 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' çerçevesinde faaliyet
gösterdiği iddiasıyla Yargıtay'da yargılanacak. Tunceli Ağır Ceza
Mahkemesi, Cihaner'in milletvekili dokunulmazlığının terör suçu için
geçerli olmadığına karar vererek dosyayı Yargıtay'a gönderdi.
17.01.2012 18:08 CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, Erzincan
Başsavcılığı sırasında, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" çerçevesinde
faaliyet gösterdiği iddiasıyla Yargıtay'da yargılanacak. Tunceli Ağır
Ceza Mahkemesi, Cihaner'in milletvekili dokunulmazlığının terör suçu
için geçerli olmadığına karar vererek dosyayı Yargıtay'a gönderdi.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Erzurum'da yürütülen soruşturmanın Adalet
Bakanlığı'ndan izin alınmadan yapıldığını belirterek, dosyayı Adalet
Bakanlığı'na geri göndermişti. Dosyayı inceleyen Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu 2. Dairesi ise, Cihaner'in yargılanması gerektiği
görüşüyle dosyayı Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk..
Ergenekon
davası gerekli mi? Ergenekon ve benzer davalar uzadıkça bazıları bu davaların kıymetini
kaybettiğini iddia ediyor. Bu iddiaları eleştiren Star yazarı Laçiner, 'Ergenekon Davası’na gerek var mı?'
sorusuna somut gerekçelerle net yanıt veriyor. Dava öncesi ve
sonrasını değerlendiren Laçiner, 'Ergenekon’dan sonra ne bir
Danıştay Saldırısı oldu, ne de bir misyoner cinayeti. Ayrıca asker-sivil
ilişkileri de kademe kademe rayına girmeye başladı' diyor. Laçiner,
davalar kapatılırsa Ergenekon'un tekrar devreye gireceğini de
belirtiyor. Yeni dava ve soruşturmaların açılması, örgütün hala aktif
olduğunu, dava ve soruşturmaları engellemek için faaliyet yürüttüğünü
gösteriyor. Hatta Başbakanın gizli ve resmi telefon görüşmelerini
yayınlaması da Laçiner'in haklılığını gösteriyor.
17.01.2012 13:10 Ergenekon ve benzeri davalara gerek var mı? Bu davalar
maksadını aştı mı? Artık mahkemelere ihtiyacımız kalmadı mı? Ergenekon
Davası ve benzeri davalar uzadıkça bazılarının bu davaların kıymetini ve
işlevini unuttuğuna dikkat çeken Star yazarı Sedat Laçiner, 'Ergenekon..
Kılıçdaroğlu
Ergenekon'a üye olabildi mi? Ergenekon davası hakimlerine 'militan' diyerek hakaret etmesi ve
davayı etkileme girişimleri nedeniyle geçtiğimiz günlerde hakkında fezleke
düzenlenerek soruşturma başlatılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun adı
iki farklı Ergenekon iddianamesinde geçiyor. Seyfi Oktay'ın Kılıçdaroğlu ile
görüşmeleri Ergenekon davası ve soruşturmasını etkilemeye yönelik açılan davanın
delil klasöründe yer alıyor. Ergenekon kapsamında açılan diğer bir dava olan
OdaTV davasında da, tutuklu sanık olarak yargılanan gazeteci Nedim Şener’in
Kemal Kılıçdaroğlu ile mizansen haber yapılması konusunda yapmış oldukları
telefon görüşmeleri basına yansımıştı.
15.01.2012 21:46 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, akıl
hocasının eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay olduğu ortaya çıktı. Yargıdaki
kadrolaşmanın mimarı Seyfi Oktay’ın, Deniz Baykal’ın kaset olayının
ardından Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verdiği, kurultay öncesi kendisini
yönlendirdiği belgelendi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, akıl
hocasının eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay olduğu ortaya çıktı. Yargıdaki
kadrolaşmanın..
Aydınlık'tan
Kozinoğlu'na sansür Odatv sanığı MİT'çi
Kaşif Kozinoğlu'nu kahraman ilan eden Aydınlık, mektuplarına ise sansür
uygulamış. Aydınlık'ın yayınlamadığı satırlarda Kozinoğlu, Deniz Feneri
davasının, Alman İstihbaratı’nın AK Parti’yi zor durumda bırakmak için
uydurduğu bir dava olduğunu belirtiyor. Mektupta ayrıca Kozinoğlu, o
dönem CHP milletvekili olan ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat Alman
İstihbarat Teşkilatı (BND) görüştüğü ve BND’nin Kılıçdaroğlu’nun CHP
Genel Başkanlığını desteklediği’ şeklindeki ifadelere de yer veriyor.
11.01.2012 11:59 Aydınlık Gazetesi, haftalarca süren yayınlarında,
cezaevinde kalp krizi sonucu hayatını kaybeden MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nu
“Türkiye’nin kaybettiği milli bir kahraman ve yiğit bir vatan evladı”
olarak lanse etmişti. Ancak Aydınlık’ın Kozinoğlu ile ilgili
yayınlarında kamuoyunun dikkatinden kaçırılan üç önemli nokta deşifre
edildi. Aydınlık Gazetesi, Kozinoğlu’nun mektubunu bile sansürlemiş.
İşte toplum mühendisliği ve sansür:
“Kaşif Kozinoğlu’nu ‘kahraman’ ilan eden Aydınlık’ın, Kozinoğlu'nu 15
yıl önce CIA elemanı ilan ettiği ortaya çıktı.. Aydınlık..
Soruşturma yargıya
da uzanacak mı? Ankara'da dün gerçekleşen Danıştay saldırısı operasyonları dikkatleri
bir kez daha saldırıdaki ayrıntılara çevirdi. Ergenekon soruşturmasında
ele geçen bilgilerle birlikte baştan sonra çok planlı yapıldığı
anlaşılan saldırıda, kameraların karartılması saldırının önemli
sacayaklarından biriydi. Diğer bir ayak ise saldırının Ankara'daki
mahkeme tarafından adeta örtülmesi olmuştu. Dün başlayan operasyonların
davaya Ankara'da bakan mahkeme üyeleriyle soruşturma
savcılarına da uzanabileceği ileri sürülüyor.
04.01.2012 11:54 Danıştay saldırısına bakan Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi hakimi Orhan Karadeniz, kameraların o gün çalışmaması ve diğer
bir çok ayrıntıyla ilgilenmedi. Bu dava sürerken İstanbul'da Ergenekon
soruşturması başladı. Savcı Zekeriya Öz, saldırının Ergenekon'la
bağlantısına dair elde ettiği delil ve bulguları bir mektupla mahkemeye
bildirdi. Ancak mahkeme bu mektubu hiç dikkate almadı ve davayı dinci
kalkışma hükmüyle adeta apar topar kapattı. Dolayısıyla Hakim Orhan
Karadeniz’in yaptığı eksik bir yargılama. Hakim Karadeniz, kamera..
OYAK:
Devleti korumak ayıp değil Kanlı Danıştay saldırısına ait güvenlik kamera kayıtlarının
silindiğine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, dün İstanbul,
Ankara ve Zonguldak'ta 21 adreste arama yapıldı. Danıştay saldırısı
olduğunda OYAK Güvenlik Müdürü olan Orhan Çoban ile birlikte 8 kişi
gözaltına alındı. Halen Oyak Genel Müdürü olan Coşkun Ulusoy ise
gözaltına alınmadı. Sadece evi ve ofisi arandı. Coşkun Ulusoy'un,
Danıştay saldırısında kameraların karartıldığı iddialarında adının
geçmesinden şikayetçi olan MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'na, 'Devleti korumak
ayıp değil günah değil' dediği dinlemeye takılmıştı.
04.01.2012 10:23 Danıştay saldırısında delilleri kararttıkları
iddiasıyla Ankara ve İstanbul'da 21 adrese eş zamanlı baskın düzenlendi.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatı doğrultusunda gerçekleşen
operasyon çerçevesinde İstanbul'da Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy'un ev
ve iş yerindeki ofisinde arama yapıldı. Ankara'da ise aralarında OYAK
eski Genel Müdür Yardımcısı Orhan Ç.'nin de aralarında bulunduğu 8
kişinin gözaltına..
Işık Koşaner'e
soruşturma açıldı Ankara Özel Yetkili Savcılığı, eski Genelkurmay Başkanı Koşaner'in
internete düşen ses kaydıyla ilgili soruşturma başlattı. Koşaner, medyaya yansıyan şok ses kaydında,
Dağlıca, Hantepe ve diğer baskınlardaki ihmaller ile TSK'daki diğer bir
çok hatayı gündeme getirerek halimiz tam bir kepazelik diyordu.
Koşaner'in, ses kaydında Balyoz belgelerinin 1. ordudan çıkarıldığını
itiraf etmesi Balyoz davasına bakan mahkemeyi de harekete geçirmiş, ses
kaydı deliller arasında yerini almıştı. Adalet Platformu Başkanı Adem
Çevik'in şikayet dilekçesi üzerine harekete geçen savcılık dilekçeyi
işleme koydu.
Görev süresi dolmadan istifa eden eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Işık Koşaner'in internete düşen ses kaydı ile ilgili Ankara Özel Yetkili
Cumhuriyet Savcılığı'nca soruşturma başlatıldı. Savcı, bilgi istediği
MİT ve Emniyet'ten gelecek cevabın ardından Işık Koşaner'in ifadesine
başvuracak. Böylece Koşaner, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde şüpheli olarak
ifadesine başvurulan ilk Genelkurmay Başkanı olacak. Koşaner..
28
Şubat için soruşturma başlatıldı Ankara Özel Yetkili Başsavcılığı suç duyuruları üzerine 28 Şubat
sürecine ilişkin soruşturma başlattı. Gerek duyulması halinde dönemin
komutanları da ifadeye çağırılacak. Adalet Platformu, Emniyet Genel Müdürlüğü
eski İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, Avukat Yunus Akyol, Genç
Siviller, Mazlum-Der, Özgür-Der, İnsan Hakları Derneği, Hukukçular
Derneği, Adaleti Savunanlar Derneği gibi sivil toplum örgütü ve kişiler
tarafından çok sayıda suç duyurusu yapılmıştı.
12 Eylül'ün ardından 28 Şubat süreci de soruşturulacak. Ankara Özel
Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı süreçle ilgili soruşturma başlattı.
Gerek duyulması halinde dönemin komutanları da ifadeye çağırılacak.
Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, dönemin Genelkurmay Başkanı
İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, kuvvet
komutanları, Sincan'da tankları yürüten Erdal Ceylanoğlu hakkındaki suç
duyurularını dikkate aldı. Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca,
cebir ve şiddet kullanmadan Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan..
Naziler, Alman Ergenekonu’nun kılıfı Dönerci cinayetleri olarak adlandırılan Almanya'daki Türklere yönelik cinayetlerin
arkasından Alman derin devletinin çıkması, Alman Ergenekon örgütü ile Türk ve Alman
uzantıları arasındaki irtibatları gündeme getirdi. Alman derin devleti üzerine yazdığı kitaplarla tanınan yazar Jürgen
Elsasser, Almanya ve Türkiye’de 'uyuyan gladyo/kontrgerilla hücreleri'
bulunduğunu ve Türklere yönelik cinayetlerde bu hücrelerin parmağı
olduğunu savundu. Neo Nazi katillerin daha büyük örgütleri saklamak için
kılıf olarak kullanıldığını söyleyen Elsasser ekledi: 'Hatta hiç Nazi
bile olmayabilirler.'
ALMAN derin devleti üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan yazar
Jürgen Elsässer, “Dönerci cinayetleri”nde ölen Türklerden sorumlu
tutulan Neo Nazilerin, gizli servis operasyonları için sahte bir kılıf
olduğunu söyledi. Cinayetlerden sorumlu tutulan iki Alman’ın belki de
Nazilikle hiçbir ilgisi bile olmayabileceğini savunan Elsässer, Almanya
ve Türkiye’deki “uyuyan gladyo hücreleri” olduğunu ve cinayetlerde bu
hücrelerin parmağı olduğunu..
PKK'dan
itiraf: İskenderun İsrail işi Mersin'de yakalanan PKK'lı teröristten korkunç itiraf: İskenderun'da
7 askerin şehit düştüğü saldırıyı örgütün Amanos lideri düzenledi. Sık
sık İsrail'e giderdi. Burada gizemli bir kadınla birlikteydi.
Madalyonun öteki yüzü ortaya çıktı, kalleş terörün arkasındaki güçler
birinci ağızdan açıklandı. Mersin Aydıncık'ta geçtiğimiz günlerde 3
PKK'lı terörist yakalandı. "Özgür Murat" kod adlı Barış Kızılçay, "Fırat
Siverek" kod adlı Kenan Yıldızbakan ve "Sefkan Amed" kod adlı Cengiz
Nergiz sorguya alındı. Ve gelen itiraflar, herkesi şaşırttı! Barış
Kızılçay adlı terörist, Kenan Yıldızbakan'ın PKK'nın Amanoslar
Yapılanması Antalya Grubu'nun sözde lideri olduğunu açıkladı. Kızılçay,
31 Mayıs 2010 gecesi, İsrail askerleri Mavi Marmara'ya çıkarken,
İskenderun Şehit Remzi İlboğa Kışlası'na yapılan ve 7 askerin şehit
düştüğü roketatarlı saldırıyı Kenan Yıldızbakan ve Cengiz Nergiz'in
gerçekleştirdiğini söyledi. Kızılçay'ın peşi sıra gelen itirafları,
hainlerin korkunç yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi:
* Bu saldırıda roketatarı Cengiz, M-16'yı ise Kenan..
Özal
suikastinde çember daralıyor 1988 yılında Turgut Özal'a yapılan suikastle ilgili önemli bilgilere
ulaşıldı. Soruşturmayı yürüten savcı, çemberi iyice daralttı. Suikastı o
dönem soruşturan eski savcı Uğur Tonik de savcı Çetin'e verdiği ifadede
kızının kaçırıldığı ve eski MGK Genel Sekreteri Orgeneral Sabri
Yirmibeşoğlu tarafından tehdit edildiği iddialarını doğruladı.
Turgut Özal'ın ölümü ile ilgili soruşturmayı yürüten Ankara Özel Yetkili
Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, merhum cumhurbaşkanına 1988 yılında
yapılan suikastla ilgili önemli bilgilere ulaştı. Kartal Demirağ'ın
gerçekleştirdiği suikastta, Özal baş parmağından yaralanmıştı. Suikastı
soruşturan eski savcı Uğur Tonik de savcı Çetin'e verdiği ifadede
kızının kaçırıldığını ve eski MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu
tarafından tehdit edildiğini söylediği belirtildi. Yüksekova Çetesi'ni
ortaya çıkaran eski Jandarma İstihbaratçı Hüseyin Oğuz da Özal suikastı
soruşturmasında Tonik'e dikkat çekmişti. Fikri Sağlar ise "Soruşturmayı
rütbeliler engelledi" demişti. Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal bir
gazeteye verdiği..
'Mesaja
mesaj' ses kaydı Dün internete düşen bir ses kaydında, 2010 yılında MİT ve PKK
temsilcileri arasında Norveç’in başkenti Oslo’da yapılan çatışmaları
durdurma ve PKK'nın silahsızlanması amaçlı görüşme yapıldığı iddia
edildi. Ses kaydının medyaya çıktığı saatlerde Başbakan Erdoğan Mısır'da
tüm dünyaya yönelik bir konuşma gerçekleştirmekteydi. Ses kaydının
yayınlandığı Dicle Haber isimli web sitesi, kaydı kendilerinin
yayınlamadığını, sitelerinin hacklendiğini açıkladı. Mesaja mesaj olarak
yorumlanan ilginç zamanlama ve ses kaydının site hacklenerek verilmesi,
istihbarat operasyonu gibi görünen bu olayın arkasında İsrail'in olduğu
kuşkusunu doğurdu. Hatırlanacağı gibi birkaç gün önce İsrail hükümet
yetkilisi Lieberman Türkiye'ye karşı PKK'yı destekleyeceklerini
açıklamıştı.
İnternete dün düşen bir ses kaydında, MİT ve PKK temsilcileri
arasında Norveç’in başkenti Oslo’da bir görüşme yapıldığı iddia edildi.
Ses kaydı, önce, önceki akşam 18:00’da PKK’ya yakınlığıyla bilinen Fırat
News’te, ardından dün sabah 09.30’da Dicle Haber Ajansı(DİHA)
sitelerinden yayınlandı.
Biri
yalan uydurdu diğeri dava açtı İnternet andıcı iddianamesinde AK Parti'ye açılan kapatma davasına
ilişkin ilginç ayrıntılara da yer veriliyor. Buna göre, psikolojik harp
teknikleriyle kamuoyunu yönlendirerek hükümeti yıpratmak için kurulan
'kara propaganda' sitelerinde kapatma davasını destekleyen yazı ve
yorumlar yer alıyor. Bu yalan haberler Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya
tarafından AK Parti'ye karşı açılan kapatma davasında delil olarak
dosyaya konuldu. Anayasa Mahkemesi'nin incelemesinde ise yalan olduğu
tespit edilen çok sayıda delil dosyadan çıkarıldı. Söz konusu siteler
ayrıca Abdullah Gül'ün seçilmesini engellemek için 11. cumhurbaşkanlığı
seçim sürecinde yürütülen kontrgerilla harekatı kapsamında da aktif
olarak kullanıldı.
'İnternet andıcı' davasında AK Parti'ye açılan kapatma davasına
ilişkin önemli bilgiler yer alıyor. Kapatma
davasında kullanılan gazete kupürleri ile TSK'nın internet sitelerindeki haberler örtüşüyor: "Türkiye irtica tehdidi
altında, AKP'de kadına yer yok,
Atatürkçü cumhurbaşkanı istiyoruz, Yargı kuşatmada.."
İşte
darbecileri korkutan 13 general İkinci Balyoz davası delil
klasörlerinden şok belgeler çıktı. Balyoz darbesi
başlatıldığında, şu an Balyoz'da tutuklu sanık olan Tuğamiral Kadir
Sağdıç ve Fatih İlgar’ın da aralarında olduğu 24 subay, 'darbeye karşı
geleceği' düşünülen 13 üst düzey komutanı tutuklamakla görevlendirilmiş.
Tutuklamayı yapacak subaylara 'Ateş gücü yüksek MP-5
marka silahlar yemin metni okutulup, imzalatılarak' teslim edilmiş.
Belgenin altında Milli Savunma Bakanlığı tarafından görevinden
alındıktan sonra Balyoz Davası’nda tutuklanan Abdullah Gavremoğlu’nun
adı da yer alıyor. Darbeciler, başarısızlığa uğramamak için Hava
Kuvvetleri Komutanı Cumhur Asparuk ve ailesine yönelik faaliyetler de
planlamış.
İkinci Balyoz Davası’nın, önceki gün
avukatlara verilen ek delil klasörlerinde bulunan belgelerde, Balyoz
Planı’na karşı çıkan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli 13
komutanın nasıl ve kim tarafından tutuklanacağı bilgisi yer aldı.
Atabeyler
davasında neler oluyor? Beş yıldır savcı değişiklikleri nedeniyle ertelenen ‘Başbakan’a
suikast’ planını içeren Atabeyler Davası savcısı üçüncü kez değişti.
Emniyet'in 'başbakana dört dörtlük
suikasttı' dediği ve Özel Harp Dairesi (ÖHD) elemanlarından meydana
gelen Atabeyler grubuna yönelik soruşturmada hiçbir 'üst' bağlantı
aydınlatılamadı. Şubat ayındaki son duruşmada esas hakkındaki
mütalaasını veren savcı sanıkların sadece ‘patlayıcı madde
bulundurmak’tan yargılanması gerektiğini savunmuştu. Kararın bu haliyle
çıkması durumunda örgütün uzantıları ve kimden talimat aldığı ise açığa
çıkmayacak. Kamuoyunda davanın tıpkı Danıştay saldırısı
davasındaki gibi örtbas edilmeye çalışıldığı kanaati hakim.
Ergenekon davasına bakan mahkemenin listesini istediği Başbakan’a
yönelik suikast dosyalarının başında Atabeyler davası geliyor. 5 yıldır
süren davada yarınki (Salı) duruşmasında karar çıkması bekleniyor. Ancak
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın savcısı üçüncü kez
değişti.
Kavakçı'ya
linç, Balbay'a saygı Milletvekili seçilen tutuklu Ergenekon milletvekillerinin
mahkemelerce tahliye edilmemeleri Ergenekon medyasında 'milli iradeye
saygısızlık' olarak gösteriliyor. Oysa 1999 yılında, milletvekili
seçilmiş olan ve herhangi bir hapis
cezası da olmadığı halde sadece başörtülü diye Fazilet Partisi
milletvekili Merve Kavakçı'ya Meclis'te inanılmaz saygısızlık ve hakaret
yapıldı. Kavakçı, adeta 'vurun kahpeye' şeklinde çok adice bir lince
tabi tutuldu. Kendisi de o dönem milletvekili seçilen ve Kavakçı'yla birlikte Meclis salonuna girerek
ona destek olan Nazlı Ilıcak o gün Meclis'te yaşanan o
tarihi rezalete en yakın tanık olan kişiydi.
Nazlı Ilıcak (Sabah): Nerede millet iradesi?.. Bugün, tutuklu oldukları
için yemin etmeyen milletvekilleri hakkında "milli iradeye saygı
duyulması gerektiğini" hatırlatanlar var. Tabii ki milli irade her şeyin
üstünde olmalı. 1999'da Merve Kavakçı hakkındaki yorumları
hatırlatmaktan maksadımız, "Dün bana, bugün sana" mesajı vermek değil.
Ama, meslektaşlarımızın yüzüne bir ayna tutmak da vazifemiz. Bakın neler
yazmışlar:
Büyükanıt bizi sattı, Doğan boşboğaz İkinci Balyoz İddianamesi'ndeki en önemli delillerden biri, Zirve
katliamı soruşturması kapsamında Malatya'dan çıkan bir belge oldu. Orgeneral
Hurşit Tolon’a ait olduğu iddia edilen belgede, 'Çetin Paşa her fırsatta duyulur mu duyulmaz mı dikkat etmeden
hükümet aleyhinde konuştu. 1. Ordu Plan Tatbikatı’nda onlarca subay
içinde neredeyse yapacağımız hareketi açıkladı. Milli mutabakat
hükümetinin kurulmasından bile söz etti. Bunlar hükümet dahil her yerde
duyuldu. Çetin Paşa’nın pervasızlığı yüzünden basının desteğini
alamadık. Basın patronları, Çetin Paşa’nın Genelkurmay Başkanı olacağına
ve böylece hükümetin de bir süre sonra yıkılacağına inandırılsaydı
hükümeti destekten vazgeçerdi.' şeklinde darbe girişimini itiraf eden
şok ifadeler yer alıyor.
Harp Akademileri Komutanı tutuklu Org. Bilgin Balanlı’nın da aralarında olduğu 28 sanıklı 2. Balyoz Davası’nın en önemli delili İnönü
Üniversitesi Tarih Bölümü’nde görevli Prof. Dr. S.C.’nin bilgisayarında
bulunan ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Org. Hurşit Tolon’a ait olduğu
ileri sürülen bir belge oldu.
Şok
fotoğraf: Çillioğlu infaz edildi İntihar etti denilen ancak şüpheler üzerine dosyası tekrar açılan
Albay Kazım Çillioğlu'nun ölümünün ardından olay yerinde çekilen fotoğrafı
ortaya çıktı. Gündemi sarsacak fotoğraf şüpheleri gideriyor ve Albay'ın
intihar etmediğini, dövüldüğünü, kurşunla infaz edildikten sonra,
cesedinin oda içinde sürüklendiğini gösteriyor. Kısa süre
önce mezarının açılmasıyla yapılan otopside kaburga kemiğinde bir kırık
ve sırtında da bir delik tespit edilmişti.
Uçak kazasında hayatını kaybeden Orgeneral Eşref Bitlis'in
komutanlarından Albay Kazım Çillioğlu'nun şüpheli ölümüne ışık tutacak
olay yeri fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğraf, intihar denilerek kapatılan
dosyadaki resmi tutanakları yalanlıyor. Ailesinin duygusal durumunu
düşünerek mozaiklediğimiz fotoğrafta, sırtüstü yatan Çillioğlu'nun,
dudak çevresindeki şişlik ve kan izleri ölmeden önce darp edildiğini
gösteriyor. Resmi tutanağa geçen 'masada sağ eliyle intihar etti'
tespitini çürütüyor.
Cunta, subayların ihbarından korkmuş Balyoz planını hazırlayan cuntanın, darbe karşıtı subayların müdahale
hazırlıklarını öğrenmesinden rahatsız olduğu, müdahalede 'Görev
Verilecek Personel' listesi ile 'Güvenilmez Personel' listelerinin
hazırlandığı ortaya çıktı. Cuntanın korktuğu da başına geldi.
Hatırlanacağı gibi Balyoz belgeleri ve ses kayıtları bir valiz
içerisinde Taraf gazetesine teslim edilmişti. Benzer şekilde ıslak
imzalı Kontrgerilla belgesinin aslının da Genelkurmay karargahında apar
topar yapılan evrak imha girişiminden kurtarıldığı, gizlice dışarıya
çıkarılarak savcılara gönderildiği anlaşılmıştı. Ergenekon soruşturması
sürecinde başlatılan örneğin Amirallere Suikast, Özel Harp Dairesi'nin
bir kamyon el bombası nakli ve diğer bir çok soruşturma da gelen
ihbarlarla başlatılmıştı.
Eskişehir'de ele geçirilen bir belgede, "İç ve dış faktörler olmak üzere
iki durumda başarısızlığın yaşanabileceği ifade edilmektedir. Birinci
husus planın kendi içimizde müdahale karşıtı kişiler tarafından
öğrenilebilmesi..." deniliyor.
Mısır
ve Türkiye için tarihi
gün: 11022011 13. duruşma balyoz sanıklarına şok getirdi. Balyoz davasının dünkü
duruşmasında tarihi bir karar verildi. Eski kuvvet komutanları ile muvazzaf
generallerin de aralarında bulunduğu 163 sanık için tutuklama kararı verildi.
Dün için beklenmeyen bu şok gelişme Türkiye'yi sarstı. Sanıklar tutuklamaya
direndi, güvenlik güçlerine teslim olmak istemedi. Aynı saatlerde Mısır'dan
gelen Mübarek'in istifa ettiği, halkın kutlama için meydanları doldurduğu
haberleri balyoz tutuklamalarıyla ilginç bir benzerlik oluşturdu. Tüm dünyada
demokrasiye, halkın tercihlerine dayalı yönetimlere rağbet var. Mısır halkı,
Türkiye'deki demokratik gelişmelere özendiğini protesto gösterilerinde sık sık
dile getirmişlerdi. 11 Şubat 2011, Mısır ve Türk balyozculara vurulan darbe ile iki halk için
de tarihi bir gün oldu.
Dün
13. duruşması yapılan Balyoz davasına 196 sanıktan 167'si katılmış, 29'u
ise mazeretli olarak katılmamıştı. Duruşmada müdahillik başvuruları
görüşülmeye devam edilirken söz sırası savcının talebine geldi. Savcı
Gölcük'ten çıkan yeni belgeler nedeniyle 180 sanık hakkında tutuklama..
Kılıçdaroğlu
çıldırdı: Durum ağır, ihtilal hak! CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İsmet Paşa’nın Menderes için
söylediği, 'İhtilal, millet için meşru bir hak olur' sözüne destek
vererek, 'Evet aynı durum, hatta daha ağır' dedi. CHP'li milletvekilleri
ve yöneticilerin son günlerde sürekli sokak çatışmasından ve direnişten
bahsetmesi ve seçimler çok yaklaştığı halde bundan çekinmemesi dikkat
çekiyor. Bu durum, CHP'nin seçimlerden umudu kestiği, Mısır lideri
Mübarek gibi tek güvendiği kurum olan asker içindeki cuntaya umudunu
bağladığı şeklinde yorumlanıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Menderes dönemi gibi baskıların
yaşandığını savunarak, gerekirse ihtilal bile olabileceğini ima etti.
İsmet Paşa’nın Menderes için söylediği, “Demokratik rejimi baskı
rejimine çevirirseniz ihtilal, millet için meşru bir hak olur” sözüne
karşılık Kılıçdaroğlu’nun, “Evet aynı durum, hatta daha ağır” ifadesini
kullanması dikkat çekti.
Batum: 50 bin kişiyle Silivri'yi basalım! CHP'nin, başka milletvekili adayı bulamamış gibi Ergenekon Terör
Örgütü mensuplarını milletvekili yapmayı ve Haziran seçimlerinde
seçilmelerini sağlayarak, cezaevinden ve davalardan kurtarma planı
giderek netleşiyor. Son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum,
Silivri'deki Ergenekon sanıklarını korumak için her yöntemi
uygulayacaklarını açıkladı.
Uğur Mumcu'nun öldürülüşünün 18. yılı dolayısıyla düzenlenen anma
etkinlikleri için İzmir'e gelen Batum, 'Ergenekon' sanıklarının
milletvekili yapılarak cezaevinden kurtarılması teklifini
değerlendireceklerini belirtti. Batum, "İçeride yatan Atatürkçü
aydınları korumak için elimizden geleni yapacağız." dedi. Bunun için her
yöntemi uygulayacaklarının altını çizdi. Batum, "Biz terör örgütü falan
değiliz. Biz, AKP hükümetinin bilerek ve isteyerek Atatürkçü aydınları
içeri tıkmak suretiyle, Türkiye'de kendi iktidarını hiçbir engel olmadan
kurmak istediğini düşünüyoruz. Buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Buna
izin vermemek her yöntemle olabilir. Oradaki Atatürkçü aydınları partiye
alarak veya..
'Darbe
olmazsa Ergenekon bizi bitirecek' Çağdaş Eğitim Vakfı'nın (ÇEV) eski başkanı Gülseven Yaşer'in mahkeme
kararıyla yapılan dinleme kayıtlarında tüyler ürperten ifadeler yer
alıyor. Yaşer, Ergenekon gözaltılarına engel olmak için darbe yapılması
gerektiğini söylüyor: 'Yani bir askeri ihtilal olursa kurtarır, artık
bir tek o kaldı onu yaparlarsa, yoksa bitmiştir.'
Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında iddianame hazırlanan Çağdaş
Eğitim Vakfı'nın (ÇEV) eski başkanı Gülseven Yaşer, Ergenekon
gözaltılarına engel olmak için darbe yapılması gerektiğini söylüyor.
Yaşer, mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerde Ocak 2009'daki Ergenekon
operasyonunun yapıldığı gün Siminsu Baytok Uçak'a "... Yani bir askeri
ihtilal olursa kurtarır... Yoksa bitmiştir." yorumunu yapıyor. Çağdaş
Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ÇEV iddianamesi geçtiğimiz günlerde
mahkeme tarafından kabul edildi. Derneğe yönelik ağır suçlamalar vardı.
İddianamede ÇYDD ve ÇEV'in Ergenekon terör örgütüyle işbirliği yaptığı
ileri sürülüyor ve PKK'lı öğrencilere burs..
ERGENEKON
DAVASI HAKİM VE SAVCILARINA TARİHİ UYARILAR!.. Bugün görülmeye başlanacak dava süreci Türkiye'miz için çok hayati
önemde. Ne Avrupa Birliği müzakereleri, ne BM güvenlik konseyine
seçilmiş olmamız ne de benzeri gelişmelerin hiçbirisi bu dava kadar
önemli değil.
Çünkü devleti koruma adına hareket ettiğini iddia eden, hem sivilleri
hem devlet görevlilerini öldüren, sakat bırakan, öldürme yemini ettiren,
silahlı yemin törenlerinde evlilik nikahları kıyan, pkk, hizbullah,
dhkp-c, ibda-c ve benzeri terör örgütlerini maşa gibi kullanan, bizzat
onlara veya onlar yaptı süsü verilip devlet görevlilerine eylemler
düzenleten, müslüman-laik, türk-kürt, alevi-sünni, sağ-sol ve benzeri
kışkırtmalarla Türk halkını yıllardır
bölen
ve halen de bölmeye çalışan, bebelere kurşun sıktıran, insanlara dışkı
yedirerek, köylerini yakarak, aşağılayarak, devletten nefret ettiren, bu
baskıların da etkisiyle gençleri dağa çıkaran, bir kardeşi dağda bir
kardeşi askerde birbiriyle vuruşturan, binlerce anne-babayı yaşadıkları
sürece unutamayacakları tarifsiz
evlat
acısına boğan, birçok kadını kocasız, çocukları babasız bırakan, bir çok
gazilerimizin ömür boyu sakat kalmasına yol açan, Türkiye'mizi içine
kapatan bu menfur, melun terör organizasyonunu kısmen de olsa konu alan
bir davaya bakacaksınız! Hiçbir terör örgütü bunlar kadar bu ülkeye
zarar veremez!
Bu melun terör organizasyonundan korkmayınız, Türk halkından korkunuz.
Şemdinli savcısının başına gelenleri, Şemdinli davasına bakan Van
mahkemesi üyelerine yapılan baskıları, İstanbul Organize'ye nöbetçi
mahkeme kararı aldırarak baskın yapan ve hukuk dışı şekilde yeni
ergenekon soruşturma gelişmelerini kopyalamaya çalışan meslek
yüzkaralarını unutmayın! Sizler Türk Halkı adına karar vereceksiniz!
Sakın kurtlar vadisindeki gibi, bu adamları, millet adına yaptıkları
hizmetlerden dolayı suçlayamayız, beraat ettirmeliyiz, diye düşünmeyin.
Bu melun terör organizasyonunun polat alemdar ve ekibiyle hiçbir
benzerliği yok, üstelik de bu terör organizasyonu bir film değil, bir
gerçek. Yukarıda sıraladığımız cürümleri de önünüze sunulan belge ve
bilgilerde!..
Bu adamların işledikleri bu suçlar, insanlık suçlarıdır, en temel
suçlardır.. Bu suçlar ve ülkeye yaptıkları kötülükler, ne Türk Milleti
adına ne de devlet adınadır.. Eğer onlardan korkarsanız, yanlış tarafta
yer alırsanız bu aziz millet bunu da görecektir! Onların hesabı bugün
olmazsa, sizler eliyle olmazsa, bir gün mutlaka ama mutlaka
görülecektir. Unutmayınız ki kimse bu dünyada kalıcı değildir. Önemli
olan geride kalanların bizi nasıl hatırlayacağı, rahmetle mi lanetle mi?
Çok şeyler söylenebilir ama siz arif insanlarsınız, Türk Halkı adına
demek istediklerimizi anlamışsınızdır. Yüreğinizden korkuyu silin, sonu
ne olursa olsun, hukukun gereğini yerine getirin. Gerekçesi vicdan
huzurunuzdan temellenen, milletin de onaylayacağı kararlar verin! Böyle
olan tüm yiğit hukuk adamlarımıza Türk Halkı adına başarılar ve
kolaylıklar dileriz.
Abdullah Harun, (20 Ekim 2008)
Kontrgerilla, Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye
Ediliyor? Ergenekon iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama
eğer Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz,
Hayır! O değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir.
Kontrgerilla vardır, halen devam etmektedir ve Ergenekon'la aynı
değildir. Kesinlikle böyledir. Bizce buna en büyük delil,
Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı brifingindeki açıklamasıdır:
“..Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist
değildir. Din devrimine de karşıdır...”
Devrim kelimesi kullanılmış. Başörtüsü taleplerinin en fazla
dikkat çektiği “toplumsal hayatta İslam'ın gittikçe daha çok yer
alması”nın, brifingi verenlerce din devrimi süreci olarak
görüldüğü, dolayısıyla Kontrgerilla'nın, eski adı
Özel Harp Dairesi (ÖHD), yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)
şeklinde değiştirilen ve başlangıçta ABD finansmanıyla kurulan,
başbakan Ecevit'in bile haberdar edilmediği çok gizli bir devlet
örgütü olduğu ve doğal olarak da varlığını halen sürdürdüğü, hiç bir
şüpheye yer bırakmayacak şekilde gayet net anlaşılmaktadır. Öyle
ayrıcalıkları vardır ki bu örgüt elemanlarının, mevcut kanunlara
tabi değildirler, yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Genelkurmay
Başkanı'nın 'tanırım, iyi çocuktur' dediği ve yargılanmalarına açık
müdahalenin yapıldığı
Şemdinli olayı subayları buna canlı bir örnektir. Bu sitenin
ilgili bir çok sayfasında bunları yıllardır belirtmiştik ama
özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil ettiğine inandığımız
Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik Deliller
sayfamızı, Özel Harp Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap
arayan Ö.H.Dairesi
sayfamızı, Kontrgerilla-Ergenekon-Gladio ve bağlantılı konulardaki
güncel haberleri aktaran Manşetlerimiz sayfamızı ve tabi
forum
bölümümüzdeki ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.
Ergenekon
soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla
canavarı, kurtulmak için mücadele etmeye başlamıştır.
Soruşturmanın yukarılara tırmanmaması için, tıpkı Kurtlar
Vadisi'ndeki İskender'in yakalanışıyla adamlarının tüm ülkeyi
bombalı ve silahlı saldırılarla cehenneme çevirmeye çalışmaları gibi
gözdağı eylemlerine girişmekte ve
“daha ileriye gitmeyin” demektedir.
Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler devam edecek veya şimdilik
duracaktır. Son örneklerini teşkil eden Balıkesir Altınova ve
benzeri yerlerde sivillere, Aktütün Karakolu'nda askerlere,
Diyarbakır'da polislere yönelik peşpeşe düzenlenen saldırılar, 12
Eylül öncesinde başarılan sağ-sol kavgasının günümüzde Türk-Kürt
kavgası şeklinde başarılmaya çalışıldığını, kışkırtmaların çok
sırıtmasına rağmen bunun yapılmasının ise iç-dış, türk-kürt,
sağ-sol, asker-sivil gibi birbirine karşıt unsurların birlikte
çalıştıkları statükocu kontrgerillacıların çok zor durumda
olduklarını göstermekte. Yıllarca Meclis'teki komisyonlara ifade
vermeye tenezzül bile etmeyen General Veli Küçük gibi önemli
elemanlarını feda etmeyi göze almaları da kontrgerillacıların köşeye
sıkıştığını, şiddetle çırpınmakta olduklarını ve bu telaş yüzünden
iyice planlayıp örtemedikleri sırıtan hata dolu operasyonlar
yürütmekte olduklarını, en az hasarla kapandan kurtulmaya
çalıştıklarını gösteriyor. Benzer durum İtalya'daki Gladio
soruşturması sırasında yaşanmış, soruşturmayı engelleme girişimleri
dolaylı ve doğrudan devreye sokulmuştur. Belki de yıllar önce, 1980
öncesi başbakanlığı döneminde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi
(ÖHD) iddialarının üzerine somut şekilde giden, kendisine Çiğli
Havaalanı'nda suikast girişiminde bulunulan Bülent Ecevit'in,
“Özel Harp Dairesi'nin sivil
uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli
tertiplerden duyduğu korku”
, bugünkü çılgınca katliam tertiplerini en çarpıcı şekilde anlaşılır
kılan, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar tırmanması
gerektiğine ışık tutan ilk ve en üst düzey net açıklamadır.
Ecevit'in başbakanı olduğu hükümetin koalisyon ortağı Necmettin
Erbakan'ın, Uğur Mumcu cinayeti üzerine, bilinen ama kolayca ve
normal koşullarda söylenemeyen gerçeği, onbinlerce kişi “Kahrolsun
Kontrgerilla!” diye haykırırken dile getirdiği:
“Türkiye'de Özel Harp Dairesi var. Bunların CIA'nın
emrinde olduğunu, birçok provokasyonda bulunduğunu biliyoruz. Uğur
Mumcu'nun öldürülmesine benzer birçok cinayet profesyonelce işlendi. Bu
cinayetlerin Özel Harp Dairesi'nin marifeti olduğunu biliyoruz.”
sözleri de diğer bir net açıklamadır.
Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı
Susurluk'taki gibi kısıtlı tasfiyeden başka bir şey değil bu. Evet
bu da bir şeydir, güzeldir şüphesiz. Ama asıl örgüt, asıl beyin veya
beyin takımı şu an dışarıda, işinde gücünde insanlar görünümündedir.
Muhtemelen çok yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını
sallayıp gezinmekte, halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları
planlamaktadırlar. Boş durmayı sevmezler. Yani kendimizi
kandırmayalım, bu iş bitti demeyelim. Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD
kaynaklı örgütü ve bunların yurt sathına yaydıkları, gerçek amacı yurt
savunması ve yurdumuz işgale uğradığında öğrendikleri, “ortalığı
karıştırma, dış düşmana terör uygulama ve böylece halkın direnişini
örgütleme, moral verme, dış düşmana karşı direnişi başlatma”
gibi görevler üstlenmiş ve bu amaçtan sapmayan,
ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna edelim.
Ama bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt
insanımızı iç düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini
olgunlaştırmak için aynı silahla hem sağcı hem solcu vuran,
kahvehane tarayan, bombalama eylemleri yapan, darbe şartlarını
olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi Başbakan'a suikast planları
yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp PKK yaptı süsü veren,
Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten firarınızı
sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri
yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli
devlet görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım,
onları unutalım mı, bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya
kapanmaz. 100 yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir
100 yıl sonraki nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü
konuşmalı mı? Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı mı,
hayır. Tam demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması kurmak
zorundayız. Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi halkını iç
düşman görüp örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli
cezalarla cezalandırıp sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri
dağıtmadıkça bu dosya hep açık kalacaktır. İnşallah o meş'um dosyanın
kapandığı günleri gelecek nesillere kalmadan bizler de görürüz!..
Abdullah Harun, (27 Temmuz 2008),
son güncel.: (13 Ekim 2008)
K
ontrgerilla,
Gladio, Özel Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası,
siyasi terör
olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler,
Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri...
Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler
oluyor, ama ne ?..
1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio skandalı ve o
sıralarda ülkemizde işlenmekte olan laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun
şekilde gündemimize soktu.
Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf
etmeseler de!.. Skandal patladıktan sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri,
ülkelerinde Gladio uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek
Türkiye
hariç. Oysa Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul
siyasi terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle
örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için eğitilenler
mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği gibi?..
Buradaki bilgiler yeni değil, daha önce yayınlanmış bilgilerin
tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış bu bilgiler. Ama internet ortamının
getirdiği mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir
amacı da bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı
gördüğünüz bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz.
Bizi izlemeye devam edin...
Abdullah Harun
13 Ağustos 2001
En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir.
Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde uyumludur.