|
GÖREVLİ SUBAYLARIN ANLATIMLARIYLA ÖZEL HARP DAİRESİ
Star gazetesi yazı dizisi, 2 Ocak 2010
Özel Harp Dairesi’nin silahlarını ilk biz gömdük •
Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ilk Lojistik Müdürü İsmail Tansu:
Yeraltındaki cephanelikleri komünizm tehlikesine karşı biz oluşturduk.
İstanbul Boğazı’nda da vardı. Türkiye’de son 30 yılda sürekli gündeme
gelen bir yapı var: Özel Harp Dairesi. Yani ilk adıyla Seferberlik
Tetkik Kurulu. Bugün Özel Harp Dairesi’yle ilgili artık tartışma
götürmez bilgiler mevcut; komünizm tehlikesi ve Avrupa’da muhtemel
Sovyetler Birliği işgaline karşı 1950’li
 yıllarda
NATO bünyesinde gizli ordular oluşturuldu. NATO konseptine göre
şekillendirilen bu gizli ordular, Amerika ve İngiltere’nin öncülüğünde
İtalya, Fransa, Yunanistan, Danimarka, İspanya, Portekiz, Almanya,
Belçika, Norveç, Hollanda ve Türkiye’de oluşturuldu. NATO üyesi
Kanada’nın Sovyetler Birliği’ne çok uzak olması, İzlanda’nın ise silahlı
kuvvetleri bulunmaması nedeniyle bu iki ülkede oluşturulmadı. Buna
karşın ilerleyen yıllarda NATO üyesi olmayan Avusturya, İsveç,
Finlandiya ve İsviçre’de de gizli ordular kuruldu.
Bir tek Türkiye dağıtmadı •
Varlıkları sır gibi saklanan ve o ülkenin parlamentosunun varlığından
haberdar olmadığı bu orduların kurucuları ve sonraki yöneticileri
Amerika’daki merkezlerde eğitimden geçirildi. Yine örgütlerin eğitim,
silah ve teknik malzeme ihtiyaçları ABD tarafından karşılandı.
Türkiye’deki gizli ordunun adı da Özel Harp Dairesi oldu. Soğuk Savaş’ın
bitimiyle Batı ülkelerindeki gizli ordular tek tek açığa çıkartıldı.
Meclis araştırma komisyonlar kuruldu, sorumluları yargılandı. Sonunda da
bu gizli orduların hepsi dağıtıldı. Bir ülke hariç: Türkiye. İşte
dağıtılmayan o yapı bugün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast
iddiası veya takip edilmesiyle yeniden gündemde. Soruşturma başlatıldı.
Adı Türkiye tarihine damgasını vuracak olaylarla anılan Özel Harb’e ilk
kez hakim Kadir Kayan girdi.
Arşivin kapısı ilk kez açıldı •
Peki, bu kez Özel Harp Dairesi ve faaliyetler üzerindeki sis perdesi
kaldırılacak mı? Özel Harp Dairesi’nden haberdar olan ilk siyasetçi
kimdi? 1952’de kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ilk kadrosu hangi
subaylardan oluşuyordu? Adı hiç duyulmayan bu subaylar kimlerdi? 27
Mayıs 1960 darbesi sırasında bu daireye neler yaşandı? Seferberlik
Tetkik Kurulu’nun adı neden sık sık değiştirildi? Kuruluş amacı olası
Sovyetler Birliği işgaline karşı mücadeleyken komünizmin yıkılmasından
sonra neden dağıtılmadı? Şimdi tehdit olarak kimler ve hangi gruplar yer
görülüyor? Şimdi nasıl bir işleyişi ve yapısı var? İşte yıllardır bu
yapıyla ilgili yaptığım araştırmalardan, bu dairede görev yapan
görevlilerle görüşmelerimden ve tanıkların anlatımından Seferberlik
Tetkik Kurulu’nun bilinmeyenleri...
ZİR VADİSİ CEPHANELİĞİ •
Sovyetler Birliği’ne sınır olması nedeniyle Soğuk Savaş döneminin kilit
ülkelerinden biri Türkiye’ydi. Komünizmin yayılmasına karşı önlemler
almaya çalışan Amerika ve NATO, Türkiye’de de olası bir Sovyet işgaline
karşı mücadele edecek gizli birimin oluşturulmasına özel önem veriyordu.
Özel Harp Dairesi, 27 Eylül 1952’de bugünkü Milli Güvenlik Kurulu
işlevini gören Milli Savunma Yüksek Kurulu kararıyla kuruldu. “Özel
harp” terimi dairenin işlevlerini deşifre ettiği için Özel Harp
Dairesi’ne kağıt üzerinden farklı bir isim bulundu: “Seferberlik Tetkik
Kurulu.” Merkez olarak da Ankara Kızılay’da bir ev kiralandı. Ataç Sokak
No: 36’daki tek katlı ev bahçe içindeydi.
İKİNCİ BAŞKANLIĞA BAĞLI •
Seferberlik Tetkik Kurulu doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na
bağlandı. Yani yönetimi ve denetimi en üst düzeyde oldu. Bu çok önemli
bir ayrıcalıktı. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nde tüm birim ve yapılar
Genelkurmay Başkanlığı içinde bir daireye bağlıydı, bugün bile hala
böyle.
İşgal durumunda sivillerin kullanması •
için ülkenin belli yerlerine gizli silah ve patlayıcı depoları
oluşturuldu. Bunlar çoğunlukla tenha yerlerde yeraltına gömüldü. Bu
silah zulalarının yerini o bölgeyle ilgili görevi bulunan, dairedeki
önemli askerler biliyordu. Bir de o bölgede bulunan ve kamplarda
eğitimde geçirilen sivil unsurlar.
SİLAHLARIN KAYDI YOK •
Büyük bir gizlilikle yeraltına gömülen bu silahların envanter kayıtları
kesinlikle bulunmuyordu. Kaybolmaları durumunda hiçbir yasal işlem
yapılamıyordu. Özel Harp Dairesi’nin ilk Lojistik Şube Müdürü, emekli
albay İsmail Tansu, bu cephaneliklerin koordinatlarının sivillere
verildiğini söyledi: “İlk silah depolarını biz oluşturduk. Komünizm
tehlikesine karşı bu silahları gömdük. O dönemde en çok silah sınır
illeri Kars ve Ardahan’daydı. Bu silah depoları ve yerlerini
Amerikalılarla birlikte kontrol ediyorduk. İstanbul Boğazı’nın belli
yerlerinde bile gömülü silahlar vardı. Amerikalılar bize özel telsizler
vermişti. Bunların bir kısmını silahlarla birlikte Şile’ye gömmüştük.”
ŞİLE’DE SİLAH DEPOSU •
Tansu, sivil unsurların kimlerden seçildiğiyle ilgili de ilginç bilgiler
verdi: “Sivil uzantılar ülke işgal edilince kullanılmak üzere barış
zamanından eğitilip bekletilirler. Görev verilmezler. Kopuk tespih
taneleri gibi her yere dağılmışlardır. Türkiye’nin her yerindedirler.
Savaşla beraber tespihin ipi bağlanır. Görev alırlar. Karı-koca aynı
birimdedirler ama birbirlerinden haberleri yoktur. Herkes kendi görevini
yapar.”
İlk brifing Ecevit’e değil Menderes’e •
Özel Harp Dairesi ve Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ismini ilk telaffuz
eden siyasetçi Bülent Ecevit oldu. Ecevit, 1974’te Özel Harp Dairesi’nin
varlığını dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın daire için örtülü
ödenekten bir milyon dolar istemesiyle böyle bu dairenden haberdar
olduğunu söylemişti. Sancar’ın ödenek istemesinin ardından bir ekibin de
Özel Harp Dairesi’nin faaliyetleri hakkında brifing vermişti. Ecevit bu
brifingle ilgili 1990’da yaptığı açıklamada “Dehşete düştüm.
Kaygılandım” dedi.
‘MENDERES KAYGILANDI’ •
Ancak ilk özel harpçi subaylardan olan İsmail Tansu’ya göre brifing
verilen ilk başbakan Bülent Ecevit değil Adnan Menderes. Yer yine
Başbakanlık Konutu’ydu. Tarih ise; 26 Şubat 1959. Bugün 90 yaşında olan
Tansu, o günü hala heyecanla anlattı: “Kıbrıs’taki çalışmalarımızı
anlatacaktık. Özel Harp Dairesi Başkanı Daniş Paşa (Karabelen), ben ve
Türk Mukavemet Teşkilatı Başkanı Rıza Vuruşkan vardı. Sabah erkenden
gittik. Kendisini bilgilendirdik.” Ancak anlatılanlar karşısında
Ecevit’in daha sonraki yıllarda yaşayacağı kaygıyı Menderes de
yaşamıştı. İsmail Tansu o anı da şöyle anlattı: “Bizim brifingi
bitirdikten sonra Menderes konuşmaya başladı. Dış politikayı anlattı
bize. Ruslar, NATO ve Soğuk Savaş üzerine uzun uzun konuştu. Hatta
Türk-Yunan dostluğunun önemi üzerinde durdu. Barışçıl çözümlerden
yanaydı. Ama bizden kaygılandı.”
BRİFİNGTEKİ SIR EKİP •
Kıbrıs harekatı öncesi Başbakanlık Konutu’nda Başbakan Bülent Ecevit’e
brifing veren Özel Harp Dairesi ekibi bugüne dek sır olarak kaldı.
Sadece dönemin Özel Harp Dairesi Başkanı tuğgeneral Kemal Yamak’ın adı
biliniyor.
Ekibi aradan geçen 36 yıl sonra ilk kez Star açıklıyor: Kemal Yamak,
kurmay yarbay Aydın İlter ve havacı binbaşı Muammer Ünal. Kemal Yamak,
zamanla ordu içinde hep kilit görevlerde bulundu. Ardandan kara
Kuvvetleri Komutanlığı’na yükseldi. Bir dönem de Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliği görevini yürüten Yamak, 6 ay önce yaşamını yitirdi. Aydın
İlter ise Özel Harp Dairesi Başkanlığı yaptıktan sonra Jandarma Genel
Komutanlığı’na kadar yükseldi. Binbaşı Muammer Ünal ise Kıbrıs
Harekatı’ndaki en başarılı subaylardandı. Generalliği yükseldikten sonra
emekliye ayrıldı.
Sivillerin adı Beyaz Kuvvetler •
Özel Harp Dairesi’nin kağıt üzerindeki kuruluş amacı sivil savunma
olarak gözüküyordu: “Sovyetler Birliği’nin Boğazlar üzerindeki emelleri
düşünülerek olası bir işgal durumunda halkı cephe gerisinde seferber
edebilmek.” Dönemin hükümet yetkililerinden de bu amaçla onay alınmıştı.
Dairenin, Ataç Sokak’ta faaliyet yürüttüğü evin kapısında da “MSB
Seferberlik Tetkik Kurulu” tabelası vardı.
KOD İSİMLER
Daire, kağıt üzerinde •
Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı gözüküyordu. Seferberlik Tetkik Kurulu
iki ana unsurdan oluşturuldu. Birinci unsuru tamamen gayri nizami harp
ve özel harp eğitimi alan çok profesyonel askerler oluşturdu. Hepsi
subaydı. Daha sonra astsubaylar da alındı. İkinci unsur ise sivillerdi.
Savaş durumunda askerlerle birlikte direnişi örgütleyeceklerdi. Bu
sivillerin kaydı Özel Harp Dairesi’nde kod isimlerle tutuluyor,
kesinlikle gerçek isimler kullanılmıyordu. Müthiş bir gizlilik vardı.
Özel Harpçi olan siviller kesinlikle birbirini tanımıyordu.
HER MESLEKTEN VAR •
Sadece aynı birimdeki isimler birbirini tanıyor ama kod adlarla. Bu
siviller her türlü meslek grubundan seçiliyordu; doktor, avukat,
öğretmen, hemşire, akademisyen, polis... Çoğunluğu üniversite,
yüksekokul ve lise döneminden teşkilata alınıyor. En tehlikelisi ise
yeri geldiğinde sivil unsurların bağımsız hareket edebiliyor olmasıydı.
GELECEK BÖLÜM: ÖHD’NİN BAŞKANLIĞINI YAPAN MİLLİ ATLET KİMDİ? ABD’YE
GİDEN İLK EKİPTE HANGİ SUBAYLAR VARDI?
(Star)
Devam edecek...
|