Ana Sayfa
Tarİhçe
F.Meçhuller
Faİller
Garİplİkler
Delİller
MeclİsRaporu
Yok mu?
Ö.H.Daİresİ
Örgütlenme
Yenİ Hedef
Laİklİk
Tasfİye
Susurluk
Arşİv
Kİtaplar
A.Harun
İletİşİm
Dİğer
ManŞetlerİmİz
TARTIŞMAFORUMU
13.08.2001 'den beri:
 Ziyaretçi:  219878
aramak istediğiniz metni aşağıdaki ilgili kutucuğa girin


Türkiye Sivil Toplum Platformu'nun TBMM'ye yönelik cuntacı baskılara karşı manifestosunu okumak için tıklayın
b8s1
 Adresimiz www.kontrgerilla.com veya kontrgerilla.brinkster.net veya ergenekon.ws şeklindedir. Emektar adresimiz www24.brinkster.com/aharun hizmetini sürdürmektedir.
AnaSayfa | Tarih | FMeçhul | Fail | Gariplik | Delil | TBMM | Yokmu | ÖHD | Örgüt | YeniHedef | Laiklik | Tasfiye | Susurluk | Arşiv | A.Harun | İletişim | Diğer | Manşetler | Forum
İhbar et Ergenekon soruşturmasında ele geçen silahlarErgenekon soruşturmasını engelleme çabaları
 •  FLAŞ!!! Balyoz soruşturmasında 3 tutuklama  •  CHP'nin 'Gizli Tanıkları İkna' operasyonu ayağına mı dolaşıyor?  •  Erzincan: Albayın Küçük ve Eruygur’la 7 gizemli görüşmesi  •  Erzincan'da darbe toplantısına katılan 16 komutana mahkeme yolu  •  CHP'lilerin gizli tanıklarla görüşmesi açık bir suç  •  Ergin Saygun, Dursun Çiçek'le birlikte Erzincan'a gelmiş  •  FLAŞ!!! Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 3 gözaltı  •  Mukaddes Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi  •  Ergenekon sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı  •  Erzincan bombaları Şemdinli'yle aynı kafileden   >> Manşetlerin tümü <<
FLAŞ!!! Balyoz soruşturmasında 3 tutuklama. Balyoz Darbe Planı ile..
CHP'nin 'Gizli Tanıkları İkna' operasyonu ayağına mı dolaşıyor?. C..
Erzincan: Albayın Küçük ve Eruygur’la 7 gizemli görüşmesi. Erzinca..
Erzincan'da darbe toplantısına katılan 16 komutana mahkeme yolu. E..
CHP'lilerin gizli tanıklarla görüşmesi açık bir suç. Gizli tanıkla..
Ergin Saygun, Dursun Çiçek'le birlikte Erzincan'a gelmiş. 'Balyoz'..
FLAŞ!!! Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 3 gözaltı. Erzincan iddi..
Mukaddes Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi. Eski Jandarma Genel..
Ergenekon sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı. Birinci Ergenekon ..
Erzincan bombaları Şemdinli'yle aynı kafileden. Ergenekon'un Erzin..

FLAŞ!!! Ankara'da silah yüklü kamyon TSK ya ait çıktı
Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde ihbar üzerine durdurulan 06 BJ 9915 plakalı sivil bir kamyonda çok sayıda silah ve patlayıcı madde ele geçirildi. Patlayıcıların 900 adet el bombası olduğu öğrenildi ancak diğer mühimmatın ne olduğu henüz belirsiz. Kamyonun Ankara'ya gelene kadar polis tarafından bir süredir takip edildiği ve daha sonra durdurularak büyük güvenlik önlemleri altında Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü öğrenildi. Araç sivil bir araç, ancak içinde 'görevli' kartları olan askerlerin olduğu ve silahların da TSK'ya ait olduğu iddia ediliyor. Bu iddia henüz doğrulanamadı. Eğer bu iddia doğruysa çok sayıda bomba gibi tehlikeli silahların koruma önlemi alınmamış ve eskortsuz bir sivil kamyonla nasıl nakledilebildiği ve ayrıca ihbarı kimin yaptığı soruları soruluyor. İlerleyen dakikalarda el bombalarının seri numaralarının silinmiş olduğu iddia edildi. Bu iddia doğruysa, silahların TSK tarafından bir yerden başka bir yere naklettirildiği iddiası geçerliliğini yitiriyor. Ancak ilerleyen saatlerde Muğla İl Jandarma Komutalığı'ndan yapılan açıklamada silahların TSK'ya ait olduğu ve sevk evrakıyla naklettirildiği, silahların seri numaralarının da bulunduğu belirtildi. Savcılık incelemesi gece yarısı biten araç polis eskortları eşliğinde Gölbaşı'ndaki askeri birliğe teslim edildi.

El bombalarının seri numaraları silindi iddiası • Saat 15.57'de gelen bir ihbar üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Ekipleri 06 BJ 9915 plakalı kamyonu saat 16.13 sularında takibe aldı. Şüpheli kamyon, Ankara'nın Gölbaşı ilçesi yakınlarında durdurdu. Özel bir şahsa ait olduğu belirlenen kamyonun kasasında çok sayıda el bombası olduğu görüldü. Kamyonda üç kişi olduğu belirlenirken sürücü, kamyonun kasasında 900 adet el bombası bulunduğunu ve bu bombaların Silahlı Kuvvetlere ait olduğunu söyledi. Polis, kamyon üzerinde 2 saat arama yaptı... Kamyondaki patlayıcıların Silahlı Kuvvetlere ait olduğunun belirlenmesi üzerine aramadan vazgeçildi ve kamyon Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Şüpheli kamyonun Muğla'dan Ankara'ya geldiği ve içinde bulunan el bombalarını Gölbaşı yakınlarındaki Oğulbey mevkiinde bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na Götürdüğü öne sürüldü. Polisin ilk yaptığı incelemede el bombalarının üzerindeki seri numaralarının silik olduğunun görüldüğü öne sürüldü. Özel yetkili savcılık olaya el koyarken, özellikle bu kadar fazla sayıda el bombasının neden özel bir kamyonla ve eskortsuz taşındığı sorusuna cevap arandığı belirtildi. Ankara Merkez Komutanlığı yetkililerinin de olayın ardından emniyete gittiği öğrenildi.

Muğla İl Jandarma Komutanı: Silahları biz gönderdik seri numaraları var sevk evrakı var • İlerleyen saatlerde Muğla İl Jandarma Komutalığı'ndan yapılan açıklamada silahların TSK'ya ait olduğu ve sevk evrakıyla naklettirildiği, silahların seri numaralarının da bulunduğu belirtildi. Ankara Gölbaşı yakınlarında durdurulan ve içinde silah ile çeşitli mühimmatların olduğu belirlenen kamyon, savcılık işlemlerinin tamamlanmasının ardından gece yarısı Ankara Emniyet Müdürlüğü'nden bırakıldı. Araç polis eskortları eşliğinde Gölbaşı'ndaki askeri birliğe teslim edildi. Askeri savcılık tarafından telefon ihbarını yapan şahsı tespit etmek için inceleme başlatıldı.

(10 Mart 2010, 19:30)

FLAŞ!!! Balyoz soruşturmasında 3 tutuklama
Balyoz Darbe Planı ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında muvazzaf subaylar İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Savcılık tarafından mahkemeye sevkedilen 3 subay daha sonra tutuklandı. Bu subayların daha önceki sorgulamada mahkemece serbest bırakılan subaylardan olduğu, savcıların güçlü suç delilleri ve bu delillerin ortadan kaldırılması tehlikesi gerekçesiyle serbest bırakılmalara itiraz ettikleri, itirazları değerlendiren mahkeme heyetinin savcıların itirazlarını haklı bularak astsubaylar hakkında yakalama kararı verdiği ve bu karar üzerine de dün gözaltına alınan astsubayların bugün adliyeye sevkedildiği öğrenildi. Muvazzaf astsubayların tutuklanma talebiyle yeniden mahkemeye sevkedilmesi bekleniyor. Aynı dakikalarda Başsavcıvekili Çolakkadı'dan da bir açıklama geldi. Balyoz soruşturmasında eski kuvvet komutanları İbrahim Fırtına, Özden örnek ve Ergin Saygun'un tutuklanmaları beklenirken, savcılık sorgusu sonrası mahkemeye sevkedilmeden serbest bırakılmasının, Adalet Bakanlığı müsteşarının Başsavcıvekili Turan Çolakkadı ve nöbetçi hakim ile görüşmesinde kararlaştırıldığı şeklindeki iddia üzerine bir açıklama yapan Çolakkadı, görüşme olduğunu doğruladı ancak iddia edildiği gibi gözaltılarla ilgili olmadığını, görüşmede nöbetçi hakimin de yer almadığını açıkladı.

Balyoz Darbe Planı ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında muvazzaf subaylar İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Aynı dakikalarda Başsavcıvekili Çolakkadı'dan da bir açıklama geldi. Balyoz soruşturmasında eski kuvvet komutanları İbrahim Fırtına, Özden örnek ve Ergin Saygun'un tutuklanmaları beklenirken, savcılık sorgusu sonrası mahkemeye sevkedilmeden serbest bırakılmasının, Adalet Bakanlığı müsteşarının Başsavcıvekili Turan Çolakkadı ve nöbetçi hakim ile görüşmesinde kararlaştırıldığı şeklindeki iddia üzerine bir açıklama yapan Çolakkadı, görüşme olduğunu doğruladı ancak iddia edildiği gibi gözaltılarla ilgili olmadığını, görüşmede nöbetçi hakimin de yer almadığını açıkladı.

15.20: Çolakkadı: Müsteşarla görüştüm ama iddia doğru değil • İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, Balyoz soruşturmasında tutuklanan Çetin Doğan'ın adliyeye sevk edildiği gün tutuklamayı yapan hakim ile birlikte Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karahan'la görüştükleri yönündeki iddialara cevap verdi. Çolakkadı, müsteşar ile idari işleri görüştüklerini ve hakimin bulunmadığını söyledi. Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, basın mensuplarının soruları üzerine görüşmeyi doğruladı. Çolakkadı, "Biz Başsavcı Vekilleri idari iş yapıyoruz. Adalet Bakanı ile veya bakanlık müsteşarı ile görüşmemizden daha doğal ne olabilir? İdari konuları görüşüyoruz. Kesinlikle adli bir şey görüşmeyiz. Soruşturmayla hiç ilgisi yok. Zaten bizim görüşmemiz 26 Şubat Cuma günü akşam oldu. Dolayısıyla akşama soruşturmayla ilgili bütün işlemler bitmiş vaziyetteydi. Çoğunluğu zaten Perşembe ve Cuma'ya kadar bitmişti." dedi. Tutuklamayı yapan hakim Ali Efendi Peksak'ın da görüşmelere katıldığı yönündeki iddialar hatırlatılan Çolakkadı, "Hayır. Kesinlikle öyle bir şey yok. Görüşmemde kimse yoktu." diye konuştu. Çetin Doğan'ın avukatlarının sorgudan önce savcının arandığı iddiası üzerine Çolakkadı, "Ben başkasını bilemem. İdari işlemlerle ilgili zaman zaman görüşürüm. Ve benim görüşmemde benden başka kimse yoktu." karşılığını verdi. Görüşmenin neden otelde yapıldığı ile ilgili soruyu Çolakkadı, "O doğal. Burası kalabalıktı. Kimse buraya gelmiyor kalabalık zamanlarda." şeklinde cevapladı. (Cihan)

15.26: Avukatı, Çetin Doğan'ın tahliyesini istedi • ''Balyoz Planı'' iddiaları soruşturması kapsamında tutuklanan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın avukatı İsmail Tepecik, müvekkilinin tahliyesini istedi. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne gelen Tepecik, hazırladıkları 19 sayfalık tahliye talebini içeren dilekçe ve Doğan'ın sağlık durumu ile ilgili cezaevi doktoru tarafından hazırlanan tutanağı İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdi. Dilekçede, ''Müvekkilimizin suçlanması ile ilgili hiçbir kanıt ya da belgeyi inceleyebilmiş değiliz. El yordamı ile savunma yapmak zorunda bırakılmış durumdayız. Müvekkilimizin suçlu kabul edilmesi bir merkezden, bir odaktan emredilmiş gibi davranılmıştır. İddia edildiği gibi seminerde bir 'darbe planı' kesinlikle müzakere edilmemiştir. Müvekkilimizin salıverilmesine, bu istemimizin reddedilmesi durumunda, itirazın değerlendirilmesi için bir kez de mahkeme kuruluna gönderilmesine karar verilmesini arz ederiz'' denildi. Bu arada, Doğan'ın 10 günlük tansiyon takibi sonucunda tansiyon değerlerinin yüksek seyrettiği belirtilen Silivri L Tipi Kapalı Cezaevi'nde hazırlanan sağlık tutanağında ise ''Günlük sabah ve akşam kontrol tansiyonları yüksek seyretmesi üzerine hipertansiyon ilaçlarının yetersiz olduğuna karar verilmiş olup, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı tanısı olan hastanın tüm risk faktörleri hastaya anlatılarak Silivri Devlet Hastanesi polikliniğine sevki uygun görülmüştür. Ancak tutuklu, kendi isteğiyle hastane sevkini kabul etmemiştir'' ifadesi yer aldı.

Avukatı: Doğan'ın sağlık sorunları var ama tahliye talebinin gerekçesi bu değil • Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Tepecik, baştan bu yana ''Balyoz Planı'' iddialarının uydurma ve montajlama olduğunu savunduklarını söyleyerek, bu nedenlere dayalı olarak tekrar tutuklamaya itiraz ettiklerini kaydetti. Doğan'ın ciddi sağlık sorunları olduğunu, ancak Doğan'ın baştan itibaren sağlık sorunları nedeniyle tutuklanmasının kaldırılmasını istemediğini dile getiren Tepecik, şöyle konuştu: ''Hatta dünkü tarih itibariyle cezaevindeki sağlık sorunlarının çok ciddi boyutlarda olduğunu cezaevi doktoru, idari memur ve Çetin Doğan'ın imzasını taşıyan bir tutanakla da tespit edilmiştir. Bu tutanakta da Doğan'ın hastaneye kaldırılmasını kabul etmediği yazılmaktadır. Daha önce damarlarından ameliyat olmuştur. Damarları değiştirilmiştir. Ayrıca, prostat tedavisi görmüştür. Tansiyonu çok yüksektir, cezaevinde 20'lere kadar çıkmaktadır. Yüksek tansiyon sıkıntısı vardır. Sayın paşam bunun bir iftira olduğunu biliyor ve inanıyor. O nedenle de haklı olan tahliyeyi istiyor. Dolayısıyla sağlık nedenine dayalı bir tahliye istemiyoruz. Bunun kamuoyunda ve malum çevrelerce suiistimal edileceğini düşünüyoruz. O nedenle çok ağır sağlık sorunları olmasına rağmen hastaneye gitmedi.'' Bir gazetecinin, oteldeki görüşme iddiaları ile ilgili sorusu üzerine Tepecik, o konuda da başvuruda bulunacaklarını ifade ederek, ''Bizim yaşadığımız başka bir olay da vardır. İfadeden önce, sayın savcı kendisinin bu konuda arandığını, hatta kendisini arayanın 'Siz bunları tanımazsınız ha' diye hitapta bulunduğunu müvekkilim ve 3 meslektaşıma da ifade etmiştir. Buradaki tutuklamaların, biz yasal bir tutuklama olmadığına ve intikama dayalı bir tutuklama olduğuna inanıyoruz ve biliyoruz. Olaylar da bunu teyit etmektedir'' dedi. ''HSYK'ya başvuracak mısınız?'' şeklindeki soruya da Tepecik, ''HSYK'ya başvurumuz olacak. Resen de harekete geçmeleri gerekir ama biz de başvuruda bulunacağız'' yanıtını verdi. Bir gazetecinin, ''Kimin aradığına dair bilginiz var mı?'' sorusuna Tepecik, ''Yok, ama etkili ve yetkili herhalde. 'Siz bunları tanımazsınız ha' diye söylemiş ama sayın savcı kendi tarafsızlığını ifade etmiş ve bunların doğru olmadığı yönünde beyanda bulunmuş'' dedi. (AA)

15.45: Adliyeye getirilen subaylar daha önce mahkemece serbest bırakılanlardan • Balyoz darbe planı soruşturması kapsamında gerçekleştirilen ilk operasyon sonucunda gözaltına alınan ve sorguları yapılan 8 muvazzaf subay tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Soruşturmayı yürüten savcılar, güçlü suç delilleri ve bu delillerin ortadan kaldırılması tehlikesi gerekçesiyle bu karara itiraz etmişlerdi. Savcıların itirazını değerlendiren mahkeme heyeti savcıların itirazını haklı bularak bazı astsubaylar hakkında yakalama kararı vermişti. İstanbul Merkez Komutanlığı ekipleri tarafından dün gözaltına alınan astsubaylar, İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Muvazzaf astsubayların tutuklanma talebiyle yeniden mahkemeye sevkedilmesi bekleniyor.

17.20: Balyoz soruşturmasında 3 subay tutuklandı • ''Balyoz Planı'' iddiaları soruşturması kapsamında, mahkemece serbest bırakıldıktan sonra savcının itirazı üzerine yeniden mahkemeye çıkarılan 3 muvazzaf asker tutuklandı. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirilen ve soruşturma kapsamında daha önce mahkemece serbest bırakıldıkları öğrenilen 3 muvazzaf asker, savcının itirazı üzerine İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarıldı. Mahkeme tarafından tutuklanan muvazzaf askerler cezaevine gönderildi.

Ayrıntılar geldikçe eklenecektir...

Balyoz operasyonlarında şu ana kadar gözaltına alınların listesi ve son durumları

Camiler bombalanacak ardından tanklar sıkıyönetim için harekete geçecekti!!! İşte Balyoz Darbe Planı | Balyoz Planı manşetlerimiz

(10 Mart 2010, 14:45)

Ahmet ErsinFotoğrafları büyütmek için tıklayınCHP'nin 'Gizli Tanıkları İkna' operasyonu ayağına mı dolaşıyor?
CHP'li milletvekillerinin Erzincan soruşturmasındaki gizli tanıklarla buluşup baskı ve para karşılığı ifade değiştirmeye çabaladığı iddiaları bir süredir medyada yer alıyor. CHP'li milletvekilleri de gizli tanıklarla buluştuklarını kabul etmiş, ancak ikna için olmadığını savunmuşlardı. Son olarak 'sonsayfa' sitesinde yayınlanan ve gizli tanık pazarlıklarını fotoğraflarla işleyen haber CHP'lileri çok kızdırdı ve daha önce kabul ettikleri açıklamalardan çark ederek gizli tanıklar üzerinden kendilerine komplo kurulmaya çalışıldığını iddia ettiler. Oysa CHP'lilerin gizli tanıklarla görüşerek ifade değiştirmeye zorladığına dair haberler bir kaç haftadır medyada yer alıyordu ve sonsayfa'nın haberi bu haberlerin sonuncusu idi. CHP'lilerin soruşturmaya fiili müdahalesi gizli tanıklarla da sınırlı değil. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in elindeki dinleme kayıtlarının CHP'ye sızdırıldığının ortaya çıkması, partiyi zor durumda bırakmıştı. Suçlamaların hedefinde, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin var. Partinin birçok faaliyetinde kilit rol üstlenen Ersin, Erzincan Raporu'nu da hazırlayan isim. Ersin, Başsavcı Cihaner'in tespit ettiği dinleme kayıtlarını da rapora ekleyerek Genel Başkan Deniz Baykal'a sunmuştu. Gizli soruşturmadaki delillerin bu şekilde parti raporuna eklenmesinin suç olduğunun hatırlatılması üzerine de şu karşılığı vermişti: 'Ne olacak canım, elden ele dolaşıyor böyle şeyler.' CHP'lilerin halen sürmekte olan bir soruşturmaya fiilen müdahale etmesi üzerine kamuoyundan ve hukukçulardan gelen tepkiler giderek çoğalmakta ve suç işledikleri için CHP'lilerin de savcılıkça soruşturma konusu yapılması istenmekteydi. Ve dün Erzincan-Ergenekon soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. CHP'li milletvekilleriyle gizli tanıkların buluşturulduğu yerlerden biri olarak sık sık adı geçen Paradise Pastanesi'ne polis operasyonu yapıldı ve üç gözaltı yaşandı. Polis pastanede bulunan çok sayıda evrak ve bilgisayar kayıtlarına el koydu. Soruşturmada adının daha sık geçmesinin, Ergenekon'a sempatizanlığın da ötesine geçerek soruşturmaya fiilen müdahalede bulunmaya kalkmasına kamuoyunda giderek artan tepkilerin, gizli tanık ikna girişimlerinin bu kadar göz önünde olmasından duyulan rahatsızlığın ve belki de dünkü polis operasyonunun, CHP'li çevreleri endişelendirdiği, günler sonra ve ortaya çıkan çok sayıda delile rağmen şimdi iddiaları yalanlama basitliğine kaçmaya sevkettiği anlaşılıyor.

Milletvekillerinin gizli tanıklarla görüşmesi, ardından Radikal muhabiri ile röportajın organize edilmesi ve bu kirli ilişkilerin 'sonsayfa' tarafından Türkiye gündemine taşınması CHP'lileri çılgına döndürdü. Bu gelişme sonrasında CHP'den yapılacak açıklamayı bekleyen sonsayfa.com CHP'li yöneticilerin açıklamalarının ardından bu ipsiz, sapsız, mesnetsiz ve gerçeklikten uzak suçlamalara cevap verme kararı aldı. Önce CHP'lilerin komplo kurulduğuna dair yaptığı açıklamayı yayınlıyoruz. Daha sonra bu açıklamaların ne kadar dengesiz, aynı zamanda bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ve suçüstü yakalanan vekillerin kendilerini kurtarmak için nasıl kamuoyunu yönlendirdiğini açıklayacağız. İşte CHP’li çok önemli bir ismin ağzından o açıklama:

CHP'nin açıklaması • “Sonsayfa muhabirleri tarafından, Gizli tanıkları ayarlanmış ve Radikal muhabiri ile buluşturulmuştur, o sırada görüntüleri de alınmıştır. Gizli tanıklar CHP ye kurulmak istenen komplonun bir parçası haline getirilmek istenmektedir. Erzincan Eriza Otel'de Sayın Ahmet Ersin'in yanına iş istemek için gelen ve daha sonra sonra Ankara'ya gelerek sözde baskı altında ifade vermiş de bunu düzeltmek istiyormuş gibi davranarak CHP'li milletvekillerini heveslendirip soruşturmaya bulaştırmak isteyen gizli tanık Munzur ve çevresindekiler bu kumpasın parçasıdır. CHP camiası olarak bugüne kadar adı geçen gizli tanıklara hiç itimat etmedik ve onlarla Erzincan soruşturması çerçevesinde hiç görüşmedik. Sonsayfa.com’un yaptığı ve yazdığı haber de tamamen bir komplodur ve habercilik anlayışı ile bağdaşmayacak davranışlardır. Gizli tanıkların yanındaki Davut Konıg denilen mafyacı adam, Radikal muhabirine "CHP’lilerle dava çerçevesinde görüştük" diye yalan söylemişlerdir. Bizden hiç kimse gizli tanıkları yönlendirecek şekilde görüşmemiştir, telefonda varsa bir söyleyeceğiniz niye bizi rahatsız ediyorsunuz, gidin resmen ifade verin denmiştir. Yarın birgün Sonsayfa sitesinde CHP'li etkin bir isimle gizli tanık Munzur'un parti binalarımızdan birinde görüşmesini gösterir bir fotomontaj yayınlanırsa, buna da kimse şaşırmamalıdır. Komplo kurulmak istenen CHP her dönem hukuka saygılı hareket etmiştir ve etmeye devam edecektir."

Birinci iddia: Sonsayfa muhabirleri tarafından gizli tanıklar ayarlanmış ve Radikal Gazetesi muhabiri ile buluşturulmuştur. - Her şeyden önce sonsayfa.com'un dışarıda çalışan bir tek muhabiri yoktur. Dolayısıyla diğer bütün internet sitelerinde olduğu gibi sonsayfa.com ajanslardan haberleri almaktadır. Özel haberlerle ilgili konularda ise muhabirimiz olmayan fakat sonsayfa.com'u seçen kişiler tarafından son derece önemli haberler için sitemiz bilgilendirilmekte ve tercih edilmektedir. Bu bütün internet siteleri için geçerlidir. Böylelikle CHP'lilerin açıklamalarının ve suçlamalarının tamamı aslında daha ilk cümlede çürümektedir.

İkinci iddia: Gizli tanıklar CHP'ye kurulan komplonun parçası haline getirilmek istenmektedir. - Sonsayfa.com gizli tanıkların fotoğraflarını ilk kez haberin yayınlandığı gün görmüştür. Daha önce gizli tanık munzur'un kim olduğu konusunda herhangi bir bilgisi yoktur. Ama CHP milletvekili Ahmet Ersin Erzincan'a giderek bir pastane de (dün yapılan baskın sırasında bu pastanede gözaltılar da yaşanmıştır) gizli tanık Munzur'la görüşmüş ve olayın basına sızmasının ardından aile ve boşanma konularının görüşme sırasında ele alındığını söylemek zorunda kalmıştır. Erzincan'daki çok önemli bir soruşturma için bu il'e giden milletvekilinin yine bu soruşturma da gizli tanık olarak ifade veren Munzur'la yaptığı ailevi sohbeti okurların ve Türkiye'nin değerlendirmesine bırakıyoruz. Yine bir başka milletvekili Erol Tınaztepe'nin "Gizli tanıklar Ankara'ya gezmeye gelmiş onlara gidip ifade vermelerini söyledim" şeklindeki komik açıklamasını da yine kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz.

Üçüncü iddia: CHP camiası olarak bugüne kadar adı geçen gizli tanıklara hiç itimat etmedik ve onlarla Erzincan soruşturması çerçevesinde hiç görüşmedik. Sonsayfa.com’un yaptığı ve yazdığı haber de tamamen bir komplodur ve habercilik anlayışı ile bağdaşmayacak davranışlardır. - Türkiye'nin gündemini alt üst eden bir soruşma yapılıyor ve bu soruşturma için CHP Genel Başkanı Deniz Baykal avukatlık görevini üstlenerek soruşturma tamamlanmadan bahse konu kişileri savunmaya başlıyor, ardından genel başkana şirin görünmek isteyen vekiller soluğu Erzincan'da alıyor. Durum böyle iken, gizli tanıklarla pastanede gizlice bir araya geliniyor ve CHP'li vekil soruşturmayla direkt bağlantısı olan ve çok önemli itiraflarda bulunan Munzur'la soruşturma kapsamında bir tek konuşma dahi yapmıyor. CHP'lilerin bu iddiasına parti tabanlarından inanacak bir kişi dahi bulamayacakları gün gibi ortada iken, kafa karıştırmaya yönelik bu tür açıklamalarla olay, örtbas edilmeye çalışılmaktadır.

Dördüncü iddia: Gizli tanıkların yanındaki Davut Konig denilen mafyacı adam, Radikal muhabirine "CHP’lilerle dava çerçevesinde görüştük" diye yalan söylemişlerdir. Bizden hiç kimse gizli tanıkları yönlendirecek şekilde görüşmemiştir, telefonda varsa bir söyleyeceğiniz niye bizi rahatsız ediyorsunuz, gidin resmen ifade verin denmiştir. - Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir söz vardır. CHP bu konuda sabıkalıdır. İki CHP milletvekili her ne kadar biri, ailevi nedenlerden ötürü, diğeri de Ankara'ya gezmeye geldiler ben de görüştüm demiş olsa bile gizli tanık Munzur'la biraraya geldiklerini kendileri itiraf etmişlerdir. Şimdi ellerinde hiç bir delil yok iken ve bir tek muhabirimiz dışarıda çalışmıyor iken, SONSAYFA.COM MUHABİRLERİ bize komplo kurdu suçlaması CHP'li idarecilerin acizliğini ortaya koymaktadır.

Beşinci iddia: Yarın birgün Sonsayfa sitesinde CHP'li etkin bir isimle gizli tanık Munzur'un parti binalarımızdan birinde görüşmesini gösterir bir fotomontaj yayınlanırsa, buna da kimse şaşırmamalıdır. Komplo kurulmak istenen CHP her dönem hukuka saygılı hareket etmiştir ve etmeye devam edecektir. - CHP'lileri anlaşılan büyük bir telaş sarmış. Şimdi gizli tanık Munzur'la parti binalarından birinde yapılan görüşmenin ortaya çıkmasından korkuyorlar. Bu görüşme fotoğraflı olarak basına yansırsa şimdiden fotomontaj açıklaması ise kendilerince önlem alıyorlar. Ve bu önlemi de sonsayfa.com'u suçlayarak yapıyorlar. Bizi fotomontajlı resimler yayınlamakla itham ediyorlar. Fotoğraflar ortadadır. Uzmanlar bu fotoğrafları günlerce tetkik edebilir. Fotomontaj olmadığına onlar da kanaat getireceklerdir.

Tanıklarla buluşmanın ortaya çıkması planları altüst etti • VE SON OLARAK; Sonsayfa.com CHP'lilerin bu telaşını anlamaktadır. Ortada çok büyük bir soruşturma halen yürümektedir ve iki milletvekilinin gizli tanıklarla buluşması ve bu tanıkların bazı gazetecilerle görüşmesi, ardından bu görüşmelerin ortaya çıkması bütün planları alt üst etmiştir. CHP'liler önce kamuoyuna gizli tanıklarla ilgili buluşmalarında yaptıkları görüşmelerin içeriğini tam olarak açıklamalıdırlar. Ailevi konular ve gezmek için gelmişler görüştük safsatasına, bu ülkenin insanını aptal yerine koyarak inanmaları beklenmemelidir. Bu açıklamalar beş yaşında bir çocuğu dahi inandırmada kullanılan aciz bir yöntemdir. Kaldı ki görüşmeler soruşturmanın çok ciddi boyutlara ulaşıp tutuklamaların başlamasından hemen sonra gerçekleşmiştir. Sonsayfa.com ne CHP'lilere ne de bir başka partiye, kişiye ve kuruma komplo kurmaz. Bu basının işi değildir. Basın elindeki gücü komplo kurmak için değil vatandaşlara gerçeği anlatmak, göstermek ve hizmet için kullanır. Ama bu konuda ehil olanlar (bunlar her kim iseler) herkesi kendileri gibi görerek, suçlayıcı açıklamalar ve belgesiz mesnetsiz değerlendirmelerle kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadırlar. Sonsayfa.com CHP'li yöneticilerin deliye döndükleri haberin yayınlanmasının ardından yaptıkları bu açıklamaları ortaya çıkan skandalı ört bas etmek için yapıldığını bilmektedir. Türkiye'nin en büyük partilerinden biri olan CHP'nin böylesine kirli ve karanlık işlerin içine girmesini anlamak mümkün değildir. Soruşturmanın seyrini değiştirecek gizli tanıklarla yapılan görüşmeler bu karanlık işlerin açık seçik bir örneği olarak karşımızda durmaktadır. Bu vesileyle sonsayfa.com elinde delil ve belge olmazsızın haber yapmamaktadır. Sitemizin muhabirinin komplo kurduğunu söyleyerek ortaya çıkan CHP'lileri, bu iddialarını ispat etmeye davet ediyoruz. İspatlayamadıkları takdirde komplo iddiaları için kamuoyundan özür dilemelerini bekliyoruz.

Tanıkları etkilemeye çalışmak suçtur • Ve CHP'li vekillere çok önemli bir hatırlatma yapma gereği duyuyoruz. Anayasanın 288. maddesi şöyle diyor: "Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." Kısaca CHP'li vekiller suç işlemiştir. Bu görüşmeleri kendi ağızlarından itiraf etmişlerdir. Bu konuda savcıların harekete geçmemesi de ayrı bir konudur. (Sonsayfa)

İŞTE ÖRNEKLERLE CHP'NİN ERGENEKON VE BENZER DAVALARDA SEMPATİZANLIKTAN ÖTE TAVIRLARI >>>

ŞOK İDDİA!!! CHP'li Ersin gizli tanıklarla görüştü | CHP'li Ersin ile Gizli Tanık'ın buluşma kayıtları silinmiş

Ergenekoncu CHP'lilerin fezlekeleri ne zaman Meclis'e gelecek? | 'Ergenekon ve CHP' manşetlerimiz

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

(10 Mart 2010, 13:25)

Recep GençoğluVeli KüçükŞener EruygurErzincan: Albayın Küçük ve Eruygur’la 7 gizemli görüşmesi
Erzincan’daki Ergenekon davasının ek klasörlerinde tutuklu Albay Recep Gençoğlu’nun Şener Eruygur ve Veli Küçük’le 2006 yılında yaptığı yedi görüşmenin kaydı da yer aldı. Albay Gençoğlu, savcılıktaki sorgusunda Ergenekon sanıklarının hiçbiriyle görüşmediğini söylemişti. Albay Gençoğlu’nun, adı Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı soruşturmasında geçen albay Mehmet Ülger’le 2004 yılında iki görüşme yaptığı da tespit edildi. Gençoğlu’nun diğer bir Ergenekon bağlantısı da, telefon numarasının Eski özel harekatçı İbrahim Şahin’in kurduğu S1 suikast timlerinde yer aldığı belirtilen Teğmen Taylan Özgür Kırmızı’nın telefon rehberinde yer aldığının tespit edilmesiyle ortaya çıktı.

Erzincan’daki Ergenekon yapılanmasıyla ilgili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan iddianamenin eklerinde Eskişehir İl Jandarma Alay Komutanı Albay Recep Gençoğlu’nun çarpıcı bağlantılarına yer veriliyor. Dursun Çiçek tarafından imzalanan İrtica ile Mücadele Planı’nı Erzincan’da hayata geçirmek için Ergenekon’a bağlı faaliyet göstermek suçlamalarına yer verilen iddianamenin eklerinde Albay Gençoğlu’nun Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur, Veli Küçük, Teğmen Taylan Özgür Kırmızı, Albay Hasan Atilla Uğur ve Hayrettin Ertekin ile yaptığı telefon görüşmelerine ait dokümünlar yer aldı. Albay Gençoğlu, savcılıktaki sorgusunda Ergenekon sanıklarının hiçbiriyle görüşmediğini söylemişti.

Çarpıcı bağlantılar • Erzincan’daki Ergenekon yapılanmasıyla ilgili soruşturmayı yürüten Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, 06.01.2010 tarihinde bazı şüphelilerin telefon numaralarını Ergenekon sanıklarıyla irtibatı olup olmadığının tespiti için incelemeye aldı. Yapılan inceleme sonucunda Erzincan Jandarma Alay Komutanı olarak görev yaparken 30 Ağustos 2009’da Eskişehir’e atanan Albay Gençoğlu’nun ilk olarak, adı Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı soruşturmasında geçen Mehmet Ülger’le 2004 yılında yaptığı iki görüşme tespit edildi. Gençoğlu’nun numarasının ayrıca Eski özel harekatçı İbrahin Şahin’in kurduğu S1 suikast timlerinde yer aldığı belirtilen Teğmen Taylan Özgür Kırmızı’nın telefon rehberinde yer aldığı tespit edildi.

Eruygur’la bir görüşme • Albay Gençoğlu’nun Birinci Ergenekon davasında 1 nolu sanık olarak yer alan emekli Orgeneral Şener Eruygur’la da 04.05.2006 tarihinde görüşme yaptığı tespit edildi. 2003 ve 2006 tarihleri arasında Veli Küçük’le de altı görüşme kaydı bulunan Recep Gençoğlu, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Hayrettin Ertekin’le 2006 ve 2007 tarihleri arasında 23 görüşme yapmış, Ertekin ünlülerin kuyumcusu olarak biliniyordu. Gençoğlu, Ergenekon’un sanıklarından emekli Albay Hasan Atilla Uğur’la ise 2006 ve 2008 tarihleri arasında 40 görüşme yapmış. (Taraf)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(10 Mart 2010, 11:46)

İlhan Cihaner, Dursun Çiçek, Saldıray BerkErzincan'da darbe toplantısına katılan 16 komutana mahkeme yolu
Erzincan'daki Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan deliller, Zaman'ın gündeme getirdiği 'darbe toplantısı'nı teyit etti. 2009'da 3. Ordu'daki seminere katılan 16 komutan tek tek sıralanırken, Osman Şanal ve diğer savcıların bu isimlerin ifadesini almak istediği de ortaya çıktı. Ancak süreci HSYK kararı durdurdu. Hukukçulara göre Erzincan soruşturması sürmeli ve mahkeme aşamasında, adı geçen komutanlar ifadeye çağrılmalı. Erzincan'da dün bir pastaneye yapılan operasyon ve üç gözaltı, soruşturmanın halen sürdüğünü göstermekte.

Orgeneral Saldıray Berk'in 1 numaralı sanık olarak yer aldığı Erzincan'daki Ergenekon soruşturması genişliyor. 3. Ordu nezdinde 2009'da yapılan 'darbe toplantısı'yla ilgili ayrıntılar da netleşiyor. Avukatlara dağıtılan iddianamenin ek klasörlerinde, toplantıya katılan 16 komutan tek tek sıralanıyor. Belgelere göre, 2011 seçimlerinden sonra müdahale hazırlıklarının tartışıldığı seminere Tunceli ve Erzurum jandarma bölge komutanları, Tunceli, Elazığ, Bingöl, Muş, Ardahan, Ağrı, Kars, Erzurum, Erzincan il jandarma komutanları ile Genelkurmay'dan bazı rütbeliler katıldı. Savcılar, adı geçen komutanların ifadesinin alınmasını da kararlaştırdı. Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ın hazırladığı ilk iddianamede yer alan ve ek klasörlere de giren belgelerde bu komutanlar için şüpheli/tanık sıfatı kullanıldı. Ancak savcıların özel yetkilerini kaldıran HSYK kararı, ifade sürecini durdurdu. Saldıray Berk gibi diğer komutanların da ifadesinin alınması işlemi gerçekleştirilemedi. Zaman, konuyu 8 Mart'ta 'Darbe toplantısında 16 komutan, 2 başsavcı' manşetiyle gündeme getirmişti. Delil klasörleri bu bilgileri doğrularken, mahkeme sürecinde ilgili komutanların ifadeye çağrılması bekleniyor. Soruşturmanın devam ettiğinin anlaşıldığına dikkat çeken emekli Başsavcı Reşat Petek, "Yeni çıkacak delillere göre komutanlar sanık veya tanık sıfatıyla ifadeye çağrılabilir." diyor. Emekli Savcı Gültekin Avcı'ya göre de, darbe toplantısına dair tanık ifadeleri, soruşturmanın devam etmesi gerektiğini gösteriyor.

16 İlin Jandarma Komutanları Meclis'i devirmek için toplandı • Toplantının yapıldığı dönemde Erzincan'da il jandarma komutanı olan Albay Recep Gençoğlu, ek klasörlerde yer alan ifadelerinde seminer adı altında yapılan bölge toplantısına Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan da temsilcilerin katıldığını belirtiyor. Buna göre 3. Ordu Komutanlığı bünyesinde 2009 yılının başında yapılan darbe toplantısına Tunceli Jandarma Bölge Komutanı, Tunceli İl Jandarma Komutanı, Elazığ, Bingöl, Muş, Ardahan, Ağrı, Kars, Ağrı, Erzurum, Erzincan il jandarma komutanları, Erzurum jandarma bölge komutanı katıldı. Ek klasörlerdeki tanık beyanlarının yanı sıra Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ın hazırladığı ve İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdiği ilk dosyada da aynı bilgi teyit ediliyor. Bu bilgiler Erzurum Başsavcı Vekili Taner Aksakal'ın hazırladığı iddianameye de delil olarak girdi. Hatta 11. ek klasörde yer alan "Dosya hakkında yapılması gereken işlemler"in sıralandığı listenin 10. maddesinde "2009'da 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk tarafından düzenlenen darbe toplantısına katılan komutanların şüpheli/tanık olarak ifadelerinin alınması" gerektiği vurgulanıyor. Zaman, iddianamede yer alan bilgilerden yola çıkarak 2009 başında Erzincan'da 'bölge toplantısı' adı altında yapılan seminerlerin darbe hazırlığına döndüğünü yazmıştı. 3. Ordu Komutanlığı nezdinde gerçekleştirilen seminere aralarında 2. Ordu'dan da isimlerin bulunduğu 16 ilin komutanı katıldı. İki ilin başsavcısı ve aralarında Dursun Çiçek'in de yer aldığı Genelkurmay Harekat Dairesi'nden komutanların hazır bulunduğu toplantıya ilişkin bilgiler iddianamenin ek klasörlerinde yer alıyor. İddianamede söz konusu toplantılar için "Ocak-Şubat aylarında Saldıray Berk'in düzenlediği ve seminer adı altında yapılan, gerçekte darbe plan ve çalışmalarının yapılıp darbe yapılmasına ilişkin çeşitli kararların alındığı toplantı düzenlenmiştir." ifadeleri kullanılıyor.

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek: Komutanlar ifadeye çağrılabilir • Savcının komutanların ifadelerinin alınmasını istemesi soruşturmanın devam ettiğini gösterir. Bu durumda bu kişiler hakkında tefrik kararı verilip tıpkı Ergenekon davasında olduğu gibi sıralı iddianameler düzenlenebilir. Yeni çıkacak delillere göre komutanlar sanık veya tanık sıfatıyla ifade vermeye çağrılabilir.

Emekli Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı: Soruşturmanın devam etmesi gerekir • Osman Şanal'ın hazırladığı iddianamede ismi geçen komutanlar hakkında soruşturma devam etmeli. Çünkü bu isimlerin darbe toplantılarına katıldığına dair tanıklar ve ifadeler var. Yeni hazırlanan iddianamede bu isimler sanık olarak geçmediği için haklarındaki soruşturmanın devam etmesi gerekiyor. Ek iddianame hazırlanıp bu kişiler hakkındaki suçlamalar ilk iddianameyle birleştirilmeli. (Zaman)

Erzincan'daki darbe toplantısında 16 il komutanı, 2 başsavcı

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(10 Mart 2010, 11:04)

Ahmet ErsinCHP'lilerin gizli tanıklarla görüşmesi açık bir suç
Gizli tanıklarla buluşan CHP'li vekillerin Türk Ceza Kanunu'na göre suç işlediği ortaya çıktı. Eski Savcı Gültekin Avcı, vekillerin özel yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve delilleri karartma suçundan soruşturulması gerektiğini, milletvekilleri ve bir muhabirin gizli tanıklarla irtibata geçmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. TCK 288. maddeye göre bu suçun cezası 3 yıl hapis.

CHP, Silivri ve Erzurum'daki davada yargıya açıkça müdahale ediyor. Genel Başkan Deniz Baykal, davanın avukatı olduğunu söylerken CHP'li vekiller, Ergenekon örgütüne verdikleri desteği duruşmada sanıkların yanlarına oturarak göstermekten bile çekinmiyor. Ahmet Ersin ve Erol Tınastepe ise Erzincan'daki dava için devreye girmiş durumda. İki vekilin bir gazeteyi kullanarak gizli tanıklarla görüştüğü ortaya çıktı. Hukukçulara göre bu, açıkça yargıya müdahale. Eski Savcı Gültekin Avcı, CHP'li vekillerin Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 288. maddesine göre suç işlediğini söyledi. Avcı, Ergenekon soruşturmasının CHP'ye yönelmesini istedi. CHP'li vekillerin gizli tanıklarla görüşmesinin hem özel yargılamayı etkilemeye teşebbüs hem de delilleri karartma suçu olduğunu kaydeden eski savcı, bu girişimin otomatik olarak soruşturmayı gerektirdiğini belirtti. Gizli tanıkların 'hassas bilgiler veren hukuki kaynaklar' olduğuna işaret eden Avcı, bu isimlerle milletvekilleri ve bir muhabirin irtibata geçmesinin, kabul edilemeyeceğini anlattı. CHP'nin gizli tanıklarla bu şekilde temas kurmasını utanç verici olarak değerlendiren Avcı, şöyle konuştu: "Siyasal bir partinin, hassas bir davaya bu şekilde ve bu derece müdahil olması, hukuk devletinde kabul edilebilir bir şey değil. Çok vahim bir durum." Türk Ceza Kanunu'nun 288. maddesi şöyle: "Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." (Zaman)

İŞTE ÖRNEKLERLE CHP'NİN ERGENEKON VE BENZER DAVALARDA SEMPATİZANLIKTAN ÖTE TAVIRLARI >>>

ŞOK İDDİA!!! CHP'li Ersin gizli tanıklarla görüştü | CHP'li Ersin ile Gizli Tanık'ın buluşma kayıtları silinmiş

Ergenekoncu CHP'lilerin fezlekeleri ne zaman Meclis'e gelecek? | 'Ergenekon ve CHP' manşetlerimiz

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

(10 Mart 2010, 10:17)

Ergin SaygunDursun ÇiçekErgin Saygun, Dursun Çiçek'le birlikte Erzincan'a gelmiş
'Balyoz' soruşturması kapsamında savcılıkça ifadesi alınan emekli Orgeneral Ergin Saygun'un, İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın altında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek'le birlikte 2009 yılı Nisan ayında Erzincan'a geldiği ortaya çıktı.

Özel Yetkili Savcı Osman Şanal tarafından gizli tanık Munzur'a gösterilen 1 No'lu fotoğraf, Saygun'un Erzincan'a geldiğini ispatlıyor. Erzincan'da rütbeli subayları havayolu güzergâhında karşıladığını anlatan Munzur, ifadesinde, "Bana göstermiş olduğunuz fotoğraftaki kişi benim havalimanı yolunda Pizvan kavşağında özel aracımızla karşıladığımız üst rütbeli komutanlardan birisidir. Bu kişi benim aracımla birlikte gelen diğer sivil araca binerek Erzincan merkezdeki kafeme geldi. Şu anda bu kişinin isminin Ergin Saygun olduğunu gördüm, kesinlikle teşhis ettim. Hiçbir tereddüdüm yoktur. Kafemde de kendisiyle sohbet edip çay içtik." diyor. Munzur ayrıca, Erzincan havayolu güzergâhında karşıladığı komutanlar arasında fotoğraftan teşhis ettiği Albay Dursun Çiçek'in bulunduğunu, hatta aynı araca bindiğini söylüyor. Klasörlerde örgütün sivil kanat sorumlusu olduğu belirtilen ve Erzincan'da av bayiliği yapan Yaşar Baş'ın 2009 yılında darbe toplantılarına katıldığı iddiası da yer alıyor. Özel Yetkili Savcı Osman Şanal tarafından 21 Aralık günü soruşturmayı yürüten gizli tanık Efe'ye gösterilen 4 No'lu fotoğraf da Dursun Çiçek'in Erzincan'a geldiğini gösteriyor. Fotoğraf sorgusunda Efe, "Şu anda huzurda göstermiş olduğunuz fotoğraftaki kişiyi Erzincan Orduevi'nde gitmiş olduğum kahvaltıda görmüştüm. Yanında da Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ve birkaç tane rütbeli subay vardı. Şu anda da bu kişinin isminin Dursun Çiçek olduğunu gördüm, kesinlikle teşhis ettim. Hiçbir tereddüdüm yok." şeklinde ifade verdi.

Emniyet bilişim uzmanlarının bilgisayarlardaki tüm dosyaları tek tek taramasıyla ortaya çıkan sonuç: Sistem dosyalarının içine şifrelenmiş başka dosyalar gizlenmiş

EK Klasörlerden cemevinin krokisi çıktı • Klasörlerde yer alan bazı bilgilerde Alevi dedelerinin isimleri, kimlik bilgilerinin kayıt altına alındığı görülüyor. Windows sistem dosyası '.dll' uzantılı gibi gösterilen bir çok dosyanın aslında başka dosyaları saklama amaçlı kullanıldığı farkedildi. Şifrelenmiş bu dosyalardan biri olan D3Dcompiler_38dll isimli dosya içerisinde 'ŞEMA.doc isimli dosya tespit edildi. Şifresinin kırılmasıyla girilen dosya içerisindeki klasörlerde Hacı Bektaş Yönetim Kurulu'nun isim ve kimlik bilgilerinin listesi, cemevinin krokisi yer alıyor. İddianamenin ek klasörlerinde yer alan bilgilere göre Erzincan'da yaşayan esnaf, memur ve öğrenciler Nurcu, İsmailağa cemaati mensubu, Fethullah Gülen grubu mensubu diye kimlik bilgilerine kadar fişlenmiş. Klasörlerde ögrencilistesi.doc, İsmailağa Cemaat üyeleri.doc, Otlukbeli okullarına kayıt olan ogrenciler.doc dosyalarında tek tek kayıt altına alınmış. (Yenişafak)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(10 Mart 2010, 10:03)

Ahmet ErsinFLAŞ!!! Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 3 gözaltı
Erzincan iddianamesinde toplantıların yapıldığı yer olarak belirtilen Paradise Pastanesi'nde terörle mücadele ekipleri arama yapıyor. İlerleyen saatlerde üç kişi gözaltına alındı. Paradise Pastanesi'nin sahipleri Erdal Erdoğan ve Abdullah Erdoğan'ın gizli tanık Munzur'u ifadesini değiştirmesi için CHP Erzincan Milletvekili Ahmet Ersin ile gizlice görüştürdükleri ileri sürülmüştü. Ayrıca gizli tanık Munzur'un bir yakını, Munzur'un yanında sivil giyimli asker tıraşlı kişiler tarafından Paradise Pastanesi'ne itilerek sokulduğunu belirterek Emniyet'e başvurmuştu. Bu iddiaların gündeme gelmesi üzerine olaya el atan savcılık kamera kayıtlarını istemiş ancak kayıtlarda buluşma saatlerine denk gelen kayıtların silindiği belirlenmişti. Savcılık silinen kayıtların kurtarılması için çalışma başlatmıştı.

Erzincan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler saat 14.30 sularında Ordu Caddesi 20 numarada bulunan ve ismi birçok kez Erzincan'da yürütülmekte olan Ergenekon soruşturması kapsamında gizli tanıklarla geçen Paradise Pastanesi'ne operasyon düzenledi. Operasyonun devam ettiği pastane içerisinde pastaneye bağlı bodrum katta terörle mücadele şube müdürlüğü ekipleri bilgisayar ve evraklarda inceleme yapıyor. Paradise Pastanesi'nin sahipleri Erdal Erdoğan ve Abdullah Erdoğan'ın gizli tanık Munzur'u ifadesini değiştirmesi için CHP Erzincan Milletvekili Ahmet Ersin ile gizlice görüştürdükleri ileri sürülmüştü. Ayrıca gizli tanık Munzur'un bir yakını, Munzur'un yanında sivil giyimli asker tıraşlı kişiler tarafından Paradise Pastanesi'ne itilerek sokulduğunu belirterek Emniyet'e başvurmuştu.

16.40: Pastane sahibi gözaltında • Erzincan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Paradise Pastanesi'nde başlatılan aramalar sonrası pastane sahibinin oğlu Abdullah Erdoğan gözaltına alınarak Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Aramalar sırasında el konulan evraklar da çuvallar içerisine konulup mühürlenerek teslim alındı. Ekiplerin Erdoğan'ın evinde de arama yaptığı öğrenildi. (Cihan)

18.45: Gözaltı sayısı 3'e çıktı • Paradise Pastanesi'nin sahibinin diğer oğlu Erdal Erdoğan ile pastane çalışanı Binali Bircan da gözaltına alındı. Böylece gözaltında bulunanların sayısı 3'e yükseldi.

Pastanenin Sırrı • Kamuoyu, birkaç gün boyunca Gizli Tanık Munzur olan S.Z.'nin kaybolduğu gerekçesiyle hakkında ihbar telefonları açıldığını ve daha sonrasında Ordu Caddesi üzerinde asker traşlı ve sivil giyimli kişilerle birlikte ve endişeli olduğunun görüldüğünü duymuş, akabinde bu şahıslar tarafından iteklenerek sokulduğu PARADİSE PASTANESİ'ni merak etmişti. Paradise Pastanesi sahibi Abdullah ERDOĞAN ve kardeşi Erdal ERDOĞAN'ın, eski Erzincan Başsavcısı İlhan CİHANER ve CHP milletvekili Ahmet ERSİN ile yakın ilişki içinde oldukları ve çok sık görüştükleri ortaya çıktı. ERDOĞAN Kardeşlerin, İlhan CİHANER'le Erzincan'da sürekli birlikte görüldükleri, birlikte sık sık şehir dışına çıktıkları, başsavcının gerek binek araç gerekse masraflarını karşılayarak “sponsorluğunu” yaptıkları, Erzincan'a geldiği günlerde CHP Milletvekili Ahmet ERSİN'i karşıladıkları ve ERSİN ve askerler arasındaki geliş – gidiş trafiğini ayarladıkları, çevrelerinde “askerlerin, başsavcının ve milletvekillerinin dostu olup arkası güçlü esnaf” olarak bilindikleri, gelen bilgiler arasında yer alıyor.

Pastane sahibi doğruladı • Konuyla ilgili olarak habervaktim'in ulaştığı pastane sahibi Abdullah Erdoğan, CHP üyesi olduğunu CHP'den aday olduğunu belirterek, Savcı İlhan Cihaner'le tanıştığını ve dostluğunun bulunduğunu doğrulamıştı. Erdoğan, "Cihaner ile sık sık bir araya geliriz o çok iyi bir insan. Onun kimseye haksızlık yapacağına inanmıyorum. İnsancıl yönü çok ağır basar" dedi.

ŞOK İDDİA!!! CHP'li Ersin gizli tanıklarla görüştü | CHP'li Ersin ile Gizli Tanık'ın buluşma kayıtları silinmiş

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

(09 Mart 2010, 15:10)

Mukaddes EruygurMukaddes Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi
Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'un bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Mukaddes Eruygur'a ait olduğu öne sürülen ses kaydında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hakkında da inanılmaz ifadeler yer alıyor. Eruygur, dönemin komutanlarının hükümetle nasıl uğraştıklarını, Şener Eruygur'un jandarmadayken bu işi bitirmek istediğini söylüyor ve 2003-2004 darbe girişimlerinin perde arkasını bütün çıplaklığı ile anlatıyor.

Habervaktim sitesinde yayınlanan şok ses kaydı Ergenekon terör örgütü sanığı, eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'a ait. Eruygur, dönemin komutanlarının hükümetle nasıl uğraştıklarını, Şener Eruygur'un jandarmadayken bu işi bitirmek istediğini söylüyor ve 2003-2004 darbe girişimlerinin perde arkasını bütün çıplaklığı ile anlatıyor. Mukaddes Eruygur'a ait olduğu öne sürülen ses kaydında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hakkında da inanılmaz ifadeler yer alıyor.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Şener jandarmadayken 'Bitirelim şu işi' dedi • Ayy bende anlamıyorum vallahi hiç. Devlet mevlet kalmamış. İşte jandarmayken, bütün orgeneraller bir toplantı yapıyor ayda bir. Hilmi Özkök paşanın zamanında biliyorum. Şener o zaman bitirelim şu işi demişti. Biz bu işi bitirelim dedi. Kimse sesini çıkartmıyor.

O günün bütün komutanları hükümetle Uğraştı. Fırtına paşa süperdi • yani görevimiz çok zor geçti. Çok çetin geçti. Hükümetle uğraştı. Hilmi ile uğraştı. Hilmi'yi yola getirmeye çalıştılar. Tabii herkes az buçuk hem fikirdi. Dört kişiyi susturdu. Öyle bir güç var elinde. Yani herkes uğraştı. Yani bütün o günün komutanları bu hükümetle uğraştı. Yani uğraşmadı dersem günah olur. Herkes bu işin bilincindeydi. Fırtına paşa'da süper. Hepsi süper. Yani bir canım var diyor. O da gitsin ne olacak ölecem nasıl olsa.

Hilmi Özkök, Şener'i bir kaşık suda boğacaktı • Hilmi Özkök ülkeye çok zarar verdi. Şener'i bir kaşık suda boğacaktı. Hilmi Özkök paşa zaten bunların fikrinde. Genelkurmay Başkanı olmak büyük bir ülkeye zarar verdi. Eee bunlar getirdi işte. Terfi etti. Bilinemedi. Nasıl ki bu hükümet tek başına gelince öyle çıktı ortaya. Yani Şener'i bir kaşık suda boğacaktı adam. Ama bu hükümetle iş birliği yapsaydı zaten belirli mevkideydi.

Kıvrıkoğlu, Hilmi'yi geç fark etti. Koalisyon olduğu için engelleyemedi • Kıvrıkoğlu paşa onlar getirdiler. Ondan önceki farketmedi mi? Ben anlayamadım. Kıvrıkoğlu paşa, (Hilmi Özkök) Genelkurmay Başkanı olmaması için elinden geleni yaptı biz şahidiz. Bunu fark etti ama geç fark edildi. Kara kuvvetleri komutanıydı zaten. Ee yok ki başka şey. Ne yaparlar dı Kıvrıkoğlu'nu uzatırlardı biraz. Onuda başarılı olamadı. Kıvrıkoğlu çok uğraştı. Şimdi Allah var. Ama yetemedi. Koalisyondu biliyorsun. Ecevit kabul etti. Bahçeli kabul etti ordan çıkmadı.

Koca kuvvet komutanları • Koca kuvvet komutanlarını paldır küldür götürüyorlar, Tedirginiz. Yani biz de tedirginiz paldır küldür götürüyorlar. Koca kuvvet komutanları yan yana geldikleri vakit iki laf edemeyecekler mi? Konuşuluyor bu memleketin hali ne olacak? Ne yaparız? Ne yapalım? Zaten MGK da bindiriyorlar bunlara. MGK da yapmadıklarını bırakmadılar.

Hilmi Paşa'da o kafadan. Bu rütbeye kadar nasıl gelmiş • Hilmi Paşa bunlara sıcak baktı. Hilmi Paşa bunlara dokunmadı. Bunları sevdi Hilmi Paşa. Çünkü oda aynı kafadan. Bu adam bu rütbeye nasıl geldi. İşte bütün Türkiye onun cezasını çekiyor. (Habervaktim)

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları | Ses kayıtlarının doğruluğu parmak izi ve ıslak imza gibi tespit edilebilir mi?

(09 Mart 2010, 13:24)

Fikri KaradağErgenekon sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı
Birinci Ergenekon davasında ‘örgüt yöneticisi’ olarak yargılanan emekli Albay Fikri Karadağ, Balyoz soruşturması kapsamında 'şüpheli' sıfatıyla 4 saat ifade verdi. Karadağ, Balyoz’da darbe planlayan ekibin içinde yer alıyor. Karadağ için askerlerin perdeleme yapması dikkat çekti. Daha önce adliyeye sadece muvazzaf subaylar getirildiğinde askerler perdeleme yapıyordu. Albay Karadağ’ın adı Ergenekon ve benzer soruşturmalarda birçok yerde geçiyor.

Ordu eski Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan cuntası tarafından hazırlanan Balyoz Darbe Planı ile ilgili soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında dün 1. Ergenekon davası tutuklu sanığı Kuvayı Milliye 1919 Derneği eski Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ, ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi. Hakim ve savcıların kullandığı protokol kapısından adliyeye alınan Karadağ’ın görüntülerinin çekilmemesi için askerlerin yan yana dizilerek perdeleme yapması dikkat çekti. Daha önce adliyeye sadece muvazzaf subaylar getirildiğinde askerler perdeleme yapıyordu. Balyoz soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Bilal Bayraktar tarafından sorguya alınan emekli Albay Fikri Karadağ’ın adliyedeki işlemleri yaklaşık 4 saat sürdü. “Ergenekon yöneticisi olmak” ve “adam öldürmeye azmettirmek”ten müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Karadağ, Balyoz’da darbe planlayan ekibin içinde yer alıyor. Balyoz Darbe Planı’nda 29’u general, 133’ü subay olmak üzere 162 askerin ismi yer alıyor. (Star)

Türkiye'yi şok eden yemin töreni: Ölmek var öldürülmek var öldürmek var • Türkiye Albay Fikri Karadağ'ı Mersin'de yaptırdığı 'ölme-öldürme' yeminiyle tanımıştı. Danıştay saldırısıyla tanınan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği (VKGB)'nden ayrılan Karadağ, ardından Kuvayı Milliye Derneğini kurdu. Dernek üyelerine silah ve Kur'an üzerine yaptırdığı 'ölme-öldürme' yemininin görüntüleri tüm Türkiye'yi şoke etti. Çocukların da hazır bulunduğu törende derneğin yeni üyelerine insanı dehşete düşüren şu konuşmaları yaptı: "Sevgili arkadaşlar! Bu uğurda ölmek var; öldürülmek var!.. Öldürmek var! Bu işe girdiğine bin kere pişman olup 'nereden bu işe başladım' demek var!"

Kuvayı Milliye yapılanmasında Karadağ • 21 Şubat 2008 tarihinde yapılan 3. Ergenekon dalgasında gözaltına alınıp tutuklanan Karadağ'ın ve yöneticisi olduğu Kuvayı Milliye Derneği’nin, Ergenekon Terör Örgütü'nün hücre yapılanmasında önemli rol oynadığı Ergenekon iddianamesinde iddia ediliyor. Savcı Öz, bu hücre yapılanmasını, ikinci iddianamede şu şekilde anlatıyor: ‘Kuvayi Milliye Derneği’nin kuruculuğunu ve başkanlığını yapan Paşa kod Fikri Karadağ’ın örgütçe temin edilen tetikçiler ile gizli görüşmeler yapmak için çalıştığının fiziki takip tutanaklarından anlaşıldığı, dernek çatısı altında silahlı tetikçi grupları örgütlediği, bazı kişilerin öldürülmesi için organizasyon yaptığı, (...) derneğin sivil toplum görüntüsü altında ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ içerisinde faaliyet gösteren silahlı eylem gerçekleştirme kabiliyetine sahip hücre yapılanması içerisinde olduğu, Osman Gürbüz’ün de Fikri Karadağ’ın emri altındaki tetikçilerden olduğu...’

Ergenekon soruşturmasında çok sayıda hakim ve savcının dinlenme gerekçesinde Karadağ var • Ergenekon kapsamında çok sayıda hakim ve savcının dinlenmesini isteyen Adalet Bakanlığı müfettişlerinin, 3 Kasım 2008 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak bazı ek taleplerde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Başvuruda Ergenekon’un ‘yargıya sızmaya’ çalıştığı savunularak şöyle deniliyordu: “Ergenekon terör örgütünün yargıya sızma konusundaki kararlılığının örgütsel belgelerde açıkça yer aldığı, birçok örgüt üyesinin, hakim ve savcılarla irtibatlarının bulunduğu, telefon görüşmelerinde, bazı hakimlerin, şüpheli statüsünde bulunan avukat Kemal Kerinçsiz’e hitaben, ‘bir emrin var mı’ şeklinde hitap ettikleri, bazı şüphelilerin hakim savcı adayların sınavları için tavassutta bulundukları, bir kısım şüphelilerin yüksek yargı organı üyelerini ziyaret edip örgütsel destek istedikleri, bazı yargı organları mensupları Ergenekon terör örgütünün internet sitelerinde yazılar yazdıkları... Paşa kod adlı Fikri Karadağ’ın bazı hakim ve savcılarla sürekli görüştüğü, şüpheli Veli Küçük’ün birçok hakim ve savcı ile irtibatlı olduğu hattı bazı savcılar için ‘bizim çocuklardan -bizim arkadaşlardan’ şeklinde beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Örgütün amaçları doğrultusunda kamuoyunda infiale sebep olabilecek nitelikte eylemler gerçekleştirebilecek kadar tehlikeli olması da göz önüne alınarak, başka yöntemlerle suçluların ve eylemlerin ortaya çıkarılmasının mümkün bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.”

33 er katliamında olay yerine ilk gelen kişi • Ergenekon savcılarının, Ergenekon tutuklusu emekli askerlerin ne zaman, nerede ve hangi görevlerde bulunduğunu sorduğu Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelen cevap, emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'ın 33 erin şehit edildiği 24 Mayıs 1993'te, Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Şube Müdürlüğü'nde görevli olduğunu belirtiyordu. 33 erin şehit edildiği olay yerine ilk giden kişinin de Ergenekon sanığı olan dönemin subayı Fikri Karadağ olduğu, da iddia edilmişti.

Balyoz sanıklarından Özel Harpçi Engin Alan'la tanışıklığı • Ergenekon davasının 56. duruşmasında tutuklu sanıklardan emekli Albay Fikri Karadağ'ın, bir dönem Özel Harp Dairesi (ÖHD) komutanı olarak görev yapan, savunma firmaları ile ilgilenen, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Başkanı emekli Korgeneral Engin Alan'la ilişkisi gündeme getirilmişti. Savcıların "Engin Alan ve Melih Tunca'yı tanıyor musunuz? Aranızda ne tür bir ilişki var?" şeklindeki sorusuna, Karadağ, "Engin Alan ile Erzurum'da görev yaptığım sırada tanıştık." şeklinde cevap vermişti. Alan, Azerbaycan darbesi sırasında Türkiye'nin Bakü askeri müşaviri olarak görev yapıyordu. Bir süre ASELSAN'da görev yapan emekli Korgeneral Engin Alan Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan üst düzey generallerden birisiydi ve halen bu davada yargılanmayı bekliyor.

Garih cinayeti katil zanlısı Yermez, Hasdal'da Karadağ'ın emrindeydi • Üzeyir Garih'in katil zanlısı Yener Yermez'in, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli albay Fikri Karadağ'ın emrinde Hasdal Kışlası'nda askerlik yaptığı ortaya çıktı. Bu haberin basına yansımasının hemen ardından da Yener Yermez bizzat kendi el yazısıyla cinayetle ilgili bildiklerini Yeni Şafak gazetesine bildirdi.

Vatanseverler Davası: Karadağ, paşaların kellelerini çuvala dolduracağını anlattı • Girdap Operasyonu ile yakalanan Vatanseverler çetesi (Vatanseverler Kuvvetler Güç Birliği Hareketi - VKGB) lideri Taner Ünal'ın mahkeme dosyasında yer alan konuşmasında Ergenekoncular için “Bunlar ihtilal hazırlıyor. Muzaffer Tekin Cumhurbaşkanı, Parmaksız Paşa Genelkurmay Başkanı olacakmış” dediği ortaya çıkmıştı. Vatanseverler çetesi davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti. Ankara polisinin düzenlediği Girdap Operasyonu kapsamında tutuklanan Vatanseverler Güç Birliği Hareketi lideri Taner Ünal'ın, Ergenekon Terör Örgütü ve Danıştay saldırısı ile ilgili ilginç bazı açıklamaları ortaya çıktı. Ünal konuşmalarında, Ergenekon'da tutuklanan Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ ile arkadaşlarının ihtilal peşinde koştuğunu söylüyordu. Taner Ünal, mahkemeden alınan izinle yapılan dinlemede kaydedilen konuşmasında emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız ve emekli Albay Fikri Karadağ ile yaptıkları toplantıda konuşulanları dernek yöneticisine şu şekilde anlatıyor: “Kardeşim dedim. Yani hoş geldiniz, iyi yaptınız, memnun oldum. İki tane dedim, Mümtaz, şey paşa subay, size nasıl yardımcı olabilirim? Ne yapmak istiyorsunuz? Hedefleriniz neler, dedim. Fikri Karadağ dedi ki, biz dedi, paşaların kellelerini çuvala dolduracağız dedi. Anlamadım dedim. Evet dedi, biz ihtilal yapacağız, ihtilali de Muzaffer Tekin yapacak dedi. Hayırdır paşam dedim ya ben birden şoka uğradım yani. Ne kellesi dolduracaksınız dedim PKK'lı kellesi falan mı dolduracaksınız dedim. Hayır dedi. Paşaların kellelerini dolduracağız dedi. Bu memlekette dedi çok vatan haini paşa var dedi. Ben tabii Alaattin Parmaksız biraz tersler diye şey yaptım. İşte dedi Genelkurmay Başkanım da burada dedi. Muzaffer Tekin Cumhurbaşkanı olacak dedi. Kendisi de başbakan filan olacak. Bunun üzerine gönderdim bunları. Ne ihtilali yapıyorsunuz siz dedim.” VKGB lideri Taner Ünal'a göre Muzaffer Tekin ihtilal yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı olacak, Genelkurmay Başkanlığı'na ise emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız getirilecekti. Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ ise ihtilalde Başbakanlık görevini üstlenecekti. Vatanseverler davasında VKGB derneğinin Ergenekon tutukluları Veli Küçük'ün talimatıyla ve Muzaffer Tekin, Mehmet Fikri Karadağ, Mehmet Zekeriya Öztürk ve soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır tarafından kurulduğu belirtiliyordu. Derneğin kurulması aşamasında 13 Mart 2005'te İstanbul'da Erol Çakır Öğretmenevi'nde Taner Ünal'ın konuşmacı olduğu toplantıya Tekin, Hüseyin Görüm, İbrahim Özcan gibi Ergenekon sanıklarının katıldığı, Alparslan Arslan'ın da burada bulunduğu aktarılıyor. Toplantıya Şener Eruygur'un da çelenk göndermesi o süreçte dikkat çekmişti. Hedefinin bir 'Türk-Kürt savaşı' çıkarmak olduğu iddia edilen dernek yöneticilerinden Fikri Karadağ ile diğer bir Ergenekon tutuklusu Hayrettin Ertekin'in kullandığı 'En iyi Kürt ölü Kürt'tür' sözünü avukatları Metin Çetinbaş, Ergenekon duruşmasında skandal şekilde savunmuştu: 'Kürtlerin ölmesini istemek suç mu?'

Karadağ'ın adı Hrant Dink cinayetinde de geçiyor • Ergenekon'un firari sanıklarından Turhan Çömez'in Asus marka bilgisayarında Western Digital marka harddisk içerisinde; "Yusuf Ziyad.doc" isimli bir msword belgesi tespit edildi. İncelenen dosyada 'yusuf_ziyad07@yahoo.co.uk' isimli e-posta adresinden 'gulerkomurcu@superonline.com' adlı e-posta adresine gönderilen e-postanın 'turhancomez@yahoo.com' isimli e-posta adresine yönlendirildiği belirlendi. Belgenin içeriğinde ise Yusuf Ziyad isimli şahsın Irak Kürdistan Federe Bölgesi'nde yaşayan Türkiyeli bir Kürd olduğu ifade edilerek, söz konusu e-posta ekinde "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Çeteleşme Gerçeği" başlıklı yazı yer alıyor. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Çeteleşme Gerçeği" başlıklı yazıda "İtirafçı Alaattin Kanat, Tuğgeneraller H.K ve Veli Küçük" gibi isimlerin Kürdistan'daki birçok faili meçhul cinayet ve terör hareketinin yürütücüleri olduğu yazıyor. Belgenin 6. sayfasında ise Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in katlinin arkasında da JİTEM, Veli Küçük ve Emniyetin olduğu iddiası yer alıyor. Belgenin 13. sayfasında "Bu Oluşumların Başındakiler" başlığı altında, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, AK Partili Turhan Çömez, Birinci Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur (Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı), NATO eski Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) başkanlık görevi de yapmış olan Fikri Karadağ, Özel Hareket Dairesi eski Başkanı İbrahim Şahin, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği'nin Genel Başkanı Taner Ünal, Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Türk-Metal-İş Sendikası'nın 32 yıllık Genel Başkanı Mustafa Özbek, MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, emekli astsubay Mahmut Öztürk, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk, Kemal Kerinçsiz, İstanbul Ülkü Ocakları eski Başkanı Levent Temiz, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nden Sevgi Erenerol, Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, Bekir Öztürk, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Yalçın Küçük, Sedat Peker isimlerinin yanı sıra, birçok emekli asker, bürokrat, siyasetçi, öğretim görevlileri ve iş adamlarının isimleri yazıyor.

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikastinde Karadağ da suçlandı • PKK tarafından öldürülen yada daha doğrusu şimdiye kadar öyle olduğu sanılan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın, aslında Ergenekon tutuklusu Fikri Karadağ gibi TSK üniforması giymiş muvazzafların da yeraldığı Ergenekon Terör Örgütü tarafından suikaste kurban gittiği, ikinci Ergenekon iddianamesine yansıyan ve delil klasörlerinde de ayrıntılı olarak yer verilen Kıskaç kod adlı gizli tanığın şok ifadelerinde yeraldı.

Erzincan davası sanığı Gençoğlu ile bağlantısı • Fikri Karadağ'ın Erzincan-Ergenekon davasının tutuklu sanığı Eskişehir İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığının ortaya çıktığı iddia edildi.

Amirallere suikast davasında adı 'örgüt yöneticisi' olarak geçiyor • Amirallere suikast davasında da adı gündeme gelen Karadağ, iddianamede Ergenekon'un TSK içindeki yapılanması olan Karargah Evleri örgütlenmesinin 2 nolu yöneticisi olarak gösteriliyor.  Özoğlu, Karargah Evleri aracılığıyla muvazzaf subaylardan elde edilen bilgileri Kemal ve Neriman Aydın kardeşlerden alıp 'Ergenekon'un askeri kanat sorumlusu' emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'a ulaştırmakla suçlanıyor.

Danıştay saldırısı günü kamera şirketi Karadağ'ı aramış • Danıştay saldırısının olduğu gün 'kameralar bozuk' açıklaması yapan OYAK güvenlik şirketinden Fikri Karadağ’ın arandığı ortaya çıktı.

Bülent Arınç suikastçilerinin Karadağ'la bağlantısı • Karadağ'ın adının geçtiği diğer bir olay, Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiası oldu. Arınç'ı takip ederken yakalanan iki Özel Harp subayından birisinin Karadağ'ın Kuvayı Milliye derneğindeki yardımcısı Durmuş Özoğlu ile telefon görüşmeleri yaptığı tespit edildi.

Fikri Karadağ ile ilgili manşetlerimiz

Abdullah Harun, (09 Mart 2010, 11:15)

İlhan CihanerErzincan'daki Kirli ve Islak planın yüzlerce delili var
Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturmada yargı tarihine geçecek gelişmeler yaşanıyor. İddianamenin yarısının gizli tanık ifadelerinden oluştuğunu ileri süren bazı çevreler soruşturma ve davayı küçümsemeye çalışıyor, ancak iddianamede çok önemli maddi deliller bulunuyor. 14 ek klasörlü iddianamede bombaların Çatalarmut Baraj Gölü'ne polise komplo kurmak için yerleştirildiği belgeleniyor. Tutuklu Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında, Baraj Gölü'ne atılan bu mühimmatın listesi bulundu. Yine Ergut'ta ele geçirilen 'Ddl.doc' isimli dosyada mühimmatın evlere nasıl yerleştirilecaeği ve bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemeler ise tüm delilleri teyit ediyor.

14 ek klasörlü iddianamede bombaların Çatalarmut Baraj Gölü'ne polise komplo kurmak için yerleştirildiği belgeleniyor. Üsteğmen Ersin Ergut'ta ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada mühimmatın evlere nasıl yerleştirileceği ve bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. "Sol terör örgütlerinin faaliyetleri artırılacak." şeklindeki el yazısı da dikkat çekici. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemeler ise tüm delilleri teyit ediyor.

Belgeler dudak uçuklatıyor • Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturmada yargı tarihine geçecek gelişmeler yaşanıyor. CHP, davanın bizzat müdahili. CHP'nin kamuoyunu, tutuklanan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner lehine yönlendirmek için bazı gazetelerle temasa geçtiği ileri sürüldü. Ardından CHP Milletvekili Ahmet Ersin, Jandarma İstihbarat'ın öncülüğünde gizli tanıklarla bir araya geldi. Son hamle gizli tanıkları Ankara'ya kaçırmak oldu. Bir diğer strateji ise gizli tanıkların itiraflarının sulandırılmaya çalışılması. Bu kapsamda bazı gazeteler iddianamenin yarısının gizli tanık ifadelerinden oluştuğu yönünde haberler yapıyor. Ancak Erzurum Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede çok önemli maddi deliller var. İddianamenin tam 14 ek klasörü bulunuyor. Belgeler arasında Jandarma İstihbarat raporları, görüşme kayıtları, el yazısı ile alınmış notlar, bulunan mühimmatla ilgili ekspertiz raporları, şüpheli Jandarma Başçavuş Orhan Esirger'de bulunan dijital deliller, şüpheli Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında ele geçirilen çok önemli gizli belgeler bunlardan birkaçı. İddianamenin eklerinde yer alan 1 No'lu klasörde bulunan mühimmata ilişkin belgeler yer alıyor. Söz konusu belgelerde emniyete kurulan tuzağa ilişkin çok önemli deliller bulunuyor. Buna göre Erzincan Çatalarmut Baraj Gölü'nde 27 Ekim 2009'da bulunan 13 adet el bombası ile 350 civarında merminin polise komplo kurmak için yerleştirildiği tespit edildi.

Üsteğmenin bilgisayarında baraj gölündeki mühimmatın listesi • Komplonun belgesi, sanıklarda bulunan bilgisayarın imaj işleminde ele geçirildi. Tutuklu Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında, polise komplo kurmak için Çatalarmut Baraj Gölü'ne atılan mühimmatın listesi bulundu. Bu belgede 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Ersan ve Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Tapan'ın isimleri de geçiyor. Yine tutuklu sanıklardan Ersin Ergut'un bilgisayarına ait hard diskte çok sayıda fişleme dosyası bulundu. Ergut'ta ele geçirilen "sol terör örgütlerinin faaliyetleri artırılacak" şeklindeki el yazısı önemli deliller arasında.

Astsubayın belge kaçırmaya kalkışması ve belgeler tespit edildi • Tutuklu sanıklardan Yaylabaşı Karakol Komutanı Murat Yıldız'ın karakol yakınındaki TOKİ inşaatında sakladığı iki çantada çok sayıda resmi ve özel belgenin yanı sıra, dijital veriler bulundu. Şüpheli Ahmet Saraçlar'ın bilgisayarında ise başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın eşleri olmak üzere çok sayıda milletvekili ve bakanın eşleri hakkında değerlendirme raporlarının yer aldığı fişleme dosyası bulundu.

Dinleme kayıtları • 2 No'lu klasörde şüphelilerden Nedim Ersan, Ali Tapan, Abdulvahap Güllü, Şenol Bozkurt, Sinan Özendi ve Yaşar Baş'a ait mahkeme kararı ile yapılan dinlemelere ilişkin kayıtlar dikkat çekiyor. 3 No'lu klasörde Jandarma İstihbarat birimleri tarafından hazırlandığı belirlenen "3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile ilgili değerlendirme.docx" başlıklı dosya var. Aynı klasörde yer alan Ersin Ergut'ta ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada da mühimmatın evlere nasıl yerleştirileceği, bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği gibi bilgiler yer alıyor. 6 numaralı klasörde şüpheliler Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger ve Ergin Soysal'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Ergenekon soruşturmasındaki bazı şüphelilerle irtibatına ilişkin tespit tutanağı var.

Cihaner hakkında 2'nci iddianame hazırlanabilir

Başsavcı İlhan Cihaner'in bodrumunda bulunan belgeler inceleniyor • Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in evinin bodrumunda ele geçirilen binlerce belgeye ilişkin inceleme ise iddianameye yansımadı. Söz konusu belgeler savcılık tarafından tek tek inceleniyor. Belgeler arasında çok sayıda gizli damgalı doküman, dinleme tapeleri, fişlemelerin bulunduğu öğrenildi. Alınan bilgilere göre incelemenin tamamlanmasının ardından suç niteliğinin değişmesi durumunda Cihaner hakkında ikinci bir iddianame hazırlanacak. Ya da mevcut dosya kapsamında yargılama safhasında dosyaya eklenecek. (Zaman)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(07 Mart 2010, 12:01)

İlhan CihanerCihaner'e tahliye ve Yargıtay'a gitme talepleri reddedildi
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kabul ettiği, aralarında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve Eskişehir İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu'nun da bulunduğu 10'u tutuklu 14 kişi hakkındaki iddianamenin tensip zaptında, tutuklu sanıklar Cihaner ve Gençoğlu ile birlikte Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger, Şenol Bozkurt, Murat Yıldız, Şinasi Demir, Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın İnce'nin 'tutukluluk hallerinin devamına', sanıklar İlhan Cihaner ve Recep Gençoğlu'nun avukatlarının tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildi. Tensip zaptında ayrıca şu ifadeler yer aldı: 'İddianamede sanığın üzerine atılı suçların terör suçları olması bu tür suçların görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkisi olmayan mütemadi suç olması bu suçun niteliği ve süreklilik arzeden özelliği nedeniyle temadinin bir kısmının görevini yaparken, yani mesai saatleri içerisinde yapılmasının bu suçu görev suçu haline getirmeyeceği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçların kişisel suç olması nedeniyle sanık İlhan Cihaner vekili Hamit Sekman ile müdafileri Hikmet Aksakallı ve çetin Fındıkoğlu'nun dosyaya görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine, sanıklardan İlhan Cihaner'in mahkememizde yargılanmasına oy çokluğu ile karar verildi.' Üç hakimden oluşan mahkeme heyetinde üye hakim Ali Kaya alınan tüm bu kararlara karşı çıktı. Muhalefet şerhinde ortaya koyduğu görüşleriyle dikkat çeken Hakim Kaya, Cihaner'in işlediği iddia edilen suçların görev suçu olduğunu savunmasıyla ve davanın Yargıtay'a götürülmesinde ısrar etmesiyle şaşırttı.

Heyet, tutuklu sanıklar İlhan Cihaner, Recep Gençoğlu, Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger, Şenol Bozkurt, Murat Yıldız, Şinasi Demir, Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın İnce'nin üzerlerine atılı suçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması, atılı suçun niteliği ve mevcut delil durumu, haklarındaki kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular ve delilleri karartma şüphesinin varlığı, CMK'nın 100/2-3 maddeleri nazara alınarak, tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına, sanıklar İlhan Cihaner ve Recep Gençoğlu'nun avukatlarının tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verdi. Tutuksuz sanıklar Saldıray Berk, Ali Tapan, Ahmet Saraçlar ve Yaşar Baş'ın ise CMK'nın 145. maddesi uyarınca iddianame ekli, duruşma gün ve saatini bildirir açıklamalı davetiye ile ayrı ayrı duruşmaya celplerine, müşteki Ahmet Demir ile tanıklar Süleyman Oğuz, Ömer Bayşan ve Erdal Zirek'in beyanlarının alınması için Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, karar verildi.

3 hakimden ikisine göre Cihaner'e atfedilen terör suçları görev suçu değil • Tensip zaptında ayrıca şu ifadeler yer aldı: ''İddianamede sanığın üzerine atılı suçların terör suçları olması bu tür suçların görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkisi olmayan mütemadi suç olması bu suçun niteliği ve süreklilik arzeden özelliği nedeniyle temadinin bir kısmının görevini yaparken, yani mesai saatleri içerisinde yapılmasının bu suçu görev suçu haline getirmeyeceği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçların kişisel suç olması nedeniyle sanık İlhan Cihaner vekili Hamit Sekman ile müdafileri Hikmet Aksakallı ve çetin Fındıkoğlu'nun dosyaya görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine, Bu nedenlerle duruşmanın, tutuklu sanıkların tutuklama durumlarının incelenmesi yönünden 30.03.2010 günü saat 09.30'a, 29.04.2010 günü saat 09.30'a, esas yönünden ise 04.05.2010 günü saat 09.30'a bırakılmasına, tutukluluğun devamı yönünden 7 gün içerisinde Diyarbakır Nöbetçi Ağır ceza Mahkemesi Başkanlığı'na (CMK'nın 250. maddesi uyarınca yetkili) itirazı kabil olmak üzere, sanıklardan İlhan Cihaner'in mahkememizde yargılanmasına ve sanıklardan Recep Gençoğlu'nun tutukluluk halinin devamına yönelik ara kararı yönünden oy çokluğu ile karar verildi.''

Üye Hakim Ali Kaya alınan kararlara karşı çıktı üç yönden muhalefet şerhi koydu • Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in de aralarında bulunduğu 14 sanıkla ilgili iddianameye üye hakim Ali Kaya, üç yönden şerh koydu. İddianame 1 Mart’ta toplanan Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin önüne geldi. Başkan Mustafa Karatay ve üye hakimler Ali Kaya ile İsmail Şahin’den oluşan heyet iddianamenin kabulüyle ilgili kararı oyçokluğuyla aldı. Üye hakim Ali Kaya, şu şerhleri koydu: 1) “Şüpheli Saldıray Berk’in hazırlık aşamasında ifadesinin alınmamış olması, mevcut delillerle örgüt liderliği suçu açısından delillerin yeterince ilişkilendirilmediği, bu nedenle iddianamenin iadesi gerekir. 2) Cihaner’in suçları görev nedeniyle ya da görevi sırasında işlediği, örgüt üyeliği suçunun delilleri olan eylemlerinin yargılamasının Yargıtay’da yapılmasının değerlendirilmesi gerekir. 3) Albay Recep Gençoğlu delil durumu ve delilleri karartma ihtimali olmadığı için tahliye edilmeli.

Üye Hakim Ali Kaya'dan karşı oy: Cihaner Yargıtay'da yargılanmalı • Üye Hakim Ali Kaya, karşı oy kullandığı tensip zaptında, tutuklu sanıklardan Başsavcı İlhan Cihaner'in işlediği suçları savcılık sıfatını kullanarak gerçekleştirebileceği ve örgüt üyeliği suçunun delilleri olan eylemlerinin yargılanmasının, Yargıtay ilgili dairesinde yapılması gerektiği yönünde görüş belirtti. Üye Hakim Kaya, tensip zaptında, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 89, 90, 91, 92 ve 93. maddeleri ile 5271 sayılı CMK'nın ''bazı suçlara ilişkin muhakeme'' başlığı altında düzenlenen 250. maddesini açıkladıktan sonra, Başsavcı Cihaner'in işlediği iddia edilen suçlara değindi. Cihaner'in katıldığı eylemleri tek tek sıralayan Kaya, şunları kaydetti:

Hakim Kaya: Cihaner tüm suçları görevliyken işledi o halde suçlar görev suçu • ''Şüphelinin tüm suçları Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla görev yaptığı sırada işlediği, 'kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği' suçunun yöneltilmesiyle de iddia makamı tarafından şüphelinin görev suçu işlediği kabul edildiği, örgüte destek amacıyla Erzincan Başsavcılığınca yürütülen-yürütülecek olan soruşturmalarda şüphelinin gerek gizli tanıkları tehdit etmesi gerekse yönlendirmesi eylemlerinin savcılık sıfatı kullanılarak gerçekleştirilebileceği, her ne kadar hiçbir kamu görevlisinin 'görevi nedeniyle bir suç örgütüne üye olma' suçunu işleyemeyeceği dolayısıyla örgüt üyeliği suçunun kişisel suç olarak nitelendirilmesinin doğru olduğunun kabulü gerekli ise de gerek Anayasa gerekse Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda 'hakim ve savcıların görevleri nedeniyle ve görevleri sırasında' işledikleri suçlarda yargılama yerleri gösterilirken, birinci sınıfa ayrılmış olanların Yargıtay'da yargılanacaklarının düzenlendiği Anayasanın 144. Maddesi göz önünde bulundurulduğunda CMK'nın 250/3 maddesinde belirtilen 'birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır' hükmünün hakim ve savcılar hakkında uygulanmasının Anayasa'ya açık aykırılık teşkil edeceği,

Hakim Kaya: Cihaner'e açılmış dava durdurularak Anayasa mahkemesine götürülmeli • Bu nedenle şüpheli İlhan Cihaner hakkında açılmış bulunan kamu davasında 'durdurma kararı' verilerek CMK'nın 250/3 maddesinin Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği, görüşe katılınmadığı takdirde şüphelinin Başsavcı olması nedeniyle tatil günleri de dahil olmak üzere 24 saat boyunca gerek doğrudan gerekse ilgili adli birimlere emir ve talimat vermek suretiyle görev ifa edebileceği, raporlu ya da izinli olmadığı dönemlerde yasal deyişle görevi sırasında olduğunun kabulünün gerektiği, görev sırasında veya görevi nedeniyle işlenen suçlarda ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin Yargıtay ilgili dairesi olduğu, şüphelinin kişisel suç olan örgüt üyeliği suçundan mahkememizde yargılanması gerekmekle birlikte örgüt üyeliği suçuna dayanak teşkil ettiği iddia edilen eylemlerinin bütününü görevi nedeniyle ya da görevi sırasında işlediği, şüpheli İlhan Cihaner'in örgüt üyeliği suçunun delilleri olan diğer eylemlerinin yargılanmasının Yargıtay ilgili dairesinde yapılmasının ve delillerle birlikte değerlendirilmesinin gerektiği ve Yargıtay'a gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kanaati ile,

Hakim Kaya: Saldıray Berk'in ifadesi alınmadığı için iddianame iade edilmeli • Şüpheli Saldıray Berk’in hazırlık aşamasında ifadesinin alınmamış olması, mevcut delillerle örgüt liderliği suçu açısından delillerin yeterince ilişkilendirilmediği, bu nedenle iddianamenin iadesi gerekir.

Hakim Kaya: Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum • Sanık Recep Gençoğlu hakkındaki mevcut delil durumu, sanığın delillerin karartma ihtimalinin bulunmaması göz önünde bulundurularak koşulsuz olarak tahliyesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.'' (Zaman)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Kontrgerilla'nın yargıdaki örgütlenmesi

(04 Mart 2010, 18:55)

Ahmet ErsinFLAŞ!!! Savcı: Baskı var, mahkeme tanıkları acilen dinlesin
Erzincan-Ergenekon soruşturmasına atanan ve iddianameyi tamamlayarak mahkemeye sunan yeni Başsavcıvekili Taner Aksakal, 'Gizli tanıklara baskı var. Gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı yüksek. Soruşturmanın selameti için çok acele dinleyin' diyerek mahkemeden talepte bulundu. İddianamedeki bu acil talep, jandarma ve CHP’li vekillerin gizli tanıklara yaptığı baskıyı akıllara getirdi. Diyarbakır'da görülen Cemal Temizöz davasında da gizli tanıklara baskı yapıldığı iddiaları gündeme gelmiş, hatta soruşturma savcısı bu baskıyı delillendirerek dava dosyasına eklemişti. Bu şekilde delillendirilen baskılar neticesinde bazı tanıkların mahkemede ifadelerini değiştirdikleri görülmüştü.

Gündeme bomba gibi düşen ve ilk kez muvazzaf bir Orgenerali sanık sandalyesine oturtan Erzincan Ergenekon iddianamesi birbirinden şok belge ve bilgileri içeriyor. Ancak iddianamenin asıl bombası HSYK tarafından yeni atanan Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekili Taner Aksakal’ın iddianamenin sonuna düştüğü not oldu. Aksakal mahkemeden “Gizli tanıklar mahkeme tarafından ivedilikle dinlensin” talebinde bulundu.

Soruşturmanın selameti için • Özel Yetkili Başsavcıvekili Aksakal iddianamenin sonuna düştüğü notta “Gizli tanıklar üzerindeki ifadelerini değiştirmelerine yönelik baskılar devam ettiğinden, soruşturma dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı bulunduğundan ve mevcut delillerin şüpheliler hakkında dava açmaya yeterli şüphe oluşturduğundan yargılamanın selameti açısından büyük önem arzetmesi nedeniyle mahkemenizce bu tanıkların en kısa sürede dinlenmesi gerektiği düşünülmüştür” şeklindeki şok uyarılara yer verdi.

Jandarma ve CHP'li Ersin baskı yaptı • Başsavcıvekili Aksakal’ın uyarısı, gizli tanıklara jandarma ve CHP’liler tarafından baskı yapıldığı iddialarını gündeme getirdi. Savcı Osman Şanal’ın yetkilerinin HSYK’nın yargı darbesiyle elinden alındığı gün, Gizli Tanık Munzur, jandarma tarafından alıkonulmuş ve gece yarısı Erzincan Adliyesi’ne götürülerek, hem ifadelerini geri çekmeye hem de Savcı Şanal aleyhine tanıklığa zorlanmıştı. Jandarmanın ikna edemediği gizli tanıkların bir otel odasında CHP Milletvekili Ahmet Ersin’le görüştürüldükleri ve Ersin’inin ifadelerini geri çekmeleri için gizli tanıklara baskı yaptığı ortaya çıkmıştı.

Gizli Tanık delilleri çalınacak mı? • İddianamenin sonundaki şok nottaki bazı ifadeler kafaları karıştırdı. Gizli tanıkların ifadelerini çekmeye zorlandığı bilinirken, Başsavcıvekili Aksakal’ın “soruşturma dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı bulunduğu” yolundaki tespiti uzun süre tartışılacak gibi görünüyor. Adli emanetteki gizli tanık delillerinin nasıl kaybolacağı ya da kimler tarafından kaybedileceği merak konusu oldu. İddianamenin altındaki notun ardından Özel Yetkili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, gizli tanıkların ifadelerine kısa zamanda başvurması bekleniyor.

Gizli tanık ifadeleri sanıklarca doğrulandı • Erzincan Ergenekon iddianamesinde Gizli Tanık X’in “Albay Tapan, benimle görüşerek polis aleyhine yalancı tanıklık yapmamı istedi” iddiasının Albay Ali Tapan tarafından kabul edilmesi, Gizli Tanık Efe’nin “3. Ordu’da darbe seminerleri yapıldı” iddiasının Albay Recep Gençoğlu tarafından kabul edilmesi ve Gizli Tanık Munzur’un “Sivil kanat lideri Yaşar Baş’ın bilgisayarında Tuncer Kılınç’la samimi fotoğrafları var” iddiasının Baş’ın bilgisayarındaki fotoğraflarla doğrulandığı ve benzeri örnekler hatırlatılarak şu tespit yapılıyor: “Sanıkların bu beyanları Gizli Tanıkların ne kadar doğru ve ne derece önemli bilgiler verdiğini göstermektedir.” (Star)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

(03 Mart 2010, 11:55)

ERGENEKON DAVASI HAKİM VE SAVCILARINA TARİHİ UYARILAR!..
Bugün görülmeye başlanacak dava süreci Türkiye'miz için çok hayati önemde. Ne Avrupa Birliği müzakereleri, ne BM güvenlik konseyine seçilmiş olmamız ne de benzeri gelişmelerin hiçbirisi bu dava kadar önemli değil.

Çünkü devleti koruma adına hareket ettiğini iddia eden, hem sivilleri hem devlet görevlilerini öldüren, sakat bırakan, öldürme yemini ettiren, silahlı yemin törenlerinde evlilik nikahları kıyan, pkk, hizbullah, dhkp-c, ibda-c ve benzeri terör örgütlerini maşa gibi kullanan, bizzat onlara veya onlar yaptı süsü verilip devlet görevlilerine eylemler düzenleten, müslüman-laik, türk-kürt, alevi-sünni, sağ-sol ve benzeri kışkırtmalarla Türk halkını yıllardır bölen ve halen de bölmeye çalışan, bebelere kurşun sıktıran, insanlara dışkı yedirerek, köylerini yakarak, aşağılayarak, devletten nefret ettiren, bu baskıların da etkisiyle gençleri dağa çıkaran, bir kardeşi dağda bir kardeşi askerde birbiriyle vuruşturan, binlerce anne-babayı yaşadıkları sürece unutamayacakları tarifsiz evlat acısına boğan, birçok kadını kocasız, çocukları babasız bırakan, bir çok gazilerimizin ömür boyu sakat kalmasına yol açan, Türkiye'mizi içine kapatan bu menfur, melun terör organizasyonunu kısmen de olsa konu alan bir davaya bakacaksınız! Hiçbir terör örgütü bunlar kadar bu ülkeye zarar veremez!

Bu melun terör organizasyonundan korkmayınız, Türk halkından korkunuz. Şemdinli savcısının başına gelenleri, Şemdinli davasına bakan Van mahkemesi üyelerine yapılan baskıları, İstanbul Organize'ye nöbetçi mahkeme kararı aldırarak baskın yapan ve hukuk dışı şekilde yeni ergenekon soruşturma gelişmelerini kopyalamaya çalışan meslek yüzkaralarını unutmayın! Sizler Türk Halkı adına karar vereceksiniz! Sakın kurtlar vadisindeki gibi, bu adamları, millet adına yaptıkları hizmetlerden dolayı suçlayamayız, beraat ettirmeliyiz, diye düşünmeyin. Bu melun terör organizasyonunun polat alemdar ve ekibiyle hiçbir benzerliği yok, üstelik de bu terör organizasyonu bir film değil, bir gerçek. Yukarıda sıraladığımız cürümleri de önünüze sunulan belge ve bilgilerde!..

Bu adamların işledikleri bu suçlar, insanlık suçlarıdır, en temel suçlardır.. Bu suçlar ve ülkeye yaptıkları kötülükler, ne Türk Milleti adına ne de devlet adınadır.. Eğer onlardan korkarsanız, yanlış tarafta yer alırsanız bu aziz millet bunu da görecektir! Onların hesabı bugün olmazsa, sizler eliyle olmazsa, bir gün mutlaka ama mutlaka görülecektir. Unutmayınız ki kimse bu dünyada kalıcı değildir. Önemli olan geride kalanların bizi nasıl hatırlayacağı, rahmetle mi lanetle mi?

Çok şeyler söylenebilir ama siz arif insanlarsınız, Türk Halkı adına demek istediklerimizi anlamışsınızdır. Yüreğinizden korkuyu silin, sonu ne olursa olsun, hukukun gereğini yerine getirin. Gerekçesi vicdan huzurunuzdan temellenen, milletin de onaylayacağı kararlar verin! Böyle olan tüm yiğit hukuk adamlarımıza Türk Halkı adına başarılar ve kolaylıklar dileriz.


Abdullah Harun, (20 Ekim 2008)

Kontrgerilla, Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye Ediliyor?
Ergenekon iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama eğer Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz, Hayır! O değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir. Kontrgerilla vardır, halen devam etmektedir ve Ergenekon'la aynı değildir. Kesinlikle böyledir. Bizce buna en büyük delil, Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı brifingindeki açıklamasıdır:..Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist değildir. Din devrimine de karşıdır...Devrim kelimesi kullanılmış. Başörtüsü taleplerinin en fazla dikkat çektiği “toplumsal hayatta İslam'ın gittikçe daha çok yer alması”nın, brifingi verenlerce din devrimi süreci olarak görüldüğü, dolayısıyla Kontrgerilla'nın, eski adı Özel Harp Dairesi (ÖHD), yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) şeklinde değiştirilen ve başlangıçta ABD finansmanıyla kurulan, başbakan Ecevit'in bile haberdar edilmediği çok gizli bir devlet örgütü olduğu ve doğal olarak da varlığını halen sürdürdüğü, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gayet net anlaşılmaktadır. Öyle ayrıcalıkları vardır ki bu örgüt elemanlarının, mevcut kanunlara tabi değildirler, yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Genelkurmay Başkanı'nın 'tanırım, iyi çocuktur' dediği ve yargılanmalarına açık müdahalenin yapıldığı Şemdinli olayı subayları buna canlı bir örnektir. Bu sitenin ilgili bir çok sayfasında bunları yıllardır belirtmiştik ama özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil ettiğine inandığımız Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik  Deliller  sayfamızı, Özel Harp Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap arayan  Ö.H.Dairesi  sayfamızı, Kontrgerilla-Ergenekon-Gladio ve bağlantılı konulardaki güncel haberleri aktaran  Manşetlerimiz  sayfamızı ve tabi  forum  bölümümüzdeki ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.

Ergenekon soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla canavarı, kurtulmak için mücadele etmeye başlamıştır. Soruşturmanın yukarılara tırmanmaması için, tıpkı Kurtlar Vadisi'ndeki İskender'in yakalanışıyla adamlarının tüm ülkeyi bombalı ve silahlı saldırılarla cehenneme çevirmeye çalışmaları gibi gözdağı eylemlerine girişmekte ve “daha ileriye gitmeyin” demektedir. Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler devam edecek veya şimdilik duracaktır. Son örneklerini teşkil eden Balıkesir Altınova ve benzeri yerlerde sivillere, Aktütün Karakolu'nda askerlere, Diyarbakır'da polislere yönelik peşpeşe düzenlenen saldırılar, 12 Eylül öncesinde başarılan sağ-sol kavgasının günümüzde Türk-Kürt kavgası şeklinde başarılmaya çalışıldığını, kışkırtmaların çok sırıtmasına rağmen bunun yapılmasının ise iç-dış, türk-kürt, sağ-sol, asker-sivil gibi birbirine karşıt unsurların birlikte çalıştıkları statükocu kontrgerillacıların çok zor durumda olduklarını göstermekte. Yıllarca Meclis'teki komisyonlara ifade vermeye tenezzül bile etmeyen General Veli Küçük gibi önemli elemanlarını feda etmeyi göze almaları da kontrgerillacıların köşeye sıkıştığını, şiddetle çırpınmakta olduklarını ve bu telaş yüzünden iyice planlayıp örtemedikleri sırıtan hata dolu operasyonlar yürütmekte olduklarını, en az hasarla kapandan kurtulmaya çalıştıklarını gösteriyor. Benzer durum İtalya'daki Gladio soruşturması sırasında yaşanmış, soruşturmayı engelleme girişimleri dolaylı ve doğrudan devreye sokulmuştur. Belki de yıllar önce, 1980 öncesi başbakanlığı döneminde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi (ÖHD) iddialarının üzerine somut şekilde giden, kendisine Çiğli Havaalanı'nda suikast girişiminde bulunulan Bülent Ecevit'in, “Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli tertiplerden duyduğu korku” , bugünkü çılgınca katliam tertiplerini en çarpıcı şekilde anlaşılır kılan, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar tırmanması gerektiğine ışık tutan ilk ve en üst düzey net açıklamadır. Ecevit'in başbakanı olduğu hükümetin koalisyon ortağı Necmettin Erbakan'ın, Uğur Mumcu cinayeti üzerine, bilinen ama kolayca ve normal koşullarda söylenemeyen gerçeği, onbinlerce kişi “Kahrolsun Kontrgerilla!” diye haykırırken dile getirdiği: “Türkiye'de Özel Harp Dairesi var. Bunların CIA'nın emrinde olduğunu, birçok provokasyonda bulunduğunu biliyoruz. Uğur Mumcu'nun öldürülmesine benzer birçok cinayet profesyonelce işlendi. Bu cinayetlerin Özel Harp Dairesi'nin marifeti olduğunu biliyoruz.” sözleri de diğer bir net açıklamadır.

Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı Susurluk'taki gibi kısıtlı tasfiyeden başka bir şey değil bu. Evet bu da bir şeydir, güzeldir şüphesiz. Ama asıl örgüt, asıl beyin veya beyin takımı şu an dışarıda, işinde gücünde insanlar görünümündedir. Muhtemelen çok yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını sallayıp gezinmekte, halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları planlamaktadırlar. Boş durmayı sevmezler. Yani kendimizi kandırmayalım, bu iş bitti demeyelim. Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD kaynaklı örgütü ve bunların yurt sathına yaydıkları, gerçek amacı yurt savunması ve yurdumuz işgale uğradığında öğrendikleri, “ortalığı karıştırma, dış düşmana terör uygulama ve böylece halkın direnişini örgütleme, moral verme, dış düşmana karşı direnişi başlatma” gibi görevler üstlenmiş ve bu amaçtan sapmayan, ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna edelim. Ama bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt insanımızı iç düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini olgunlaştırmak için aynı silahla hem sağcı hem solcu vuran, kahvehane tarayan, bombalama eylemleri yapan, darbe şartlarını olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi Başbakan'a suikast planları yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp PKK yaptı süsü veren, Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten firarınızı sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli devlet görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım, onları unutalım mı, bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya kapanmaz. 100 yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir 100 yıl sonraki nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü konuşmalı mı? Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı mı, hayır. Tam demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması kurmak zorundayız. Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi halkını iç düşman görüp örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli cezalarla cezalandırıp sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri dağıtmadıkça bu dosya hep açık kalacaktır. İnşallah o meş'um dosyanın kapandığı günleri gelecek nesillere kalmadan bizler de görürüz!..

Abdullah Harun, (27 Temmuz 2008), son güncelleme: (13 Ekim 2008)


Kontrgerilla, Gladio, Özel Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası, siyasi terör Komando - 4.51kB olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler, Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri... Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler oluyor, ama ne ?.. 

1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio skandalı ve o sıralarda ülkemizde işlenmekte olan laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun şekilde gündemimize soktu. Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf etmeseler de!.. Skandal patladıktan sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri, ülkelerinde Gladio uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek Türkiye hariç. Oysa Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul siyasi terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için eğitilenler mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği gibi?.. 

Buradaki bilgiler yeni değil, daha önce yayınlanmış bilgilerin tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış bu bilgiler. Ama internet ortamının getirdiği mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir amacı da bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı gördüğünüz bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz. 

Bizi izlemeye devam edin...

Abdullah Harun
13 Ağustos 2001

En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir. Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde uyumludur.